Bütün aynaları kırın be!!! Bakalım ne olacak?

Kıbrıs Türk Toplumu, tarihin hiçbir döneminde bu kadar değer erozyonu yaşamadı.

Yaş olarak en büyük olanlar, bozulmanın en az olduğu dönemi yaşamış demektir.

Her gün yazıyorum.

Haftada üç gün televizyon programım var.

Program formatına uygun olarak, konuğumla soru yanıt iletişiminden çok karşılıklı sohbet ederiz.

Düşüncelerimi paylaşma bakımından, hiç sorunum yok.

Barış, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve toplumsal çıkarlarımıza uygun değer yargılarına özenle yazılarımı yazar, düşüncelerimi seslendiririm.

Toplumsal nöbet anlayışıyla, yazar ve konuşurum.

Her düşünceye saygım var.

Düşünce niteliğinden yoksun yaklaşımları, aynaya bakmadan kendi kendine statü yaratanları ise yok sayarım.

Yok saymak zorundayım. Çünkü gücüm yetse, tedavi için hastaneye yatırılmalarını önereceğim. Bunlar gerçekten hastadır.

***

Göz, kendinden başka her şeyi görür.

Aynayı icat edenler, var edenler, sadece görsel olarak değil, davranışsal olarak da insanları kendi gerçekleriyle yüzleştirmeyi sağladılar.

Mesele, aynanın karşısına geçip, saça, başa, kaşa, göze estetik katmak değil.

Mesele, özeleştiriyi yapmak için aynanın karşısına geçebilmektir.

***

Bundan kaçınanlar, her fırsatta kendilerine bir statü yaratıp, kendi kendilerini kandırırken, toplumla da dalga geçmektedirler.

Aslında toplumla değil, kendi kendileriyle dalga geçiyorlar.

***

Orbay Deliceırmak, değerli bir ozanımızdır.

Her ifadesinde, şiirsel anlatım estetiğinden çok, felsefi derinlik bulurum.

Deliceırmak’ın şu ifadelendirmesini, ilk duyduğum, ilk okuduğum günden beri hiç aklımdan çıkarmadım.

‘BÜTÜN AYNALARI KIRDIM, BEN GÜZELİM ARTIK.’

Etrafınıza şöyle bir bakınız, bu tipleri hemen fark ederseniz.

Bunlar kronik, mutsuz insanlardır.

Kronik mutsuzluklar, özgüvensizlikten, sevgisizlikten, sevme yetisinin gelişmemesinden de beslenir.

Aynadan, nefret ederler.

Aynalar onların baş düşmanıdır.

Ismarlama, para karşılığı yapılan anketleri boş versinler.

Yanılgı payı sıfır olan en büyük anket, seçim sandığı anketidir.

Girsinler, görelim.

***

Bu satırların yazarı olarak kamuoyu yoklamalarını, bilimsel temelli anketleri, en başta demokrasi olmak üzere, hayatın her alanı için yararlı, yararlıdan öte gerekli görüyorum.

Ancak Kuzey Kıbrıs’ta ya da Kıbrıs Türk toplumunda pek çok değerin tecavüze uğraması gibi, kamuoyu yoklamaları da tecavüze uğradı.

Kamuoyu yoklamalarındaki yozlaşma bu alanda değerli insanlarımızdan biri olan Muharrem Faiz’i yuttu.

Doğru dürüst anketlerin yaşamsal önemine inanmama rağmen, amacı temiz olmayan anketlere itibar etmem mümkün değil.

Önceki günden başlayarak, anket sonucu olarak yapılan açıklamalarla ilgili görüşlerim soruluyor.

İlgilenmediğimi, okumadığımı söylediğim zaman, karşımdakiler önce inanmak istemiyor. Sonra espri yapmadığımı, gerçekten okumadığımı öğrenip, gerekçelerimi dinleyince bana yüzde yüz hak veriyorlar.

Anketler, toplumun seçim öncesi, bilgilenmesine katkı koyacaksa sorun yok.

Amaç, sözde anketler yoluyla, seçim mühendisliğiyse, sorumlu olanlar buna izin vermezken, toplumun itibar etmemesi için de, yanlışlık ve tehlikesine inanan herkes elinden geleni yapmalıdır.

Bu en başta demokrasimiz için bir gerekliliktir.

Aynaları kırıp, kendilerini güzel ilan edenlere inat, her tarafı ayna dolduralım.

Yazılar, resimlerle, görsel tüm ürünleri ayna gibi dikelim karşılarına.

YORUM EKLE

banner107

banner96