Bu zihniyet ne KIB-TEK’e ne de halka fayda sağlar……

KIB-TEK’in kurumsal yapımız içindeki yeri ve önemi, diğer kurumlarımızdan farklıdır.

Enerjinin, varlığın kaynağı olması gerçekliği, tek başına, KIB-TEK ‘in ülkenin varlığındaki pozisyonunu anlatmaya sanırım yardımcı olur.

Daha önceki yazılarımda da, ülkemizin genel bir enerji politikasının olmadığına değinmiştim.

Mevcut zihniyetle, bu politikasızlığın ve yapılan yanlışların, zaman ilerledikçe acısını yaşayarak göreceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Özellikle, sanayi devrimi ve sonrasında endüstri ve teknolojinin hızlı bir gelişim içine girmesiyle, enerjinin önemi daha da gün yüzüne çıktı.

Enerjinin, ülke ekonomilerindeki yerinin, dışa bağımlılık ve özgürlükle yan yana olduğu gerçekliği ortaya çıkması, birçok, enerji kaynağından yoksun ülkenin, enerjide dışa bağımlılığı, cari bütçelerinde ağır bir fatura olarak yer almakta.

Tüm bu saydıklarımın ışığı, KIB-TEK’in yönetiminde gösterilmesi gereken özenin, bir manada toplumsal fayda ile ne kadar doğrudan bağlantılı olduğunun göstergesidir.

Genelde enerji, özelde KIB-TEK ile ilgili alınan kararlar ise, toplumu doğrudan ilgilendirdiği ve etkilediği kadar, KIB-TEK’in sağlıklı varlığının devamını da etkiler.

Yenilenebilir enerjinin hane boyutuna yayılma geçmişi çok uzun değil.

Fosil yakıt hala daha dünya genelinde etkinliğini korurken, çevresel olumsuz etkilerinin dünyayı tehdit eder boyuta ulaşması ve enerjide dışa bağımlılığın, ülkeler için tehdit boyutuna ulaşması, teknolojik gelişimlerin de yardımı ile yenilenebilir enerji kaynaklarının, fosil yakıta alternatif olarak çıkmasında, itici güç oldu.

 Avrupa Birliği, güneş panellerinden üretilecek enerji konusunda, dünyada örnek olacak şekilde, bir politika belirlemiş ve buna sadık kalmış. 2020 yılının sonu için hedeflenen, toplam Avrupa enerji şebekesinin yüzde 20’sinin yenilenebilir enerji kaynaklı olması ve fosil yakıta olan ihtiyacın azaltılması, pandemi engeline rağmen neredeyse yakalanmış.

Hanehalkının tasarrufunun, toplumsal faydasının ve paylaşımının daha yüksek olacağından, Avrupa Birliği, yenilenebilir enerji politikasının temelini, konut ve hanehalkı önceliği üzerine kurmuş. 

***

Ülkemiz coğrafik olarak güneşli Akdeniz iklim kuşağında.

Neredeyse 365 günün 330 günü güneşimiz var.

Son yıllarda, elektrik fiyatlarının artışı ile güneş panel fiyatlarının erişilebilir veya panellere yapılacak yatırımın kısa sürede kendini karşılaması talep patlamasına yol açtı.

Ne yazık ki öngörüsüzlüğümüz bu konuda da başımıza bela oldu.

Ülkemizde ana enerji üreticisi konumunda olan KIB-TEK ve ek olarak alım garantili AKSA santrali eklendiğinde toplam üretim 360 megawatt civarında.

 Mevcut sisteme entegre olacak, şebekeye bağlı alternatif enerjinin, sistem güveliği açısından toplam üretimin yüzde 20’sinin yani 72 megawatt civarında alternatif üretimin,  sistemde bir güvenlik veya teknik sıkıntı yaratmayacağı düşünülmekte.

Sıkıntılar ise tam da bu noktada başlıyor.

Toplam verilmiş izin 115 megawatt.

Şu ana kadar uygulanmış, şebekeye bağlı (on grid) yenilenebilir enerji kullanımı 60 megawatt civarında.

Uygulanan 60 megawatt’ın, 25’i konutlara, 35’i ise özel işletmelere verilmiş.

İzinlenmiş, ama uygulanmamış 55 megawatt yenilenebilir enerji projesi var.

KIB-TEK ise, 72 megawatt ve üzerinin elektrik şebekesine zarar verebileceğini söylüyor.

Zarar derken işin boyutunun santralin patlamasına kadar gidebileceği de olası. Özetle verilmiş izinlerin uygulanma ihtimali, şu anki teknik altyapı ile mümkün değil.

Asıl sorulması gereken ise bu noktaya nasıl gelindiği olması gerekirken, geçtiğimiz hafta içinde Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kurulu, 16 şubat tarihinde, web sayfasından yayınladığı kararda, ‘Kıbtek’in yaptığı şebeke inceleme ve analizi çalışmaları doğrultusunda, Orta Gerilim Seviyesinde şebekeye bağlantı yapılabileceği görüşü ve talebi Kıbtek tarafından Bakanlığımıza yapılmıştır. Bu bağlamda, 2021 yılı için yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretmek amaçlı Orta Gerilim Seviyesinde daha önceden Bakanlığımız tarafından alınan karar revize edilerek, 2021 yılı için  Orta Gerilim Seviyesinde 5MW’lık kotanın açılmasına karar verilmiştir.’ Duyurusunu yaptı.

Bu konu ile ilgili uzman bir arkadaşıma danıştığımda, orta gerilimin, konut maksatlı üretim için olmadığını, konuttan çok daha fazla yüksek miktar üretme amacı ile talep edilen üretimlere yönelik olduğu bilgisini aldım.

Araştırmaya biraz daha devam etmem, kötü kokuları duymama yetti.

İnşaat şirketlerinden, farklı sektörlerdeki, doğrudan üretim katkısı olmayan şirketlere verilmiş 3 megawatt iznin olduğunu da duydum.

Bankaların, yüksek miktarlar için izin talebinde bulunduğunu da duydum.

Fazla miktarlar için alınan izinlerin para karşılığı satılmak istendiğini de duydum.

Hangi inşaat şirketi 1.5 megawatt enerjiyi nasıl kullanır diye düşünmeden edemedim. Cevabım hala yok.

Ortalama bir evin aylık ihtiyacının 4 ile 5 kilowatt civarında olduğunu, bu konuda uzman bir arkadaşımdan öğrendim. 1.5 megawatt yaklaşık 300 konutluk enerji yapar.

300 konutun faydalanabileceği bir kaynak neden 1 şirkete verilir?

Yapılanın yasal oluşu, doğruluğunun kanıtı değildir.

Özel şirketlere karşı bir düşmanlığım yok. Onlar kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ederler. Şirketlerini nasıl daha kazançlı hale getiririm düşüncesinde olmaları da doğru olanı.

Halkın geneline, birileri daha fazla kazanç elde etsin diye, ağır faturalar ödetmeye kimsenin hakkı yoktur.

Özele, verilen izinler iptal edilsin demiyorum ama KIB-TEK özel bir şirket değildir ve halkın tümünü doğrudan ilgilendirdiğinden, kamu yararını düşünmek zorundadır.

Verilen izinlerin temelinde de her şeyde olduğu gibi bir mantık olması gerekli.

KIB-TEK ile ilgili üretilecek karar mantığı ise, öncelikli kamu yararı gütmesi gerçekliğidir.

Enerjide kaos değil.

İnancım odur ki, alınacak kararlarda unutulmaması gereken temel nokta, konuta yönelik verilecek izinlerin yaratacağı hane gelirindeki tasarruf, ailelerin refahına doğrudan katkı yapar ve çok daha geniş bir halk kitlesini etkiler.

Eğer KIB-TEK’e  yenilenebilir enerji ile katkı ortağı, bir şekilde alınacaksa, ortağın şirketler yerine, halk olması tercih edilmelidir.

Bu noktadan sonra, yenilenebilir enerji kullanım izinlerinde umarım bugüne kadar yapılan hatalar yapılmaz.

Mevcut şebekemizin, bir enterkonnekte sisteme bağlı olmadığından, geriye yaklaşık ya 20 özel kişilik ya da 4000 konutluk izin kaldı.

Bu izinleri kimlere dağıtacağınızın kararını siz verin.

Unutulmamalıdır ki, kaynakların etkin kullanımı ülke refahına direk katkı koyan faktörlerin başındadır.

Paylaşım arttıkça, refah da artar.

Yoksa biri yer biri bakar kıyamet bundan kopar.



 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75