Borrell’e soruyoruz: AB’nin Kıbrıs ayıbını ne zaman kaldıracaksınız?

   Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Kapalı Maraş’ın açılmasından ve Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik açıklamalardan üzüntü duyduğunu belirtti. Borrell, “Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne BM Güvenlik Konseyi kararları temeli dışında alternatif yoktur” ifadesini kullandı.

   Josep Borrell ayrıca KKTC’deki gelişmelerin Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın birleşmesine yönelik müzakerelerin BM himayesinde hızla başlamasına ihtiyaç duyulduğu bir zamanda meydana geldiğini belirtti, AB’nin müzakereleri desteklemeye ve kalıcı çözüm bulunmasında aktif rol oynamaya hazır olduğunu kaydetti. Borrell, Türkiye’nin müzakerelere yardımcı olacak ortam yaratılması sorumluluğuyla hareket etmesi ve somut katkı sunması gerektiğini söyledi.

   Rum tarafı ve Yunanistan’ın şikâyeti üzerine Mr. Borrell yaptığı açıklamada özetle bunları dile getirdi. Maksat onları memnun etmek ve istekleri doğrultusunda AB’nin görüşlerini de duyurmak. Ancak bu açıklama, kendisinin de üzerinde durduğu yeni görüşme sürecine ne gibi katkı yapabilir, onu da düşündü ve hesaba kattı mı? Esasen hep bu tür açıklamalar yapıldığı için Rum tarafı ve Yunanistan şımartıldı ve uzlaşmaz tavrını artırdıkça artırdı. Bu noktayı Borrell’in iyi bildiğini sanıyoruz. Kıbrıs Türk halkı artık uyandı. Bu gibi açıklamalara da karnı toktur. Çünkü yarım asırdan fazla bir zaman Rumlar tarafından oyalama taktiklerine kurban edildi ve değerli zamanını harcadı.

   Ancak Rum tarafı ile Yunanistan’ın şımartılmasında en başta sorumlu olan da AB’dir. AB kurallarında, henüz sorunu çözümlenmemiş bir ülke üyeliğe kabul edilmediği yazılsa da, Rum tarafı, Kıbrıs’ta iki taraftan biri olarak üye yapılmakla çözümden uzaklaştı ve sırf görüşme yaparmış gibi masaya oturdu. Burgenstock’ta, daha sonra da Crans-Montana’da tüm köprüleri attı ve bugünkü duruma gelindi. Üç yılı aşkın bir süreden beri Kıbrıs’la ilgili müzakere süreci buzdolabında duruyor. Rum tarafı BM ve AB avantajlarını kullanarak, siyasi eşitliğe dayalı bir ortaklığa yanaşmıyor. Durup da şimdi yalvarmak mı gerekiyor? “Aman ne olur, Kıbrıs Türkü olarak her türlü önerinize razıyız. Azınlık olarak yaşamaya, sizin egemenliğinizdeki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yama olmaya da!” mi söylememizi bekliyorsunuz?

   AB yetkilisi Borrell, Annan Planı referandumunda neler olup bittiğini de herhalde hatırlamaktadır. Evet diyen Kıbrıs Türk halkı, ambargoların kalkacağına dair sözlerin yerine getirilmemesi karşısında bir bardak soğuk su içerken, hayır diyen Rum tarafının AB üyeliğiyle ödüllendirildiği unutulmuş değildir. AB adına utanç teşkil eden Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) kararı hala başımızın üstünde Demokles’in Kıcılı gibi durmaktadır.    Borrell, Rumlara akıl hocalığı yapacağına ya da onları tatmin etme yoluna gideceğine, insanlık dışı ambargoları kaldırsın da görelim. Şunu da her zaman vurgulamakta bir kez daha yarar görüyoruz. Kıbrıs meselesi eskisinden çok daha karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal almışsa, bunun en büyük sorumlusu da AB’den başkası değildir.

   Esasen Borrell’in söylediklerinin bizim açımızdan hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un da ifade ettiği gibi, Borrell’in açıklamasıyla “AB, şimdi de Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini reddetme cüretini gösteriyor.”

   Son olarak başlıkta da vurguladığımız gibi, Borrell’e, “AB, Kıbrıs ayıbını ne zaman ortadan kaldıracak?” diye soruyoruz.

                                                                             ***

Çıraklı Ailesi’nin acı günü

   Kıbrıs Türkünün tanınmış iş insanlarından merhum Hüseyin Çıraklı’nın kıymetli eşi, Lefkoşa’nın iyi bilinen simalarından Süheyla Çıraklı dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Süheyla Hanım, KKTC’nin 37’inci kuruluş yıldönümü olan 15 Kasım günü hayata gözlerini yumdu. Çevresinde sevilen, saygıdeğer, iyi bir hanımefendi idi… Çıraklı ailesi, Kıbrıs Türkünün ticari yaşamında bir marka olarak bilinmektedir.

   Evlatları Naciye Sevinç-Dr. Rifat Bicen, Bülent-Mevhibe Çıraklı, Levent-Peral Çıraklı, torunları Ayşe-Talat Arıkan, Ayla Bicen, Hüseyin-Ülfet Bicen, Yeşim-Mertsan Direl, Süheyla-Serhun Kasap, Alp Çıraklı, torun çocukları Ceren, Eren Arıkan, Doğa, Rüzgar Direl, Ares Bicen, bakıcısı Saba, Süheyla Çıraklı’yı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içerisinde olduklarını tüm dost, akraba ve sevenlerine duyururken, “Acımız büyüktür. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

   Süheyla Çıraklı’nın yaşama veda etmesi, ailesinin yanı sıra, dost ve sevenlerini de yasa boğdu ve onlar da ışıklar içinde uyumasını temenni ettiler.  

   Bu arada Girne yöresinin sevilen isimlerinden ve Şensever ailesinin büyüğü, iyi insan Şükrü Şensever önceki gün Yazıcızade Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karaoğlanoğu’nda toprağa verildi. Kıymetli eşi Şenay Hanım, evlatları Nur-Murat Akış, Nil-Ayberk Besen, Zemzem-Salih Kurra, Erhan-Bahar Şensever, torunları Şenay-Osman-Berkay-Hülya-Şükrü-Berk-Berkan-Berkin-Ada ve Yağmur, aileyi sonsuz acılar içerisinde bırakarak Hakkın rahmetine kavuşan Şükrü Şensever’in vefatını tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, “Acımız büyüktür. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

   Öte yandan Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, üyeleri Seyit Yorgancıoğlu’nun değeri babası Asaf Yorgancıoğlu’na Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı diledi. K. T. Öğretmenler Sendikası da, Binnaz Kaya’nın eşi Cenker Kaya ve Ayşen Anday ve Gökçen Kubilay’ın kıymetli babaları Yusuf Kubilay’a Allah’tan rahmet, kederi ailesine başsağlığı temenni etti.

 

YORUM EKLE

banner75