Ceplerde AB pasaportu, yüreklerde kırgınlık…

Kıbrıslı Türkler, Türkiye’yi kıyaslanamayacak yerde tutarak, yüzünü, medeniyet bağlamında Avrupa’ya dönük tutmuştur.

   Bunda İngiliz sömürge döneminin de etkisi var mı?

   Vardır mutlaka.

   Ancak Birleşik Krallık, ya da Kıbrıslı Türklerin söylemiyle İngilizler dahil Avrupa’nın neredeyse tüm ülkeleri,  Kıbrıslı Türklerin, 21 Aralık 1963 sonrası, 1974’e kadar devam eden her türlü mağduriyetine seyirci kalmışlardır.

   Kıbrıslı Türklerin, Avrupa’yla, İngiltere ile ekonomik ilişkileri, Asil Nadir’in Kuzey Kıbrıs ekonomisine sahip çıktığı, adadaki dengeleri etkilediği dönemde iyi olmuştur. Öncesinde de sonrasında da, ekonomik hayatımızı uzun vadeli olumlu yönde etkileyecek düzeyde bir yakınlık hiç olmamıştır.

***

   Ağırlıkla Londra, olmak üzere de İngiltere, Kıbrıslı Türklerin, en önemli göç hedefi olmuştur.

   İngiltere, Kıbrıslı Türklerin, İngiltere’ye yerleşmesine, örtülü olanak tanımış, ciddi sorun yaratmamıştır.

   İngiltere’ye gitmek isteyenler için cazip olan bu durum, Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türk nüfusun eksilmesine neden olmuştur. Buna en çok memnun olan o yıllardaki Rum Yönetimidir.

   Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki kurucu siyasi ortaklıktan beslenen haklarına, Avrupa bir bütün olarak siyasi ve ekonomik saygısızlık göstermiştir.

   Göstermeye de devam ettiklerini söylemek, abartılı bir tepki sayılmaz.

***

   Bizim Kıbrıs Rum Yönetimi dediğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyesi olmasının ardından, AB – Kuzey Kıbrıs, bir başka deyişle AB – Kıbrıs Türk Toplumu ilişkileri daha kötü, daha verimsiz bir duruma gelmiştir.

   KKTC, Kıbrıslı Türklerin, demokratik uygulama tercihidir.

   Çok rahat, parlamenter nitelikten uzak bir yönetim organizasyonu da tercih edilebilirdi 1974’ün ardından.

   Tüm dışlamalara rağmen, Kıbrıslı Türkler, KKTC hukuk yapısı altında, AB’ye uyum için mevzuat düzenlemeleri yaptı. Yapmaya da devam ediyor.

   Kuzey Kıbrıs’taki yönetim yapısının, kritik kabul edilen değerleri, AB’ye uyum sıkıntısı devam eden bazı AB üyesi ülkelerden iyidir.

***

   Kıbrıslı Türkler, sahip oldukları AB pasaportlarıyla serbest seyahat edip, AB üyesi ülkelerde bireysel bazı avantajlara sahip olduğu için memnundur.

   Ancak bu memnuniyet minnet duygusunu beslemiyor.

   Neden?

   Nedenini görmek için çok detaylı verilere gereksinim yoktur.

***

   Çok gerilere gidip örnek sıralamasına hiç gerek yok.

   Pandemi döneminde önce sağlık sistemleri zorlandı. Devamında ekonomiler deprem yaşadı. Genelde artçı depremler daha düşük şiddette olur. Bu kez öyle görünmüyor. KKTC ekonomisinde depremler şiddet artırarak devam ediyor. Görünen o ki devam da edecek.

   Peki bu süreçte, AB, Kıbrıs yardım kalemlerini ayırırken, nüfus oranlarımıza göre bizim payımızı veriyor mu?

   Vermediği ortada.

   Vermiyorlar, Rumların tepkilerinden çekindikleri için veremiyorlar.

   Güneyle mukayese edildiği zaman, leblebi parası sayılacak parasal kaynak ayırımının pratikte ne kadar işe yaradığı da ayrı bir konu.

   AB’nin Kuzey Kıbrıs’taki bağlantı yerlerinin, Güneyden onay, izin almadan kapılarını aralayamadıkları da bir başka acı gerçek.

   Kıbrıslı Türklerin AB’ye yaklaşımının özeti dört kelimeyle ifadelendirilebilir. “ Ceplerde AB pasaportu, yüreklerde kırgınlık…”

YORUM EKLE

banner75