Bu artışlara kimse sevinemeyecek…

Beni tanıyanlar ya da okuyup izleyenler KÖTÜMSER olmadığımı çok iyi bilir.

Kötümserlik, umudun köküne dökülen kezzap suyu gibidir.

Ancak, kötümserlik, objektif yaklaşımın önünü kesmemeli.

Gerçekçi yaklaşımlarla, konuları ele almaktan asla kaçınmamak gerekir.

***

Kamuda çalışanlar ve emeklilere yüzde 38’e yakın artış, hayat pahalılığı ödeneği olarak yapılıyor. Hayat Pahalılığı ödeneği, aslında maaş artışı değildir. Hayat Pahalılığı ödeneği, maaş ve ücretlerde, satın almadaki gerilemeyi gidermek için verilir.

Bir anlamda amaç kaybedilen eşeğin buldurulması.

Kaybedilen eşeğin eksiksiz bulunamadığı da gayet açık.

***

Asgari ücret, ayrı bir hikaye.

Yeni asgari ücretin uygulanması, özel sektördeki işverenlerin ekonomik gücüne bağlı.

Pandemi, ekonomik krizi daha da tetikledi.

Binlerce işyeri kapandı.

Yeni asgari ücreti kaç işveren verebilecek, göreceğiz.

Ciddi çoğunluğun, devletin anlamlı katkısı olmazsa, yeni asgari ücreti veremeyeceğini görmek ve söylemek için,  usta bir falcıya gitmeye gerek yok.

***

Bir biçimde işini kaybetmeyecek asgari ücretliler de dahil, dar ve sabit gelirlerden bir Allah’ın kulu, artışlı maaşlarına sevinemeyecek.

Neden?

Nedeni çok açık.

Dövizin ani fırlamasında, fiyatlar uçuşa geçmişti…

O uçuş hala bitmedi.

Tedarikçiler ve marketlerde, zam uçuşu devam ediyor.

Başbakan’ın, fiyatlar düşecek içerikli sözleri de hayat bulmadı.

***

Ocak sonu maaşlar artışlı alınacak ya, o günlerde her şey bir kez zamlanacak.

Bizi yönetenlerin yolu, herhalde marketlerden geçmiyor.

Marketin kapısından girip, eskiden yüz TL’nin altında ödemeyle çıkanlar şimdi, aynı ürünler için kasada en az 200 TL ödemeyle karşılaştığı zaman şok oluyor…

Ödeme gününe kadar gelecek zamlarla, kimse aldığı artışa sevinemeyecek.

***

Maalesef, “Kötü günler geride kaldı” demek olası değil.

Pahalılık aldı başını gider.

Döviz, yavaş yavaş ya da hızlı olarak artış yaşarsa ne yapacak, ülkemin dar ve sabit gelirlisi?

Böyle bir tehlike var mı?

Yoktur diyenler elini kaldırsın.

Kimsecikler elini kaldıramaz.

***

2022’de, “baharı” zor göreceğiz.

Seçim geride kalacak.

Laf zamanı bitecek, iş zamanı gelecek.

Hükümet edecek olanlar, mazeret üretemeyecek…

İş yapmaları gerekecek.

Tabii becerebilirlerse…

***

Nasıl oturursak oturalım ama doğru konuşalım.

Elinizde, avucunuzda olanların tümünü, nasıl olsa arkası gelecek diye harcamayın.

Harcama alışkanlıklarınızı gözden geçirin.

Zorunlu olmayanları, almayın.

Markete liste yaparak gidin. Listenin dışına çıkmayın.

Bir ekmek, bir yoğurt almak için gitmişseniz, bir ekmek, bir yoğurt alın.

***

Normalde, içinde bulunduğumuz yapı, tüketim üzerine kurulmuştur. Tüketimin devamı için satın alma gücünün gerilemesine izin verilmeyip, tam tersi artması sağlanmalı.

Hükümet edenler, ekonomiye yön verenler bunu başarabiliyor mu?

Başaramıyor.

O zaman, idareli gideceğiz…

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110