Çocuklarda internet ve sanal oyun bağımlılığı

Yapılan bilimsel araştırmalar, çocuklarda teknoloji ve özellikle internet ile sanal oyun bağımlılığının günden güne arttığını ve çok tehlikeli düzeylere ulaştığını bizlere göstermektedir. Uzmanlar, teknoloji bağımlılığının etkilerinin zaman zaman madde bağımlılığı kadar ciddi boyutlara ulaştığını vurgulamaktadır.
Çocuklar için, elbette teknolojinin yararlı ve eğlendirici yönleri bulunmaktadır. Özellikle de ölçülü bir şekilde seyredilen eğitici TV programları ve sınırlı kullanılan internetin çocukların gelişimine olumlu katkı yaptığı aşikardır. Ancak, teknoloji kullanımının çocukların hayatında çok zaman alması, bağımlılığa yol açmaktadır.
Çocuk, teknolojik aletler karşısında çok fazla zaman geçirdiğinde, hayatından memnun oluyorsa, teknolojiden uzak kaldığında ise, yoksunluk duygusu ile mutsuz ve huzursuz oluyorsa, burada teknoloji bağımlılığı var demektir. Bu bağımlılık, bilgisayar, cep telefonu, oyun konsolu, internet ve TV bağımlılığı şeklinde kendini göstermektedir.
Çocukların, teknolojiyi sürekli kullanması, fiziki ve psikolojik sorunlara da yol açabilmektedir. Ekran karşısında çok oturmaktan dolayı, göz, adale ve vücut duruşunda bozukluk gibi fiziksel sorunlara neden olabilmektedir. Bunların yanında, dikkat eksikliği, takıntı, aşırı kaygı, içe kapanma, öfke, aile ile birlikte etkinliklere katılmama davranışları da görülmektedir.
Veliler, çocuklarının teknoloji ve internet kullanımından rahatsız olmakta, onlara süre ve sınır koymaya çalışmakta, fakat, çoğunluğu çalıştığı için, çocukların internette ne kadar vakit geçirdiklerini kontrol edememektedirler.
Bu konuyla mücadelenin en önemli unsurlardan biri, teknoloji bağımlılığının zararlarına yönelik olarak, ailelerde, öğretmenlerde ve çocuklarda bilinçlenmeyi artırmak ve tehlikenin boyutlarına yönelik bilgilendirmeler yapmak olmalıdır.
Şimdi de sizlere, geçtiğimiz günlerde açıklanan ve Başbakanlık Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu, Yakın Doğu Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi ve MEB Eğitim ve Ortak Hizmetler Dairesi tarafından işbirliği ile yürütülen “Çocuklarımızı Sanal Düşmandan Koruyoruz” projesinden bahsetmek istiyorum.
Bahse konu proje kapsamında, 5 farklı bölgede, pek çok okulda öğretmen, ortaokul ve lise öğrencisi ve ebeveynlere yönelik eğitimler düzenlenerek, çocuklardaki teknoloji kullanımının boyutlarını ölçen anket ve araştırma gerçekleştirildi.
Söz konusu araştırmaya göre, ebeveynlerden alınan bilgiler ışığında, çocukların yaklaşık yüzde 85’i interneti aktif bir şekilde kullanıyor ve yaklaşık yüzde 61’i de, interneti günde 3 saat ve üzerinde kullanıyor. İnterneti 3 saat kullanan çocuklar, akademik çalışma, iletişim kurma, yeni arkadaşlar edinme, müzik dinleme, sosyal medya kullanma, film, video izleme ve oyun için kullanıyor. İnterneti günlük 3 saatten fazla kullanan çocuklar ise, daha çok oyun oynamak için kullanıyor.

Öte yandan, araştırmaya katılan ailelerin yaklaşık yüzde 52’si, çocuklarına internet kullanımında zaman sınırlaması koyuyor. Ayrıca, ailelerin yaklaşık yüzde 56’ sı çocukların kendileriyle zaman geçirmek yerine, internette vakit harcadığını, ailelerin yaklaşık yüzde 44’ ü ise çocukların internete girmek için günlük işlerini aksattığını düşünüyor.
Araştırmaya göre, çocukların büyük bir bölümü günde 3, haftada 21 saatten fazla internette zaman geçiriyor. Oysa, internet kullanımının haftada 8 ile 10 saat arasında olması, bilimsel olarak bağımlılık olduğunun en önemli göstergesidir. Bu da bize, ülkemizde çocuklar arasında internet bağımlılığının yüksek olduğunu göstermektedir.
Araştırmaya katılan öğretmenlere göre, bir başka tespit de, oyun bağımlılığının öğrencilerde, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, yorgunluk, uyumsuzluk, hırçınlık, iletişim kuramama, sabırsızlık gibi sorunlara neden olduğu yönündedir.
Bu bağlamda, yapılan bu proje ve araştırmadan dolayı her 3 kurumumuzu da tebrik ediyorum. Ülkemizin ve çocuklarımızın içinde bulunduğu teknoloji ve internet bağımlılığı konusunda, uzmanlara ve bilim insanlarına önemli veriler ve tespitler sunan, başarılı bir çalışma ortaya çıkarmışlardır.
Bundan sonra, ne yapılması gerektiği ile ilgili bütün paydaşlar, özellikle aileler, okullar ve devlet kurumları bir araya gelerek, soruna çare olacak hedef ve politikaları oluşturmalıdırlar.
Son tahlilde, yazımı bitirirken özellikle belirtmek istiyorum ki, çocuklar boş vakitlerinde, arkadaşlarıyla birlikte mutlaka sosyal etkinliklere yönlendirilmelidir. Her çocuk yeteneğine göre, spor, müzik, sanat ve kültürel faaliyetler içinde sosyalleşmelidir.
Anne ve babalarından, arkadaşlarından, akrabalarından uzaklaşan, yalnızlaşan, teknoloji bağımlısı bireyler yetişmesini istemiyorsak, ebeveynler çocuklarıyla verimli vakit geçirmeli, onların arkadaşlarıyla sosyal ortamlarda mutlu olmalarını sağlamalıdır. Toplumun mutlu ve huzurlu olmasının önemli bir kilometre taşı da, çocukluğunu mutlu geçiren ve arkadaşlarıyla birlikte sosyalleşen bireylerin yetişmesinden geçmektedir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104