Ciddi bir deneyim elde ettik…

   Türkiye’den adaya borularla su getirilmesi, gerçekten asrın projesidir.

   Suyun gelişi ve çeşmelerimizden akmasının ardından, kronikleşmiş, “Ya sular kesilirse korkumuz” yavaş yavaş tedavi olmuştu.

***

   Kuzey Kıbrıs’ın çok geniş bir bölümünde sularda kireç yoğunluğu var.

   Kireçli su özellikle bulaşık ve çamaşır makinelerinin verimliliğini düşürüyordu.

   Normal çeşmelerde de kireçlenme zamanla taşlanmaya dönüyordu.

   Türkiye’den gelen suyun daha kaliteli olması bu sorunları ortadan kaldırmıştı.

***

   Gelen suyun yüksek basıncı, bir başka olumlu yanı.

   Kıbrıs’ın hem Kuzey hem de Güney’inde işyerleriyle birlikte konutlarda da yüksek kapasiteli su depoları bulunur.

   Depolardan sisteme su, hidroforlar aracılığıyla basınçlı verilir.

   Kesintisiz yüksek basınçlı su, basınç sağlayıcı hidroforlara gereksinimi sonlandırmış gibiydi.

   Neden, “gibiydi”?

   Çünkü mevcut sitemin arıza yapmaması güven duyulması için zamana gereksinim vardı. Bu da doğaldı.

***

   İnsanın yaptığı her sistemin arıza olasılığı mevcuttur.

   Türkiye’den KKTC’ye gelen projenin teknik yanlarını, mühendislik hesaplarının çok yüksek olduğunu azıcık konuya ilgi duyanlar biliyor.

   Sonunda arzu edilmeyen bir arıza ile yüzleşildi.

   Boru hattında kopma yaşandı.

   Bu boru hattında kullanılan tüm malzemeler, özel ve özellikli.

   Gidip bir fabrikadan alıp, çok kısa sürede değiştirilemeyeceğini yaşayarak öğrendik.

   Bu arıza ve giderilmesi için uzun zamana gereksinim olması projeye gölge düşürüp, güveni zedeler mi?

   Asla.

   Yaşanan arıza giderilirken, mutlaka ciddi bir deneyim elde edilmiştir.

   Benzer arızanın yeniden yaşanmaması için de koruyucu önlemlerin alındığından kimsenin kuşkusu yok.

   Kısa süre içinde su Türkiye’den KKTC’ye yeniden akacak.

   Önce hızla şebekeye verilecek.

   Geçitköy göletinin dolması beklenmeyecek.

   Yetkililerin verdiği bilgi bu.

***

   Ancak… Deyip devam edelim.

   Türkiye’den gelen su, konut ve işyerlerinin kullanımına bol bol yeter.

   Türkiye’den gelen suyun, tüketilenden fazla olduğu için zaman zaman denize akıtıldığı da konuşuldu.

   Türkiye’den gelen su, çok kaliteli bir sudur.

   Bu suyun bir bardağının bile boşa harcanmaması gerekir.

   Hızla, yoğun tarım alanlarına da Türkiye’den gelen su ulaştırılmalıdır.

   Bunun sözde kalmayıp, eylemle buluşması başarılmalıdır.

***

   Daha da önemlisi KKTC’nin bilimsel zeminde hazırlanacak bir su politikasına gereksinimi var.

   Bütün su kaynakları, damlasına kadar değerlendirilmelidir.

   En önemli kaynağımız Türkiye’den gelen su.

   Türkiye’den suyun yaygın kullanımı yer altı su kaynaklarının iyileşmesi için müthiş bir fırsattır. Yavaş yavaş tuzlanma geride kalacak. Gerektiği zaman o su kaynakları da sistemde değerlendirilecek.

   Fark etmeden denize akan pınarlarımız var.

   Değerlendirilmeyen, boşa akan bu kaynaklar tek tek saptanıp sistemin içine alınmalıdır.

   Örneğin Avustralya’da çatılardaki suları depolama, desteklenen bir uygulamadır. Bizde de neden teşvik edilmesin. En kurak yılda bile her konutun çatısından akan yağmur suyuyla çok rahat 30-40 ton su birikeceğine herkes inansın.

***

   Suya sahip olmaktan daha önemlisi, suyu bilinçli tüketmektir.

   Bütünlüklü bir yaklaşım, su bakımından bizleri rahatlatacak.

   Su politikamızı belirlemek için su çalıştayı düzenlemeyi neden gündeme getirmeyelim?

YORUM EKLE

banner75