Bizde elektrik gidince, Rum matbaasında sabahlamıştık… 

KIBRIS Gazetesi tarihinde bir ilk yaşanırken, dün yayınlanmadık. Tam kapanma uygulamasına geçilirken, gazetenin de yayınlanmama kararı yerindeydi. Her taraf kapalı olduğundan gazeteyi kime okutacaktık? Meydanları dolduran güvercinlere, kuşlara mı? Pandemi dediğin dünyaya, insanlığa neler yaşatmadı ki? Hâlâ da yaşatıyor, inadından vazgeçmiş değil. Bu yüzden insanların sosyal, kültürel, ekonomik yaşamı altüst oldu. Ancak yılmadan virüsle mücadeleye devam…

Kapanma nedeniyle gazetelerin de doğal olarak okurlarıyla buluşamaması beni, yıllar öncesine götürdü. Benzeri bir durum değildi. Koşullar ve olanaklar farklıydı… Barış Harekâtı öncesiydi, ama şimdi hangi yıl olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Elektrikler kesilmiş, Türk tarafı olduğu gibi karanlığa gömülmüştü… O dönemde kurşun harflerle yazılan yazılar sayfa büyüklüğündeki ‘kale’ dediğimiz kalınca çinko tabakalara yerleştirilirdi. Çok eziyetli bir işti. Her neyse; sayfalar hazırdı, ancak elektrik olmadığından baskı makinesi çalışamazdı. Jeneratör de yeterli değildi. Halkın Sesi Gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ya da Genel Yayın Yönetmeni idim o dönemde. Herkes toplanmış, ‘ne yapılabilir?’ diye derin düşüncelere dalmıştık.

Liderimiz ve gazetenin kurucusu Dr. Küçük, yarına gazetenin basılamayacağına kanaat getirmiş vakit de geç olduğundan, evine yatmaya çıkmıştı… Oğlu Mehmet Küçük ise bizimle birlikte kafa kafaya vererek, ne yapabileceğimizi düşünüyorduk. Elektrik sadece Rum kesiminde vardı. Matbaa Sorumlusu Hasan Usta’yı (Hasan Özarın) devreye koyup, geçmişte iş birliğine yatkın Rum matbaacılarla temas kurmasını istedik. Her meslekte olduğu gibi, matbaacılık mesleğinde olanlar da birbirlerini tanırlar, kâğıt, mürekkep veya bir başka eksiklik ya da arıza halinde karşılıklı yardımlaşma olurdu.

Allah uzun ömürler versin, Hasan Usta, çekirdekten yetişme en iyi matbaacılardan biridir. Zaman ilerliyor, nerdeyse sabah oluyordu. Hasan Usta telefonla konuştuktan sonra müjdeyi vermişti: “Haydi toparlanın, sayfaları ‘Zavalli’nin matbaasına götüreceğiz.”

Matbaa Ledra Caddesi’nin sağ tarafında bir ara sokaktaydı. Rum kesiminde üç kardeşin çalıştırdığı ünlü bir matbaaydı… Teknik şimdiki gibi gelişmiş değildi. Kurşun harflerle hazırlanan sayfalar her zamanki gibi madeni plakalarda baskı makinesine verilecek durumdaydı, ama bu kez başka yerde basılacaktı. Sayfaları titizlikle arabalara yerleştirdikten sonra Zavalli Matbaası’na götürdük. Rum kardeşlerden Tofi Usta zaten orada bekliyordu. Onlar Hasan Usta ile tokalaşıp sohbet ederken, bizimle birlikte olan baskıcı rahmetli İsmet Arap (İsmet Ernaz), aynı model olduğundan hemen makinenin başına geçmiş ve ayarını yaparak çalıştırmaya başlamıştı…

Güneş doğmuş, sabah olmuştu… Zavalli Müessesesinin kızlı erkekli çalışanları mesaiye gelince ve baskı makinesini çalışır durumda, aynı zamanda makinenin etrafında da şimdiye kadar görmedikleri simaları görünce hayretten donakalmışlardı. Tofi Usta’ya neler olup bittiğini sorduklarında, o da esprili bir şekilde “Bunlar yeni elemanlar, bugün sabah erkenden işe başladılar” deyivermiş, ama bu sözlerle tatmin olmadıklarını fark edince de hemen ardından “Basılan sayfalara da mı bakmıyorsunuz, bu arkadaşlar Türk, bastıkları da Türkçe gazete” demişti. O güne kadar belki de hiç Türk görmeyen kızlı erkekli genç çalışanlar, hatıra olarak birkaç tane gazete almışlardı. Sohbet koyulaşırken, baskı makinesini kullanan bizim Akıncılarlı (Lüricina) rahmetli İsmet Arap, farsi Rumcası ile sohbete katılınca ilgi daha da artmıştı…

Basılan gazeteleri hemen iki araba ile Halkın Sesi’ne taşımıştık. Gazete satıcılarına da daha önceden haber verilmiş ki, herkes kaldırımın üzerinde bekliyordu. Gazetenin kurucusu ve Toplum Liderimiz Dr. Küçük gözlerine inanamamış, “Bu işi sen hallettin, değil mi?” diye kucaklamış ve hepimizi teker teker tebrik etmiş, “Çağırın Kuşo’ya kahveleri getirsin” demişti… Sanki de yüzünde güller açmıştı. Kimin aklına gelirdi o gece Rum kesimine geçip de, gazeteyi Zavalli Matbaası’nda bastırmak? İki şık vardı. Ya ‘Bozkurt’ gazetesi gibi çıkmayacak, ya da Rum kesiminde basılacaktı. İhtiyaçları olduğunda onlar, Türk matbaacıların kapılarını çalardı da, Türk matbaacılar niye çalmasındı?

Pandemiden kaynaklanan tam kapanma dolayısıyla gazetelerin yayınlanmaması beni yıllar öncesine götürürken, gazeteyle ilgili bir anımı da sizlerle paylaşmak istedim. Gazetecilik ve matbaacılığın geçirdiği süreçler de, bu toplumun her alanda karşılaştığı nice zorlukları aşarak, sonunda düze çıktığını yansıtan aynalarıdır. Birlik ve beraberlik halinde, rehavete kapılmadan kurallara uyarak bu badireyi de atlatacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. 

  ***

Beyazlar, Akova’da, Fikretler, Tepebaşı’nda;

Erol Derviş Çavuş da Londra’da toprağa verildi

Aslen Limasol’lu olup, Akova’da ikamet eden, herkes tarafından sevilen sayılan, iyi insan, Beyazlar ailesinin direği Hüseyin İltan Beyazla, Akova’da defnedildi. Sevgili eşi Zürihe Hanım, evlatları Polat-Serpil Beyazlar, Kürşat-Gülin Beyazlar, Çilem Ayşe Beyazlar, Tolga-Pembe Beyazlar, torunları Ahmet, İlkem, Umut, Hasan, Ülkem, Selen, Pelin, Duru, İltan ve Polen, derin üzüntülerini dile getirerek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

Bu arada Tepebaşı köyünün saygın kişilerinden, iyi insan, merhum Halil Fikretler’in eşi Nacıye Fikretler, geçen cuma günü köyünde toprağa verildi. Çok sayıda torun ve torun çocukları sahibi olan Naciye Hanım’ın vefatı köyde derin üzüntü yarattı. Evlatları Duru-Aziz Eminsel, İbrahim-Hatice Fikretler, Mustafa-Güler Fikretler, Ahmet-Emel Fikretler, Adnan-Hidayet Fikretler, bu arada torunları, torun çocukları ve bakıcısı “Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyururuz. Onu her zaman kalbimizde yaşatacağız. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

Öte yandan aslen Mağusalı olup, uzun yıllardan beri Londra’da ikamet eden emekli Polis Çavuşu, iyi insan Erol Derviş Doğruel de geçen cumartesi günü Londra’da defnedildi. Sevgili eşi Zühre Hanım, evlatları Hakan, Fikret, Haluk ve Haldun Doğruel ile torunları ve aileleri, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilerken, sonsuz acı içerisinde olduklarını tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, onu hiç unutmayacaklarını kaydettiler.

 

YORUM EKLE

banner111

banner75