Bu toplumda çevre bilinci yok

Ülkemizde çevre bilinci diye bir şey olmadığını defalarca yazdık. Bu ülkede çevreyle ilgili isteyen istediğini yapabileceğini düşünüyor. Sokaktaki vatandaştan tutun da en yukarılardaki yöneticilere kadar bunu birçok kişi yapıyor.

Çevre bilinci olmadığı için yaptığı şeyin yanlış olduğunun bile farkında değil insanlar.

Birçok kişi, istediği yere çöp dökebileceğini, istediği yeri kazabileceğini, istediği ağacı kesebileceğini, istediği yeşili yok edebileceğini sanıyor. Ne ova, ne dere, ne tepe, ne dağ, ne orman, ne ağaç, ne deniz kurtulabiliyor insanların elinden.

Doğaya, çevreye dair her ne varsa yok edebileceğini sanıyorlar. İstediği yere bina dikebileceklerini, istediği yeri kazabileceklerini, istedikleri yeri kirletebileceklerini sanıyorlar.

Bunu yapıyorlar da… “Neden yaptın? Yaptığın doğru değil” dediğinizde de kızıyorlar.  “Sana ne, bana karışma” diyebiliyorlar size... Sanki ülke onların olduğu kadar bizim de değilmiş gibi. Katlettiklerinin, yok ettiklerinin aynı zamanda bize de ait olduğunu unutuyorlar.

İnsanlar kendi küçücük çıkarları ya da rahatlığı için büyük çevre felaketlerine neden oluyor.

“Ülkemiz neden böyle? Biz neden temiz ve düzenli bir çevreye sahip olamıyoruz?” diye sorup duruyoruz.  Öyle bir bilincimiz ve kültürümüz olmadığı için tabii ki…

“Halka bir türlü anlatamıyoruz” diyoruz. Halka anlatamıyoruz da bazı ülke yöneticileri anlayabiliyor mu? Her yetkili kişi, en büyük yetkinin kendisinde olduğunu sanıyor, ne yasalar aklına geliyor, ne genelgeler ne de kurallar… Sormak, danışmak, uzman görüşü almak yok, o yetkili ya, en doğrunu biliyor ve istediğini yapıyor. Bu anlayışla da hiçbir zaman ileriye gidemeyiz…

İşte size bir örnek: Büyükkonuk Belediyesi, önceki gün Kaplıca’daki deniz atıkları nedeniyle, 6 çocuğun alerji olmasını gerekçe göstererek iş makinesiyle sahile girip, denizin dibini kazmaya başladı.

Kazdı da kazdı, kazdı da kazdı, olanca kumu deniz kenarına yığdı…

Belediye Başkanı, “Bu işi yapmak için kimseden izin almadık” diyor.

Ne Çevre Dairesi’nden, ne kaymakamlıktan izin alındı, ne de Çevre Değerlendirme (ÇED) Raporu alındı.

Ne gereği var ki, belediye başkanı bir yetkili makam değil mi? Niye izin alsın ki?

Böyle düşünüyor herhalde. Belediye başkanlarının da yetkilerinin sınırları olduğunu ya bilmiyor ya da unuttu herhalde.

Acaba, Kaplıca’nın emirname kapsamında olduğunu ve sahilde çalışma yapılamayacağını bilmiyor mu?

Bilmiyorsa fena, biliyor ama ona rağmen kafasına göre iş yapıyorsa, bu ondan da fena…

Birileri diyecek ki; “Belediye başkanı kötü niyetle yapmadı. Alerji olan çocuklar için iyi niyetli bir çalışma yaptı…” İyi de kaş yapayım derken göz çıkartmak mı lazım? Her şey kuralına göre yapılır, iyi niyetle kalıp, çok kötü sonuçlara sebebiyet vermek marifet midir?

Kaymakam, bölgede parke döşemenin ve restoran yapmanın da yasak olduğunu belirtip, bu konuda girişim yapılacağını söylüyor.

Kaplıca’da iş makineleri ile denizin kazılmasına, kumların dışarı çıkarılmasına İskele Kaymakamlığı ile Çevre Koruma Dairesi müdahale etti ve çalışmayı durdurdu.

Bu olayın haberi eğer gazetemizde ve bazı sosyal medya paylaşımlarında yer almasaydı, Çevre Dairesi ile kaymakamlığın bilgisine gelmeseydi, burası darmadağın mı edilecekti?

Belki de öyle olacaktı… Bakalım daha nereleri katlediyorlar…

İşte gördünüz mü çevre bilincini? Bu mu çevre bilinci, bu mu yasalara, kurallara, genelgelere uymak?

Her gün bir yeni çevre katliamıyla karşınıza geliyoruz ama bitmek bilmiyor.

Anlayış farklılığı olmadıkça da bu çevre katliamları sürüp gidecek.

YORUM EKLE