Bu ülkede turizmden söz edebilmek için…

Turizmden sorumlu her bakan bazı hedefler ortaya koyar, rakamlarla ne kadar turist beklediğini söyler…

Yıllardır bu hedefleri dinleyip duruyoruz, geçmişte bazı uçuk kaçık, mantıksız hedefler de oldu.

Dilin kemiği yoktur, yetkili şahıslar istediği rakamı atabilir.

Ülkemiz turizm için uygun bir ülkedir de biz kusursuz bir turizm için çaba harcıyor muyuz?

Bir türlü anlayamadık gitti, turizm lüks otellere sahip olmakla eşdeğer değildir.

Turizm, ülkedeki her şeyle bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Turistin kaldığı otel lüks, konforlu olabilir, orada iyi hizmet verilebilir ama iş bununla biter mi?

Otele giderken delik deşik yollardan geçiyorsa turist, çevre pislikten geçilmiyorsa, gittiği tarihi eserler dökülüyorsa, alışveriş yaptığı yerde kazıklanıyorsa, “o ülkede iyi turizm yapılıyor” diyemeyiz.

Kuzey Kıbrıs turizm ülkesi olacaksa, bunun için sokakta yürüyen adamdan, büfede sandviç satan kişiye ve en lüks otele kadar herkes hazırlıklı olmalı, turizm anlayışını içselleştirmelidir.

Ülkede yaşayan herkes turizm için büyük bir zincirin parçaları gibi olmalıdır.

Bizim ülke olarak bunu başardığımızı söylemek gerçekten zordur.

Uzun zamandan beridir vatandaşlarımız Dipkarpaz’da, Apostolos Andreas Manastırı yoluyla ilgili şikayette bulunuyor.

Çukurlarla dolu bu yolu, bu şekilde bırakmak, “Buraya turist gelmesin” demekle eşdeğerdir.

Neden bu yol tamir edilemiyor, bu kadar zor mudur burayı tamir etmek.

Bu yolu tamir ettirmeyen, tamir edilmesine yardımcı olmayan hiç kimse ağzına turizm sözünü dolamasın.

Mesela bir haber yayınladık birkaç gün önce; Kaleburnu’nda tarihi Gastro Mağarası’yla ilgili…

Yerli ve yabancı turistlerin ilgi gösterdiği, ziyaret ettiği bu mağaranın durumu içler acısı, adeta dökülüyor, üstelik de tehlike saçıyor.

Mağaranın girişi şiddetli yağışlardan yıkıldı, içerisinde çatlaklar oluştu, üstelik yolu da çok tehlikeli.

Turistlerin, mağaraya ulaşabilmek için daracık bir patika yolundan yürümesi gerekiyor.

Ülkeyi yönetenler, o mağaraya insanların daha rahat ulaşması için bir çalışma yapmadı.

Turistlerin mağaraya ulaşması için kullandığı patikanın sağ tarafı uçurum.

Mağarayı görmek isteyen yerli ve yabancı turistler, bu daracık patikada ölümle burun buruna geliyor.

Bir turist geldiği ülkede tarihi bir mekana gidecek, onu taşlar, otlarla kaplı patikadan yürütüyorsunuz, uçuruma ha düştü ha düşecek, canı burnunda.

Üstelik de mağaraya geldiğinde de hayal kırıklığına uğrayacaksın.

Mağaranın girişi aşırı yağmurlar nedeniyle yıkıldı. Giriş kısmının yıkılması nedeniyle içerisine sular girdi ve mağarada çatlaklar oluştu.

Yıkılma nedeniyle önü kapanan mağaraya girebilmek isteyen turistler, büyük zorluklarla karşılaşıyor.

Şimdi nedir bu? Bu kadar sorumsuzluk, bu kadar umursamazlık olur mu?

Turizme önem veren ülke yöneticileri, tarihi eserlerinin bu şekilde dökülmesine neden izin verir ki?

Başka ülkelerin arayıp da bulamayacağı zenginliklerini neden umursamaz?

Gastro Mağarası kadar tehlikeli değil belki ama Salamis Antik Kent de dökülüyor, orayı ziyaret edenler de sıkça gazetemize şikayette bulunuyor.

Dökülen tarihi eserleri, pislikten geçilmeyen çevreyi, Dipkarpaz’daki manastır yolu gibi delik deşik yolları önemsemeyenler lütfen turizmden söz etmesin, bize büyük büyük hedefler de koymasın, çünkü bunlarsız turizm olmaz, olmayacak…

YORUM EKLE

banner96