Bu çocuklara nasıl bir gelecek hazırlıyorsunuz? Hade söyleyin…

Öğretmen kökenliyim.

19 sene fiilen öğretmenlik yaptım.

Öğretmenlik yaparken müfredata uydum mu?

UY-MA-DIM.

Öğrencilerimi, önce sosyal hayata uyuma hazırladım.

Temel bilgileri eksiksiz verirken, sınav baskısını çocuklara hissettirmemeye azami gayret gösterdim.

İlk öğrencilerim şimdi kırklı yaşlarda hatta biraz daha fazla olanlar var.

Karşılaştığımızda o yılları keyifle anarız.

***

Bizim öğretmenlik yıllarımızda teknolojik alt yapı neredeyse sıfırdı.

Derslere görsel desteği verecek ve adına aparat dediğimiz malzemelerimizi biz hazırlardık.

Ne zaman hazırlardık?

Öğretmen Koleji’nde okurken.

Önce Şenol Hocamızın el işi dersinde aparat çantamızı yapar, sonra da aparat çantamızı, tüm dersler için gerekli aparatlarla doldururduk.

O aparatlara iki gözümüz gibi bakar, uzun yıllar kullanırdık.

***

Özel ders, öğretmenleri birbirine rakip yapamamıştı uzun yıllar.

Lafı dolandırmaya gerek yok.

Sınav bağlantısı yükselen sistem, çok büyük paralarla pazar yarattı.

Öğretmen kendi öğrencisinin elinden, özel ders parası aldığı gün, eğitim yapımız en büyük darbeyi yedi.

***

İlk okullarda değil ama ortaokul, liselerde, özel ders alan öğrencilere, soru vermek dahil her türlü kıyağı geçen öğretmenler olduğu hep konuşuldu.

Bu durumda olan öğretmenler çoğunlukta mıydı?

Hiçbir zaman çoğunluğa yanaşamadılar ama öğretmenlik mesleğini itibarını erozyona uğratmaya yetip arttılar bile.

Kabul edelim, toplumsal konulara karşı yüksek duyarlılık gösteren Sendika, özel ders konusunda urup porsiyon tepkiyi zar zor koyabildi.

***

Sonuç?

Sonuç ortada…

Arada bazı öğrencilerin kişisel kapasitesinin etkisiyle elde ettiği gerçek anlamda başarıları hariç, dünya ölçekli başarı eğitimin hiçbir kademesinde yok.

Eğitim Bakanlığı, kâğıt üzerinde devlet ve özeldeki tüm okulların bakanlığı…

Ancak pratik hiç de öyle göstermiyor.

Eğitim Bakanlığı, okulları denetleyemiyor.

Denetleyemediğiniz okullar elbette sizin değildir.

Özel okullar, ekonomik olarak ayakta durmak için tüm yolları deniyor.

***

Bugün 23 Nisan…

Çocuklara parlak laflarla seslenilecek.

Parlak laflar, gelecek inşa etmede işe yarıyor mu?

Elbette yaramıyor.

Yetkili konumda olan herkese soruyorum:

Bu çocuklara nasıl bir gelecek hazırlıyorsunuz? Hade söyleyin…

***

Tarihin hiçbir döneminde Kıbrıs Türk toplumunda eğitim, bu kadar yerlerde sürünmedi.

Bu yerlerde sürünme okul öncesinden başlayıp üniversitelere kadar uzanıyor.

Göz yumulan rezillikler, ciddi eğitim kurumlarımızın da imaj kaybına neden oluyor.

Eğitimin her kademesi için yazdığım yazılarımın tümünün altındaki imzamı, her koşul altında yazılarımın bir cümlesini eksiltmeden gururla sahiplenirim.

Bu yazım dahil, eğitimle ilgili yazdıklarımla ilgili söyleyecek sözü olanları, statüleri ne olursa olsa canlı yayında konuk etmeye hazırım. Buyursunlar gelsinler, konuşalım…

***

Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit’in iyi niyetinden milim kuşkum yok.

Özyiğit’e özellikle yüksek öğretimdeki tehlikenin, ne kadar yakın olduğunu anlattım.

Skandal nitelikli uygulamalar, yasal zeminden yoksun ilişkiler, başımızı çok ağrıtacak.

Yanlışı görüp de susmak, yanlışa, suça ortak olmaktır.

Gerçeklerin su yüzüne çıkmasına çok az zaman kaldı. O gün geldiğinde, bu gün bülbül kesilir gibi olanların, DUT YEMİŞ BÜLBÜL OLACAĞINDAN HİÇ KUŞKUM YOK.

YORUM EKLE