Bölgeyi yeniden şekillendirme çabaları ve 97’inci yıldönümü

   Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 97’inci yıldönümü dün Türkiye’de olduğu gibi, KKTC’de de coşkuyla kutlandı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, gün nedeniyle yayınladığı mesajda, “Türkiye Cumhuriyeti’nin gücü KKTC’nin de gücüdür” dedi. Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de, Türkiye ve KKTC’yi çevreleyen kuşatma girişimlerinden ancak birlik, beraberlik ve dayanışma içinde çıkılabileceği inancını belirtti, Türkiye’nin, Kıbrıs Türkünün huzur ve refahı için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağını kaydetti.

   Başçeri, ‘Türkiye ve KKTC’yi çevreleyen kuşatma girişimlerinden’ söz ederken, Rum, Yunan ve İsrail Dışişleri Bakanları Atina’da toplantı halindeydi. Herhalde söz konusu toplantı, ne Türkiye’nin ne de KKTC’nin hayrınaydı. Nitekim düzenlenen basın toplantısında, “Bölgemizin haritasını yeniden şekillendiren yeni bir coğrafya anlayışı kuruyoruz” vurgusu yapıldı. ‘Şer İttifakı’ndan güç alan Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis de, fırsatı kaçırmayarak, sıkılmadan “Türkiye faaliyetleriyle bir uyumsuzluk yaratıyor” diye bir kez daha saçmaladı.

   Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ise, “Bu ortaklıklar AB ve ABD tarafından şiddetle destekleniyor” dedi ve İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan ile ilişkilerinin normalleşmesi üzerinde durdu ve Yunanistan’ın Mısır, İtalya ve Arnavutluk ile de işbirliklerine vurgu yaptı.

   Bu açıklamalardan sonra, Büyükelçi Ali Murat Başçeri’nin, ‘Türkiye ve KKTC’yi çevreleyen kuşatma girişimleri’ mesajının ne anlama geldiği ve ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bölge haritası yeniden şekillendirilirken, yeni bir coğrafya anlayışı ön plana çıkarılıyor. Esas mesele, AB ve ABD’yi de bu oyuna alet ederek, Doğu Akdeniz’deki doğalgazdan Türkiye’yi ve KKTC’yi dışlamak, hatta kendi karasuları içine hapsetmektir. Bölgede, bir başka deyişle Doğu Akdeniz’de sahneye konulan bu kirli oyunlara karşı tek vücut olmak bir gerekliliktir.

   28 Ekim Yunanistan’ın milli günüdür. 29 Ekim de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümüdür. Yunanistan’ın milli günü nedeniyle Başbakan Kiryakos Miçotakis, denizci elbiseleriyle Yunan denizaltısı Kotronis’ten çıkarak, Kaş’ın karşısındaki Meis Adası’nı ziyaret ederken, adaya da dev bir Yunan bayrağı çekildi. Bunun ne anlama geldiğini yorumlamaya gerek yok herhalde. Bölgede huzur ve istikrardan yana olan Türkiye’yi provoke girişimlerinin yeni bir örneği desek yeridir herhalde.

   Bölgede bunlar cereyan ederken, Türkiye Cumhuriyeti’nin nerdeyse yüz yıla yaklaşan yıldönümündeki konuşmalar ve mesajlar da, zamanında Türk milletinin yedi düvele karşı verdiği bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini hatırlara getiriyor. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yakın arkadaşları ve Türk ulusuyla el ele, omuz omuza vererek, hem içte, hem dışta nice başarılara imza attı. Türk milletine cumhuriyeti hediye etti. O günlere kadar ülke padişahlar, hanedanlar, sultanlar ve hakanlar gibi, tek kişiye dayalı ‘mutlakiyet’ sistemiyle yönetiliyordu ve egemenlik de kayıtsız şartsız tek kişideydi. Atatürk, bu sistemi tarihin çöplüğüne atarak “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” dedi ve demokrasi ve özgürlüğün temelinin cumhuriyet olduğunu vurguladı.

   Cepheden cepheye koşmaktan yorgun ve bitap düşen bir milleti yeniden ayağa kaldırmak hiç de kolay değildi. Ancak Atatürk halka güveniyordu ve öncülük etmek, milletin elinden tutmak gerekirdi. Cumhuriyetin kurulmasından itibaren her alanda yenilikler yaparak, çağa ayak uydurmanın yollarını gösterdi, birbiri ardına nice devrimlere imza attı. Gelinen noktada Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olarak hızını kesmek isteyenlerin esas amaçlarını anlayabilmek zor değildir. Ancak Türk milleti bir bütün olarak Atatürk ilke ve devrimlerine sadık kalarak, O’ndan aldığı güç ve ilhamla, ‘’Yurtta Barış Dünyada Barış” sözünden hareketle doğru bildiği yolda ilerlemeye devam edecektir. Atatürk’ün tanımıyla ‘En büyük bayram’ olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 97’inci yıldönümünü aynı duygularla kutlamanın sevinç ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu münasebetle bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalışanların da, bu işlerin Türkiye ve KKTC’yi dışlayarak, yok sayarak gerçekleşmesinin çok zor, hatta imkânsız olduğunu bilmelerini hatırlatmakta yarar vardır.

                                                                                   ***

Hasan Galip’in BRT sevdası…

   Değerli dostum Hasan Galip, bu ülkede haberleri en iyi takip edenlerden biri. Kurum Müdürü Meryem Özkurt’a serzenişte bulunarak, “İki ay sonra, Bayrak Radyosu’nun 57’inci kuruluş yıldönümünü kutlayacaksınız. Bayrak… Bayrak… Bayrak… Burası Kıbrıs Türk Mücahidinin Sesi diyerek yayına başlayan radyodan bahsediyorum. Sonradan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sesi oldu” diyor ve şunları aktarıyor:

   “Ben Gazimağusa’da ikamet ediyorum. Üç-dört ay öncesine kadar Bayrak Radyosu rahatça dinlenebiliyordu. Fakat son birkaç aydır ne küçük portable ile ne de büyük radyo ile dinlenebiliyor. Bayrak Radyosu’nun verici gücü mü düşürüldü? Yoksa çok yakın frekanslarda yayın yapan başka radyolar mı kuruldu? Bayrak Radyosu 90. 6 ve 102 FM diye reklamını yapıyor, ama bu radyoyu bulmak çok ama çok zor oldu. 24 Ekim Cumartesi günü öğleyin uğraşıp 102 FM’den 13.30 haberlerini dinleyip radyoyu kapattım. Akşamüstü 18.30 haberlerini dinlemek için radyoyu açtım, bir Rum konuşuyordu. Evde küçük çocuk yok, hanım hiç haber meraklısı değil. Radyoya kimse dokunmadı. Niye Bayrak Radyosu kayboluyor öğlenki yerinden?”

   Hasan Galip dostum gayet kibar bir şekilde Meryem hanıma hitaben şunları da ekliyor: “Meryem hanım sizden ricam Bayrak Radyosu’nu eski güçlü haline getirmenizdir. Ben haber meraklısı bir kişiyim ve Kıbrıs haberlerini hep Bayrak Radyosu’ndan dinliyorum. Fakat son zamanlarda haber dinleyeceğim diye asabım bozuluyor. Lütfen buna bir çare bulun-Saygılarımla.”

   Bayrak Radyosu’nun haberlerine bu denli sevdalı bir dinleyiciyi Meryem hanım da herhalde kırmaz ve gereğini yerine getirir diye düşünüyoruz.

YORUM EKLE

banner75