Bu pasta, büyük dilimlerle herkese yetmez

Herkes “battık” diye haykırıyor, durumun sürdürülebilir olmadığını söylüyor.

Ancak her “battık” diyen en fazla kendisinin battığına inanıyor.

Herkes kendisini görüyor, kendisinden başkası zorda değilmiş gibi davranıyor.

Kendinden başkalarının da zorda olabileceğini kabul edenler de kimsenin kendisi kadar zorda olmadığını düşünüyor.

Her meslek grubu, ya da her zümre pastadan bir şeyler koparmaya çalışıyor ama bu kopardığının da en iyi veya en büyük parça olmasını istiyor. Ortada pasta kalmadığının farkında bile değiller…

Bazı kesimler ülkeyi normal zamandaymış gibi değerlendiriyor.

Sanki büyük bir ekonomik krizden geçmiyoruz, sanki her şey tamamdır da onların hakkı verilmiyor.

Kişiler ya da zümreler, aslında etrafına bakabilse, herkesin benzer durumda olduğunu görebilse böyle düşünmeyecek.

“Benim istediğimi vereceksin, başkası ne yaparsa yapsın” mantığı var.

Sorunları yığılmış onca insanın da derdine derman olmak lazım ama bunu göremeyenler var.

Her farklı grup eğer böyle davranırsa, herkes bencilce “önce ben” ya da “yalnızca ben” diye tutturursa ekonomik krizden çıkamayız.

Peki devletin gücü yoksa, ekonomik kriz onun da bazı şeyleri yapabilme kabiliyetini sınırlamışsa ne olacak?

“Biz anlamayız, bulacak ve verecek” mantığından mı gideceğiz?

“Nerden bulursan bul, bana ver” demek doğru bir davranış değildir.

Devletlerin parası sınırsız değildir, devletlerin de parası biter, devletler de zorda kalır, hatta batar.

Bunun dünyada örneğini defalarca gördük.

Hatta çok yakınımızda Güney Kıbrıs, iflas bayrağını çekmiş, Rum toplumu çok büyük zorluklar yaşamıştı. Yunanistan da öyle… Bu iki ülke yeni yeni kendine gelmeye başlıyor.

Yunan halkı ve Rum halkı çok büyük bir kemer sıkma, ciddi bir tasarruf seferberliğiyle kendine gelebilmişti.

Oralarda halk, alışık olmadığı bir yaşayış tarzına dönmüş, eski alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda kalmıştı. Hemen herkes krizden nasibini almıştı.

Bugün biz de doğru adımlar atmazsak, tasarruf etmezsek, eski alışkanlıklarımızı, savurganlıklarımızı devam ettirmek istersek bizi de çok zor günler bekliyor demektir.

Bugün aldıklarımızla yetinmezsek, yarın belki de bugün beğenmediklerimizi de bulamayabiliriz.

Neden kriz ortamında olduğumuzu unutuyoruz, neden olağanüstü bir dönemden geçtiğimizi göz ardı ediyoruz? Biz ne zamandan itibaren bu kadar bencil olduk ki?

Ekonomik krizi, neden bazı siyasi partilerin kurmayları “politik fırsatçılığa” çevirmek istiyor da bunun üzerinden politika yapıyor, bunun üzerinden hükümete gelme planları yapıyor?

Ekonomik krizin tam da ortasında neden provokasyonlardan medet umuluyor?

Neden “özveride bulun” diyenlere kızıyor, onlara düşman kesiliyoruz?

Eğer kendimize çekidüzen vermezsek ve Türkiye’den de arzu edilen katkı gelmezse bizi çok kötü günler bekliyor demektir?

Umarız, bugünkü günlerimizi de arıyor olmayız…

YORUM EKLE