Define avcılarının yol açtığı tahribat büyük

Ülkemizde çok tuhaf işler oluyor.


Bazı kesimler ülke sahipsizmiş gibi davranıyor ve her istediğini yapacağını sanıyor.


Tabii ülkede en önemli sorun “denetim” olunca, iyi niyetli olmayan kişiler de kendisini özgür hissediyor.


Bu ülkede tedbir alana kadar, birçok tuhaf şey oluyor.


Bu tuhaflıklara şaşırıyoruz ama şaşırmamak lazım, çünkü denetim fakiri ülkelerde böyle şeyler olur. Ülkemiz tam bir denetim fakiri.


Mesela son zamanlarda tarihi eserlerin bulunduğu bölgelerde define avcılığı yapılıyor.


Aslına bakarsanız, yeni de değilmiş bu durum, geçmişte de oluyormuş ama son dönemlerde basına sıkça yansıdığı için halkımız haberdar oluyor. Kim bilir ne tahribatlar yapıldı, kim bilir ne kadar çok tarihi eser, bu kişiler sayesinde nerelere savruldu?


Birçok yeri darmadağın etmiş define avcıları.


Bu kişiler zengin olmak isterken tabii ki tarihi eserlere de zarar veriliyor.


KIBRIS’a konuşan uzmanlar, son dönemlerde özellikle Girne bölgesinde artan ‘define avcılığı’ olaylarını “kısa yoldan zengin olma’ ve ‘macera arama’ isteği olarak yorumladı.


Eski Eserler Dairesi Müdürü Fuat Azimli, “Bu tarz kazılar her zaman yapılmaktadır fakat böylesi eylemlerin hem para hem de hapis cezası vardır” diyerek, bahse konu kazıların, cezai yaptırımları oluğu uyarısı yapıyor.

  Kim oldukları bulunursa ceza verilebilir belki ama adamlar köstebek gibi ortalığı delik deşik edip ortadan kayboluyor.


Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Arkeoloji, Kültürel Miras ve Konservasyon Merkezi Müdürü ve Arkeolog Yrd. Doç. Dr. Müge Şevketoğlu, biraz macera arama isteği, çokça da ‘kısa yoldan zengin olma’ tutkusunun insanları define avcılığına yönelttiğini belirterek, “Bunu çoğu kişi bilmiyor ama tarihi eser, bulunduğu yerden koparıldığında değerini önemli ölçüde kaybeder” diye de uyarıyor.


Şevketoğlu, tarihi değer taşıyan materyal bulma motivasyonuyla hareket eden kişilerin, bu tarz maddeler bulsalar bile zengin olma heveslerinin kursaklarında kalma olasılığının yüksek olduğunu söylüyor.


Kazı işinin uzmanlık işi olduğunu ve bunu herkesin yapamayacağını anlatan Şevketoğlu, boş yere çevre tahribatı yapıldığını ve tarihi yapıların zarar gördüğünü vurguluyor.


Umarız bu işe soyunanlar, uzmanların bu tür uyarılarını dikkate alır.


Öte yandan, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük, “Bu tarz kazılar, söz gelimi bir gömü yerini ‘bulunmadan’ ortadan kaldırabilir ve bu da emeğimize ve çalışmalarımıza ciddi anlamda zarar verir” diyor.


Gülden Plümer Küçük’ün ‘kestirmeden’ zengin olma arzusunun, toplu mezarlara zarar verebileceği ve kayıp yakınlarını mağdur edebileceği uyarısı da önemlidir, anlamlıdır.


Uzmanları dinlediğimiz zaman, define avcılığının yol açtığı tahribatın büyük olduğunu görüyoruz.


Tabii yetkililerin de denetimleri artırması, bu türlü kötü niyetli kişilere fırsat tanımaması gerekiyor.


Tarihi eserlerimiz artık sahipsiz muamelesi görmesin.

YORUM EKLE