Bütçe ve değer

En yalın tanımlama ile ‘bütçe’,  bireyden başlayarak, ülke boyutuna kadar gelir ve giderlerin ayarlanmasıdır.

Mantığı, ilk bakışta basit görünse de, aslında çok hassas bir denge terazisi benzetmesi, sanırım yanlış bir benzetme olmaz.

Bütçe, ekonominin bütününü kapsama alanı içine dahil etmesi sebebi ile hayatın her alanında etkiye sahiptir.

İthalattan, ihracata, istihdamdan, üretim ve yatırıma, eğitimden, sağlığa ve sunulan hizmetlerden, refaha her şey, doğru bir ülke bütçe planlamasının şemsiyesi altındadır.

ABD Başkanı Joe Biden bir konuşmasında; ‘Bana değerinizi söylemeyin, bütçenizi gösterin. Ben size değerinizi söylerim’ demişti.

Son haftalarda, fırsat buldukça ülkelerin pandemi öncesi ve güncel genel bütçe değişimlerine bakıyorum.

Rakamlarla sizi boğmak istemem ancak, ekonomik büyüklükten bağımsız, sağlam planlanmış ülke bütçeleri, yaşanan olumsuz süreçte, sallansa da, yıkılmanın kıyısında bile gezmiyorken, özellikte demokratik düzenin oturmamış olduğu, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde, hasarın yansımalarının da telafisinin de uzun zaman alacağı açıkça görülebilmekte.

Yazımı yazarken aklıma, Şansölye Angela Merkel yönetimindeki Almanya ekonomisinin, 2019 yılında verdiği 13.5 milyar euro bütçe fazlası rekoru var. Üstelik bu rakama mülteci fonuna ayrılmış 5.5 milyar euro dahil değildi. Eğer bu rakamda eklenirse toplam bütçe fazlası, 19 milyar Euro’ya ulaşıyordu.

O dönemde, Almanya bütçesi rekor fazla verirken, diğer taraftan ise Alman ekonomisi, son 6 yılın en düşük büyüme oranı ile resesyonun kıyısındaydı.

2020 tüm dünya ekonomileri gibi, Almanya için de yolunda gitmedi. Pandemi etkisi ile Almanya bütçesi Federal İstatistik Ofisi verilerine göre, gayri safi yurt içi hasılanın %4.20’si karşılığı bu kez 139.6 milyar euro açık verirken büyüme ise 0.7% olarak gerçekleşti.

Almanya için işler, tam manası ile yolunda değil gibi gözükse de bir de farklı açıdan bakalım.

Sağlık alanında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Alman halkına yıllardır, doğru hizmet sunduğu genel kabul edilen olan, bütçenin yüzde 95.8’i gerçekleşirken, önemli olan nokta, alınan hasarın telafi ve tedavisini, zamana yayacak gücün, sistemdeki mevcudiyeti.

Alman ekonomisinin doğru bütçe planlaması, olası krizlere önlem alabilecek finansal güce ve daha da önemlisi bütçenin içinde barındırdığı vizyon, Alman ekonomisini dünyada lider ekonomiler arasında tutan başlıca etken.

Tek başına bütçenin fazla veya açık vermesi bir değer taşır mı? Tabii ki hayır.

Bütçe değerlendirmesinin anlam kazanabilmesi için ülkenin temel verilerine de bakmak lazım.

Yapılan bütçe sürdürülebilir bir bütçe mi?

Ülkede eğitim, sağlık, altyapı yatırımları gerektiği ölçüde yapılmış mı?

Kişi başına düşen milli  gelir insanca yaşanabilir boyutta mı?

İleriye dönük yatırımlar ve rekabetçi bir ekonomi için kaynak ayrıldı mı?

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Almanya bütçesi için bütün bu değerlendirmelere bakıldığında Merkel ve ekibinin fazlasıyla başarılı olduğunu söylemek mümkün.

Almanya için daha önemli olan ise halkın, sistemin bütünü ile entegre çalışan dişlilerin parçası halinde hareket etmeleri. Bunun başlıca sebebi ise belki de neredeyse isimleri ile özdeşleşen ‘Alman disiplini’. Bu artık kültürlerinin parçası olmuş durumda. Dolayısı ile Merkel siyasetinin son döneminde olsa da, sonrasında gelecek olanın da Almanya için devletin devamlılığı ilkesinden farklı bir tavır sergileme ihtimali yok denecek kadar az.

Niyetim, Almanya ile KKTC arasında ekonomik kıyaslama yapmak değil. Ancak bazı temel doğruların,  her yerde ve her koşulda değişmez olduğu gerçekliğini de vurgulamak isterim.

Bizde, Maliye Bakanlığı koltuğuna oturanlar, benzer şekilde açıklamalar ile denk bütçenin yakalanması için planlamanın yapıldığını söylerler.

Üzülerek belirtmek isterim ki, bu yapıdaki bir bütçe ile, devletin gelir ve gider dengesinin eşitlenmesi sorunlarımıza çözüm üretmez. Hatta sorunların üstüne daha da sorun eklemekten öteye gitmez.

Her yıl, mecliste yapılan bütçe görüşmeleri yapılıyor.

Her yıl aynı konular ve bakanlıklara ayrılan neredeyse ayni oranlar.

Peki bizim ihtiyaçlarımız hiç mi değişmiyor?

Bizim diyorum çünkü bir bütçe planlanırken, ülkede yaşayan tüm varlıkların, kamu veya özel ayırımsız, yaşamsal öncelikleri, ileriye dönük bir vizyonla değerlendirilerek hazırlanması gerçekliği ortadadır. Dönemsel olarak, kimi kalemlerin, bütçe paylarında artış ve azalmalar olabilir.

Bizde ise hep aynı. Ne okullar eskiyor, ne yollar ne de hastaneler. Gerçekte ise hepsi eskiyip dökülmekte. Maaşların, bütçedeki oranını artık herkes ezbere biliyor. Zaten bu da, ülkemiz siyasetinin en büyük bahane limanı, ‘Yapacak bir şey yok. Ancak maaş ödeyebiliriz’ zihniyeti. Maaşların zamanında ödenmesi ise, bu ülkede kamudan maaş almayanlar, planlamanın dışında tutularak, en büyük marifet olarak karşımızda durmakta.

Özel sektörün, katma değer yaratması olası projelerine destek, ağırlaşan kamu bütçesini hafifletecek çıkış noktası iken, bir türlü ekonomik planlamanın içinde yer bulamıyor.

Kamu reformu ve mali disiplin son dönemde bazı siyasiler tarafından,  zaman zaman dile getiriliyor. Bazen, bu iki kelimenin, çok mu ayrıcalıklı iki kelime olduğunu düşünüyorum.

Henüz cevap bulamadım. İş, kelimelerin altını doldurmaya geldiğinde ise, ne yazık ki kayda değer bir politika duyamıyoruz.

Burası Almanya değil, KKTC.

KKTC, Alman mantığı ile yönetilmiyor. Doğru da yönetilmiyor.

Dünyada bütçesi fazla da, denk de eksi de veren bir çok gelişmiş devlet örneği var. Yapıları da sürdürülebilir ve halklarına da hizmet sunuyorlar. Almanya dışındaki başarılı ekonomilerin hiçbirini yönetenler Alman değil.

Ortak nokta ise doğru akıl. Tümünde ortak nokta kamu, özel ayırt etmeksizin ülke gerçekleri ve ihtiyaçlarına göre şekillenmiş, bütçe dengesi yanında bütçe disiplini.

Peki, bizdeki bütçe hangi yapıya uyuyor? sorusunun cevabı herhalde bizim çarpık yapımıza olur.

‘Denk bütçeyi hedefliyoruz’ yerine, ‘Hükümetler gelir geçer, asıl olan devletin devamlılığıdır. Bu bütçe yapısının değişmesi zorunludur. Bu yapı halka hizmet etmiyor. Ülkede sürdürülebilir bir yapı için, 10 yıllık bir bütçe yapılandırma planlarımız şunlardır’ şeklinde açıklamalar duymaya başladığınız zaman, doğru değişimin başladığına inanın.

Unutulmamalıdır ki, elinizdeki varlığın değeri, sizin onu geliştirmenizle doğru orantılıdır. Bugün için, değerli bir varlık belki bir süre sonra değersiz bir varlık olarak hayatınızda külfet haline bile gelebilir. Asıl olan ise sürdürülebilir bir yapıda halkına gerçek manada hizmet sunan devletin devamlılığıdır.

Bütçe ancak bu mantık ve disiplinle hazırlandığı zaman gerçek manada değer kazanır.

Doğru bütçe planlaması, ekonomik büyümenin de kilit faktörlerinin başındadır.

Bütün denge unsurları iyi hesaplanmış bir bütçeye, kimse, niye bu bütçe fazla, eksi veya dengeli çıktı diye sormaz.

Doğru değişim için boşa harcanan her gün, açılan yaraların tedavisinde de acıyı artıracağından kimsenin şüphesi olmasın.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75