Çiğ süte yapılan zammın yansımaları

Yılbaşı ile birlikte çiğ süte yapılan 21 kuruşluk artış, süt sektöründe kimseyi memnun etmemiş görünüyor. Bu zam yaklaşık yüzde 9 ‘a denk geliyor. Süt ürünleri imalatçıları ve tüketiciler zamdan memnun olmazken, süt üreticileri (Hayvancılar) zammın az olduğunu açıkladılar.

Konuya öncelikle süt üreticileri cephesinden bakalım. Süt üreticileri (Hayvancılar) çiğ sütün litresinin zamla birlikte hayvancıdan, devlete 2.50 TL’ye verildiğini, SÜTEK’ten de imalatçılara 2.59 TL den yansıtıldığını, halbuki çiğ süt fiyatının 3.15 TL olması gerektiğini belirttiler. Öte yandan, 2019 yılında süt miktarının geçmiş yıllara göre yaklaşık yüzde 30 oranında azaldığını ve 2013 yılı düzeylerine gerilediğini görüyoruz.

Hayvan sayısının da azalması, süt üretimini düşürüyor, girdi maliyetleri de artınca, sütün fiyatı da artıyor. Bunun yanında, girdi maliyetlerinin yükselmesi, hayvan hastalıkları ve kayıplarının artması da hayvancıların geçimini zorlaştırıyor. Böylece, maliyetleri karşılayamayan üreticilerde küçülmeler başlıyor ve hayvancı sayısı da zaman içinde azalma gösteriyor. Geçmiş yıllarda yaşanan kuraklıklar da hayvancıların yem maliyetlerini olumsuz etkilemiş ve sektörde küçülmeleri tetiklemişti.

Süt üretimi, kuru ziraat ürünlerini işleyerek tarım sektörüne önemli oranda katma değer sağlamaktadır. Süt üretiminin ve hayvancılığın kırsal bölgelerimizdeki kalkınmaya ve istihdam olanaklarına katkısı çok büyüktür. Bu yüzden, mutlaka teşviklerle desteklenmesi gerekmektedir.

Konuyu şimdi de süt ürünleri imalatçıları penceresinden değerlendirelim. Süt Ürünleri imalatçıları, 2.38 TL den 2.59 TL ye çıkan süt fiyatının kendi imalatlarını olumsuz etkileyeceğini belirttiler.21 kuruşluk zammın süt ürünleri fiyatlarını da artıracağı aşikardır. Şu anda piyasaya yansımasa da yakın zamanda yansıyacağı kesindir. Neticede bu zamlar, tüketicilerin satın alma gücünü azaltacak ve aile bütçelerini sarsacaktır.

Tüketicilerin süt ve süt ürünleri zamlarından çok fazla etkilenmemesi için imalatçılar ve marketlerin kar marjlarını dengeli tutmaları büyük önem arz etmektedir. Özellikle, hellim, peynir ve yoğurt satışlarında piyasada ve marketlerde astronomik fiyatlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Süt ürünlerinin tüketicilere uygun fiyatlarla ulaşması için üreticilerin kooperatifleşme yöntemi ile ürünlerini işleyerek uygun fiyatlarla tüketiciye sunmaları alternatif bir yöntem olarak düşünülebilmelidir.

Öte yandan, yerli süt ve süt ürünlerinin pahalılaşması, piyasadaki ithal ürünlerle rekabeti de zorlaştırmaktadır. Bu durumda yerli ürünlerin piyasada satışları zora girmektedir. Düşünün ki, yurtdışından ülkemize vergi ve masraf ödenerek getirilen süt ürünleri marketlerde bizim benzer yerli ürünlerimizden (süt, beyaz peynir, kaşar v.b) daha ucuza satılmaktadır. Yurtdışından gelen ürünlerin piyasada ucuz olmasının önemli nedenlerinden bazıları kendi ülkelerinde üretim maliyetlerinin düşük ve teşvik desteklerinin bize göre daha iyi olmasındandır.

Ülkemizde 2019 yılının 9 aylık ihracat verilerine baktığımız zaman, süt ürünleri ihracatında yüzde 10 düzeylerinde gerileme olduğunu görüyoruz. Yılsonu rakamları belli olunca muhtemelen gerileminin daha da arttığını göreceğiz. Burada elbette hayvanların azalması (kesime gitmesi) ile çiğ süt miktarının düşmesi önemli bir etkendir.

Süt ürünleri özellikle de geleneksel ürünümüz hellimin ihracatının azalması sıkıntı yaratacaktır. Süt ürünleri,  toplam ihracatımızın yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Süt ürünleri ihracatındaki gerileme toplam ihracatı da aşağıya çekecektir.

Verilere göre, diğer ihracat kalemlerinin de(Rakı, hurda, patates) önemli oranda azaldığını görüyoruz. Bütün bunlar, ihracat yapan sektörlerin gelirlerini, üretimlerini ve istihdam sayılarını da olumsuz etkileyecektir. Bu gelişmeler  ekonominin büyüme rakamlarını da geriletecektir.

Süt ürünleri sektöründe üretimin düşmemesi için zamanında tedbir alınması şarttır. Üretim bacağında yapılan hataların telafisi güç, bedeli de ağır oluyor. Son yıllarda, maliyetlerin artmasının yanında, süt üretiminin azalması,  Hayvancılığa ayrılan bütçenin düşmesi ve desteklerin azalması sonucu ihracat pazarlarında rekabet etmek çok zorlaşmıştır. Bütün bunların sonucunda da ihraacat rakamları gerilemiştir.

Öte yandan çiğ süte yapılan zamdan, imalatçıların ve ihracatın 2020 yılında olumsuz etkilenmemesi için, imalatçılara ocak-şubat-mart-nisan ayları için navlun desteği 1 TL den 1.5 TL ye çıkarılmıştır. Bakanlığın bu adımı olumlu bir gelişme olmuştur.

Yazımı bitirirken şu noktaya da vurgu yapmak istiyorum. 2020 bütçesinde ayrılan tarımsal destekler geçen yıllara göre kısmen artmış olmasına rağmen,  sektör tarafından yeterli görülmemektedir. Girdi maliyetleri de günden güne artmaktadır. Özellikle, önümüzdeki aylarda yüksek oranda olması muhtemel bir elektrik zammı ve bu zammın zincirleme etkisi ile diğer ürünlerde yapılacak zamlar da girdi maliyetlerini daha fazla artırırsa hayvancılar ve süt ürünleri imalatçılarını daha olumsuz şartlar ve günler bekleyecek, bu durum sektörü daha da geriye götürebilecektir.

Ayrıca, 2020 de temennimiz,  döviz ve petrol fiyatlarının dengeli seyir izlemesidir. Aksi halde, ekonominin bütünü ile birlikte tarım sektörü de olumsuz etkilenecektir. Bu yıl kuraklık beklentisinin olmaması da sevindirici bir durumdur.

Dileğimiz, üreticiler, imalatçılar, sektördeki tüm paydaşların ve Bakanlığın başta kaynakların,  teşviklerin doğru ve zamanında kullanılması yönündeki politikaları hayata geçirmek için uzlaşı ve diyalog ortamını sürdürmeleri ve ayni geminin içinde olduklarını unutmamalarıdır. Ekonomik aklın gereği budur.

YORUM EKLE

banner107

banner108