Bizi yok sayarsanız, biz de sizin temaslarınızı yok sayarız…

Kimse Kıbrıs Türkünü yok saymasın ya da hafife almasın.

   KKTC tanınmamış olabilir.

   Ancak, varlığı kabul edilmektedir.

   Daha da önemlisi Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu iki ortağından biridir.

   Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Aralık 1963’ten başlayarak devam eden Rum işgali, Kıbrıslı Türklerin, haklarını ortadan kaldırmaz.

   KKTC’nin varlığı, Kıbrıslı Türklerin, bireysel ve toplumsal olarak Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’ndan kaynaklanan haklarını yok noktasına taşımaz.

***

   ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kıbrıs yolunda.

   Çok büyük olasılıkla sizler bu satırları okurken Pompeo, Güney Kıbrıs’ta olacak.

   Pompeo’nun ziyaretindeki amaç, Doğu Akdeniz'deki soruna barışçı bir çözüm bulunabilmesine katkı koymak.

   Pompeo, uçakta gazetecilere açıklama yaparken, Kıbrıs'taki temaslarının, Başkan Donald Trump'ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis ile yaptığı telefon görüşmelerini tamamlayıcı nitelikte olacağını söyledi.

   Devamında da, Doğu Akdeniz'deki ihtilafın "diplomatik ve barışçı yollardan çözülmesi" gerektiğini belirtip, adadaki temaslarında "Kıbrıs halkının bakış açısı ile bağlantılı riskleri anlamak için çaba göstereceğini" kaydetti.

***

   Bu satırlar yazılırken Pompeo’nun Kıbrıs temas listesinde Kuzey Kıbrıs’tan birilerinin olduğu bilgisi paylaşılmamıştı.

   Keşke son dakikada bile, olsa.

   Ancak çok zor.

   Olacak olsa, güvenlik ön temaslarından başlayarak haberimiz olurdu.

***

   Başta ABD yetkilileri olmak üzere, Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklerin varlığına saygı göstermede çekingenlik gösteriliyor.

   Zaman zaman bu çekingenlik kırılmıyor mu?

   Kırılıyor elbette.

   22 Mayıs 2014’te o dönem ABD Başkan Yardımcısı olan şimdi ise Demokratların Başkan adayı olan Joe Biden’ın Kuzey Kıbrıs’a geçerek dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile makamında görüştüğünü unutmadık.

***

   Biraz daha geriye mi gidelim?

   1991 yılında Rauf Denktaş, Washington’a gittiği zaman, VIP’ten geçmiş, kendisine resmi makam arabası tahsis edilmiş ve dönemin Dışişleri Bakanı James Baker’le ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görüşmüştü.

***

   ABD Yönetimleri Kıbrıs’a ilgi duyarken, Kıbrıslı Türklere, eşit siyasi taraf muamelesi yapmakta hep ikilem göstermiştir.

   Çok ilginçtir…

   ABD Yönetimlerinin Kıbrıslı Türklere yönelik yaklaşımları, hiçbir zaman istikrarlı olmamıştır. Ankara ve Güney Lefkoşa’ya bakarak, Kıbrıslı Türklerle iletişim konusunda karar vermişlerdir.

***

   İstisnasız, Kuzey Kıbrıs’taki tüm siyasi unsurlar, ABD’nin Kıbrıs Türk tarafını yok sayan tavrından rahatsızdır.

   Bizi yok sayarak yapılan temaslar ve alınan sonuçların, Kıbrıs Türk tarafınca, yok sayılmasından daha doğal ne olabilir ki?

   Kimse Kıbrıslı Türklerin yok sayılmasını hafife almasın… Kıbrıslı Türklerin iradesinin ve onayının ne denli önemli olduğunu herkes bir biçimde öğrenir…

   Pompeo, Kıbrıs’tan Türkiye’ye dolaylı mesaj vermek için adaya gelecek olsa bile, Kıbrıs Türk tarafını yok saymamalıydı.

YORUM EKLE

banner75