Bu kriz yakmadan geçmeyecektir

Halkın gündemi döviz krizi… Bu büyük felaket nedeniyle, tabiatıyla insanlar başka bir şey konuşmaz, düşünmez oldu.

Hükümetin almayı planladığı tedbirlerin, ateşi tamamen söndürecek değil, etkisini kısmen hafifletecek derecede olduğu söyleniyor.

Hükümet de tedbirleri planlarken, zaten “yangın sönecek” iddiasında değildi.

Hükümet, yapabildiği oranda tedbir tespit etti, imkanları zorladı.

“Hiçbir şey yapmıyorsunuz” diye eleştiri yapılıyordu, “yapabilecekleriniz vardır” deniliyordu.

Hükümet de buna göre bazı tedbirler belirledi.

Takdir edersiniz ki dövizin ateşini Türkiye bile söndüremiyor, oradaki tedbirler bile fayda etmiyor.

KKTC gibi, kendi parası olmayan, parayı kontrol edemeyen, ekonomisi Türkiye’deki katkılara dayalı bir ülkenin yapabilecekleri sınırlıdır.

Ülke gerçeklerini de dikkate alarak eleştiri yapmak gerekir.

Dünkü meclis oturumunda bazı muhalefet milletvekillerinin mantıklı önerileri vardı, tedbirlerin bir adım ileriye alınması için bazı açılımlar yapanlar oldu.

Ancak dünkü oturumu şova dönüştüren, bilgi eksikliğinden pot kıran milletvekilleri bile vardı.

Kendileri iktidardayken “yapacak bir şey yoktur” diyenler bugün, “yaptığınız yeterli değildir” diyor.

İnsanları biraz geriye dönüp, geçmişte neler söylendiğini, neler yapıldığını hatırlamaya çağırıyoruz.

Konuşmak kolaydır… Konuşmaya gelince herkes bir şeyler söylüyor...

Alınacak tedbirlerin bir tarafı memnun ederken, başka bir tarafı fazla memnun etmeyeceğini de unutmamak gerekir.

“Alınan tedbirler bizi mağdur etti” diyenler de çıkacaktır. Ancak yapacak fazla bir şey yoktur, durumu bir nebze daha iyi olanlar, mümkün olduğunca bu zor günlerde fedakârlık etmelidir.

Bu ülkenin ekonomik kapasitesini, dışa bağımlılığını düşünerek değerlendirme yapmak lazım.

Tabii ki zor günlerden geçiyoruz…

Tabii ki ev kirası, okul harcı ödeyecek olan, döviz borcu bulunan kişiler zor durumdadır.

Tabii ki üretimde girdiler artmıştır...

Tabii ki marketlerde, mağazalarda etiketler süratle değişmekte, hayat zorlaşmaktadır.

Tabii ki maaşlar erimekte, hayat kalitemiz süratle düşmektedir.

Bir felaketten geçiyoruz, bu tedbirler alındı ama gelen fikirler, önerilerle, ilerideki günlerde yenileri alınabilir, eklemeler yapılabilir.

Mesela kırsal kesim arsalarının da dövize endeksli olduğu ve kur sabitleme getirilebileceği önerisi vardır ki bu mantıklı bir öneridir...

Bu arada, “Türk Parası kazandığını kanıtlayan kişilere, ev kirası, okul harcı gibi ödemeler için bir – iki ay, dövizden kaynaklanan farkın devlet tarafından ödenmesi, taze para katkısı yapılması” önerisi var.

Kulağa hoş gelen bir fikirdir kur farkından kaynaklanan farkı devletin karşılaması, ancak devletin böyle bir gücü var mı acaba?

Böyle bir parayı bulabilir mi devlet?

Zaten krizden dolayı gelirleri düşmüş olan, Türkiye’den de kriz nedeniyle para isteyemeyen hükümet bunu nasıl yapacak diye de düşünmek de lazım.

Bu kriz hiç yakmadan geçmeyecektir, mutlaka toplumda etkiler bırakacaktır.

Bu krizden hemen hemen tüm kesimler zarar görecektir, bunu ne kadar hafif atlatırsak, o kadar iyidir. Bu nedenle birliktelik ve dayanışma ruhunu kaybetmeden hareket etmek gerekir.

Umarız bu zor zamanda bunu başarırız...

YORUM EKLE