Çanlar bizim için çalıyor

   KKTC Bakanlar Kurulu daha önceki kararını değiştirerek geçen Perşembe günü Türkiye’yi A kategorisinden B kategorisine aktardı… Bu şu demek: Türkiye’den gelecek yolcular KKTC’ye hareket etmeden önce 72 saat içinde ve KKTC’ye geldiklerinde de Ercan Havaalanı’nda ücretsiz PCR testi yaptıracaklar… Test sonuçlarının görülebilmesi için 1 günlük karantinada kalacaklar… Tavanı delen uçak bilet fiyatları da, PCR testi mali külfeti de malûm… Bu koşullarda Türkiye’den olağanüstü bir geliş beklenemez… Gelgelelim bu uygulamaya da itirazda bulunanların sayısı az değil… Daha ne?.. Dünyaya ve hayata açıldığımız kapı olan Türkiye ile aramıza aşılmaz duvar mı çekmeli?!..
                                                                                              ***
   Aşısı henüz bulunmadığından Covid 19’la tedbirleri mümkün mertebe alınmış bir ortamda yaşama zorunluluğuna insanlık kendini alıştırma sürecindedir… Çünkü değneğin iki ucu da pis… Ya Covid 19’dan, ya da açlıktan ölmek var… Dünya insanlığı diğer tüm ölümcül hastalıklarla birlikte yaşamayı öğrendiği gibi, Covid 19 belasıyla da yaşamayı öğrenecek, gerekli tedbirleri hiç elden bırakmadan…
   Bu zorunluluk tabii ki Kıbrıs Türkü için de geçerli… KKTC’nin dünyaya ihtiyatla açılmaması halinde, hepimizin ve hatta gelecek nesillerin altında kalacağı korkunç bir çöküşün yaşanacağını kabul etmeyen yok gibi…
                                                                              ***
   Güney Kıbrıs'ta resmen belirlenmiş 1000'e yakın Korona vakası var... Her gün yapılan testlerde yeni vakalar belirlenmekte... Ölüm olayları eksilmiyor... Güney Kıbrıs dışa açıldı ve gel –git’ler başladı... Turizmi bile dışa açtılar... 30 ülkeden turist kabul ediyorlar… Bakalım Covid 19 tablosu onlar için bundan sonra ne gösterir… Allah onların da, bizim de yardımcımız olsun...
                                                               ***
   Durumla ilgili bazı ayrıntılar üzerinde durmam duyarlı gündemin gereğidir… Bu koşullar altında KKTC - Güney Kıbrıs sınır kapılarının açılmasına pek itiraz yok... Ama Türkiye - KKTC arasındaki uçuşların başlatılmasına karşı çok belirgin organize itirazlar var... Biraz düşündürücü değil mi?.. Şu soru da takılır akla: Güney'den gelmesi olası ölümcül virüse karşı Kıbrıs Türkü'nün bağışıklığı mı var?.. Neden Güney Kıbrıs’ın tertemiz olmayan durumu dikkate alınmıyor?..
                                                               ***
   Evet, tüm ülkeler gibi KKTC’nin de yıkılmamak için açılıma gereksinimi var… Coğrafya ve siyasal konjonktür KKTC’nin bu açılımı Türkiye üzerinden yapmasını öngörür… Türkiye, hayatımıza da, kaderimize de, dünyaya da açılan penceremizdir… Ama nedir bu orantısız paranoya böyle?...Türkiye'den yoğun denetimler sonucu gelecek ve yoğun denetimlerle karşılanacak o uçaklar insan taşıyacak, insan... Virüs değil...
   Olayın bir de duygusal boyutu var… Gerek KKTC'deki, gerekse Türkiye'deki ailelerin evlat özlemi de düşünülmeli... TC - KKTC ulaşımındaki sorunlar nedeniyle "aylardır çocuğumuzu göremedik, çocuğumuz 50 metre karede bunalımlar içinde mahsur kaldı" diye mesaj atan bağrı yanık annelerin ve babaların yanı sıra, herkesin Türkiye'den özlemle bekledikleri yakınları var… Aynı durum Türkiye’de oturanlar için de söz konusu… Onların ve bizlerin beklentileri ve duyguları da önemlidir... Yapılan yorumlarda ve paylaşımlarda hem empati olmalı, hem gerçekçilik ve hem de etik... Dayanışma, empati ve anlayış olmadan bu zor günlerimiz aşılamaz...
                                                               ***
   Dedim ya, bu hastalıkla birlikte yaşamaya tüm ülkeler hazırlanmak zorunda… Bu zorunluluğun gereklerini yapıyorlar önlemlerini de alarak... Hatırlarsanız bize virüs Türkiye'den gelmedi. İngiltere ile Almanya'dan geldi... Türkiye bize karşı o kadar duyarlı ve dikkatli... Türkiye'den virüs gelmeyeceğini iddia etmiyorum tabii ki... Ama, giriş ve çıkışlarda gerekli denetimlerin karşılıklı yapılacağı açıklanıyor. Buna güvenmekten ve alınan önlemleri denemekten ve denetlemekten başka çaremiz yok...
                                                                              ***
   Kapalı olmak gözle görülür ve elle tutulur şekilde bizi tüketiyor... İşsiz ve aç insanların sayısı gittikçe çoğalıyor... Büyüklü küçüklü iflas zincirine her gün yeni halkalar ekleniyor… Ekonomimizin ana kaynakları turizm, eğitim ve inşaat sektörleri yerle bir oldu... Bu gidişle esnafı maaşlarıyla besleyen kamu ve özel sektör mensupları da maaşsız kalacak...
   “Türkiye’den gelişlere hayır” diyenler mal ve malzeme ithaline neden sessizdirler peki?.. Pandemi fırtınası içinde Türkiye'den beş aydır gelen ve toplumca aç kalmamızı önleyen gıda ve ihtiyaç maddelerinde de virüs olamaz mı?..O gıda ve ihtiyaç maddeleri ki, satış yerlerinde bunlara dezenfektanlı parmaklarımız, maskeli  yüzümüz ve eldivenli ellerimizle dokunuruz… Buna söz yok... Nasıl olsun ki?..Türkiye'den sağlanan tonlarca tedarik olmasa bunun içinde birbirimizi çoktan yemiştik…Bizim üretimimiz nedir ki?..

   Ha, ekonomimizin çöküşünü durdurmak için Türkiye'den sağlanan yüz milyonlarca lirada da virüs olabilir mesela!...KKTC’ye tahsis edilen o yüz milyonlar kâğıt üstünde kalmaz… Elden ele, cepten cebe dolaşır… Buna  da söz yok!..
   Ha, virüsün eksilmediği ve 1000 civarındaki vakayı barındıran, kayıtlara geçmiş onlarca Korona ölüsü olan Güney Kıbrıs'tan ithal edilecek virüse de söz yok…Yoksa  Güney Kıbrıs’tan gelecek virüse karşı bağışıklığımız mı var?!..
                                                               ***
   Bir tarafta açlığı dayatan işsizlik ve çöken ekonomi… Diğer yanda ise yetersiz sağlık alt yapımız… İkisi de yaşamsal sorunlarımız tabii ki… Bunları geceli gündüzlü ve akılcı çalışmalarımızla bertaraf etmeliyiz… Yok başka bir seçeneğimiz…
   Naçizane görüşümle, şunu da aklımızdan çıkarmamalıyız: Gerisine boş vererek sadece Covid 19’u sıfırlama inadına odaklanırsak, ekonomik sıfırlanmamızın da eli kulağındadır… Hem bireyler ve hem de ülke ve halk olarak… Çanlar bizim için çalıyor…
  

YORUM EKLE

banner75