Chopin’in büyük aşkı: Geoge Sand (2) Valldemossa ve Nohant günleri

  Chopin bir konser piyanisti değil, salon piyanistiydi. Paris’te birkaç defa büyük halk konseri vermeyi denedi ama ne o çalmaktan, ne de dinleyiciler onu dinlemekten memnun kaldı. Zaten bu tür konserler aristokrat yapısına da uygun değildi. Büyük salonlarda kitlelere yönelik konserler vermektense, baronların baroneslerin, düklerin düşeslerin, tanıdığı ve yakın olduğu yazarların, şairlerin, ressamların, tiyatro, opera ve bale sanatçılarının, imparatorluk ordusunun yüksek rütbeli subaylarının, yüksek seviyedeki bürokratların veya sadece çok zengin kişilerin malikanelerinde veya köşklerinde verdikleri davetlerde az sayıda seçkin dinleyiciye çalmayı tercih ediyordu. Kimler yoktu ki bu dinleyicilerin arasında! Liszt, Delacroix, Musset, Balzac, Dumas, kontes d’Agoult, Pauline Viardot, Pierre Laroux bu davetlerin vazgeçilmezleri idi. Bu kişilerin ya kendilerine, ya eşlerine ya da çocuklarına piyano dersleri verdiğinden çevresi çok genişti ve bu davetler eksik olmuyordu. Bu nedenle, Chopin’in sıklıkla tekrarlanan bu davetlerde güzel, zengin ve soylu bayanlarla tanışması mümkündü.
  İşte Chopin ile George Sand, ilk defa, kendisi gibi dönemin ünlü bir besteci piyanisti olan Franz Liszt’in metresi olan Marie d’Agoult’un düzenlediği bir davette karşı karşıya geldiler. Karşılaştıklarında George Sand 32, Chopin 26 yaşındaydı. Ancak bu karşılaşma her ikisi için de bir şey ifade etmemiş, hatta her ikisi de birbirinden hoşlanmamıştı. Chopin, Sand’ın dış görünüşünü ve davranışlarını garipsemiş ve bir arkadaşına, “Ne kadar cazibeden yoksun ve sevimsiz bir kadın bu Sand! Acaba gerçekten bir kadın mı? Şüphem var!” diye yazacak kadar kendini Sand’a uzak hissetmiştir. Chopin’in bu duygusunu anlamak mümkündür. Zira, Sand’la ilk defa karşılaştığı bu günlerde Chopin’in aklında ve hayallerinde tek bir kadın vardı: Varşova’dan beri tanıdığı, aşık olduğu ve evlenmek istediği Maria Wodzisnki… Chopin, Maria ile 1835 yılında annesi ve babasını görmek için gitti Karlsbad’ta tekrar buluşmuş ve ona karşı olan hislerinin hiç değişmediğini anlamıştı. Maria Wodzinski aklındayken, Chopin’in, daha ilk karşılaşmalarına Sand hakkında olumlu bir duygu beslemesi herhalde normal olmayacaktı. Ama işin garip tarafı, benzeri duyguları Sand da hissetmiştir. 1.70 boyundaki bestecinin zayıf ve kırılgan hali, zarif ve kibar davranışları, Sand’ın da etrafındakilere, “Bu bay Chopin bir genç kız mıdır, nedir?” diye sorduğu bilinmektedir. İlk karşılaşmadaki bu karşılıklı olumsuz duygulara rağmen, Chopin ile Sand davetlerde karşılaşmaya devam ettiler, fakat bir yakınlaşmanın başlaması söz konusu olmadı. Ancak bu günlerde Chopin hayatının en büyük yıkımlarından birini yaşadı: Bayan Wodzinski’nin annesi, Chopin’in bünyesinin zayıf ve hastalıklara karşı dayanıksız olduğu ve Paris’te yaşamakta olduğu hareketli hayattan da hiç hoşlanmadığını dile getirerek kızının Chopin’le evlenmesine izin vermedi. Chopin, hem Maria’ya, hem de annesine mektuplar yazarak ve onlardan gelenleri cevaplayarak durumu düzeltmeye çalışır, ama başarılı olamaz. Yaşadığı bu olay zaten duygusal ve kırılgan bir yapıya sahip olan Chopin’i, mektupları sakladığı kutunun üzerine “hüznüm” yazdıracak kadar sarmış, yıkmıştır.

9 yıl süren büyük aşk…


  Chopin, bu sıkıntılı aylardan biri olan Aralık 1938 ayı içinde başta dostu Liszt olmak üzere, sevdiği arkadaşlarını müzikli bir davette ağırladı. Bu davette piyanonun iki virtüözü dört el piyano çalarak müzik sever dostlarının bir kere daha hayranlığını kazandılar. Davette bulunan ve Chopin’i dinleyen George Sand, konser sonunda Liszt’e “büyülendiğini” söyledi ve Chopin’i de yaşadığı ve malikanesinin bulunduğu Nohant kasabasına davet etti. Chopin her ne kadar bu daveti kibar bir biçimde reddettiyse de, ikili bundan böyle davetlerde daha sık beraber olmaya ve yakınlaşmaya başladılar. İşte böyle başlayan yakınlaşma, çok geçmeden, tarafların hayatlarının dokuz yılını paylaştıkları büyük bir aşka dönüştü. Nitekim Chopin de, Liszt’in sevgilisi Marie d’Agoult aracılığı ile Nohant’a gitmek istediğini Sand’a iletti.
  Ancak iki sevgili, ilk önce Nohant’a gitmektense, Sand’ın çocuklarıyla birlikte Mallorca adasında bulunan Valldemossa köyüne gitmeyi tercih ettiler. Ancak Kasım 1838 ayı başında köye yerleşen Sand ve Chopin beklenmedik bir kış mevsimiyle karşılaştılar. Soğuk geçen kış ve evin de kış şartlarına karşı korunaklı olmaması Chopin’in zaten bozuk olan sağlığını daha da bozdu. Çağrılan doktorlar Chopin’e verem teşhisini koydular ve Sand o günlerde Chopin’in bakıma muhtaç olduğunu anladı. Chopin hasta olmasına rağmen durmadı ve çok beğenilen op.28 Prelüdlerini besteledi. Bu bestelerini, o zor şartlar altında piyanolarından birini adaya gönderen Camille Pleyel’e ithaf etti. Sorun sadece adadaki kış şartları değildi. Tutucu köy halkı, Chopin’le Sand’ın evli olmadığını anlayınca bu durundan hoşlanmadılar ve köyü terk etmelerini istediler. Can sıkıcı bu tepkinin yanında evde de huzur yoktu. Sand’ın sorunlu kızı Solange her gün annesiyle tartışıyordu. Bu tartışmalara ister istemez karışan Chopin Solange’ın yanında olunca, Chopin’i hiçbir zaman benimsemeyen ve onu kıskanan oğlu Maurice de Chopin’ne karşı açıkça tavır aldı ve devamlı Chopin’le tartışmaya başladı. Evdeki huzursuzluk artık çekilmez hale gelince, Sand dönmeye karar verdi ve taraflar 1839 Şubatında adayı terk ederek Barselona ve Marsilya üzerinden Nohant’a döndüler. Sand, Valldemoss’a da geçen bu günleri “Majorca’da Bir Kış (1839)” adlı kitabında anlatmıştır.

Hayatının en verimli yılları


  Nohant, Paris’in güney batısında kalan pek büyük olmayan cennet gibi bir kasabaydı. Günümüzde bir Chopin-Sand müzesi haline gelmiş olan bu kasabada Sand’ın babasından kalma mükemmel bir malikanesi bulunuyordu. Evde bilardo salonundan tutun, çok geniş mutfak ve salonlara, konser verilebilecek veya tiyatro sahnelenebilecek bir sahneden, çok sayıda odaya kadar her şey vardı. Çevresi alabildiğine yemyeşil ve çiçekli bir kırdı. Bu tabloyu bir de yakındaki göl tamamlıyordu. Sand ile Chopin aslında Paris’e yerleşmişlerdi ve aynı evde değil ama birbirlerine yakın evlerde kalıyorlardı. Fakat zamanının çoğunu, küçük bir saray sayılabilecek bu evde dostlarıyla birlikte geçiyordu. Yazının giriş kısmında saydığım zevat, değişik tarihlerde hep beraber Nohant’ta idiler. Chopin veya Liszt veya beraberce İtalyan müzik kültürünün bir parçası olan “commedia de dell’arte” gösterilerini icra ediyorlar ve Chopin, üstelik doğaçlama olarak, neşeden kedere, en narin kalbi duygulardan korkunç ihtiraslara kadar bütün insani duyguları piyanosuyla dile getirerek onları mest ediyordu. Bu güzelliklere Sand’ın enfes yemekleri, kırda yürüyüşler, balık tutmalar ve kitap okumalar da eklenince Nohant’ın tadına doyum olmuyordu! Sand’ın bütün işi günlük programları yapmak olmuştu! Chopin’in çaldığı ve sahnelenen “pandomimalar”da günün süsü oluyordu.
   Chopin bu ortamda çok mutluydu. Daha Nohant’taki evin kapısından girdiğinde “kendisini çok iyi hissettiğini” söylemiş ve ilerdeki yıllarda da “hayatının en verimli yedi yılını bu evde geçirdiğini” dile getirmiştir. Gerçekten, evde Sand ile çocukları arasındaki tartışmaların bütün şiddetiyle devam etmekte olması ve bazen günler süren bu davetlere rağmen, Chopin en önemli eserlerini Nohant’ta bestelemiştir. Bunların başında kuşkusuz ki, “Polonezlerin Polonezi” olarak adlandırılan op.53 La Bemol Majör “Kahramanlık Polonesi” gelir. Besteci, klâsik müzikle ilgisi olmayanların bile kendisini tanımasını sağlayan meşhur “Cenaze Marşı”nı, yani İkinci Piyano Sonatı’nı da 1839 yılında bu evde bestelemiştir. Bestelediği sonatından biri olan Viyolonsel-Piyano Sonatı da bu evin bir ürünüdür.

Mektuplar

Sand’la yaşamaya başladıktan sonra konserlerini iyice azaltan Chopin, sadece 1841 ve 1842 yıllarında Paris’te Salle Pleyel’de iki konser verdi. Bu arada hastalığı da giderek ilerliyordu. Hastalığı ve özellikle Sand’ın çocuklarıyla devam eden tartışmaları nedeniyle huzursuz ve geçimsiz bir insan haline gelen Chopin’le George Sand ilişkisi 1847’lerde koptu ve yerini karşılıklı yazılan mektuplara bıraktı. Hiç de iyi duyguların yazılmadığı bu mektupların sonu ayrılıktı ve ayrıldılar! Neden ayrıldıklarını bir türlü anlayamayan Sand ileride “dokuz yıllık özel bir dostluk garip bir şekilde bitti!” demiştir.

1847’den itibaren Nohant’a gitmeyen Chopin Paris’teki son konserini Şubat 1848 tarihinde Franchomme ile birlikte verdi. Artık piyanoyu zor çalıyordu ve kuliste eski bir İskoç öğrencisinin üzerine düştü. Özel ders vermediği için bozulan maddi durumuna da yardımcı olur düşüncesiyle, bu öğrencisinin düzenlediği bir İngiltere-İskoçya turnesine katıldı. Londra Filarmoni Orkestrasının beraber çalma teklifini reddetti ama Manchester’de 1.200 kişiye bir halk konser, verdi. Kraliçe Victoria huzurunda çaldı. Hastalığı nedeniyle 45 kiloya kadar zayıflayan Chopin İngiltere dönüşünde yatağa düştü ve bir daha kalkamadı. Hastalığı süresince ona Polonya’dan Paris’e gelen kız kardeşi baktı. Yakın dostları hep yanındaydılar ve ona hep müzik çaldılar. Chopin, 1849 yılının 17 Ekim gecesinde hayatını kaybetti. Madeleine Kilisesinde yapılan ve 3 bin kişinin katıldığı cenaze töreni çok görkemli oldu. Törene Sand katılmadı ve törende, söylenenin aksine kendi “Cenaze Marşı” değil, Mozart’ın “Requiem”i çalındı. Ancak tören sonrasında Pere Lachaise mezarlığında toprağa verilirken kendi bestesi olan “Cenaze Marşı” çalınıyordu.
 

YORUM EKLE

banner96