Demokrasimize göz dikildi

Ülkelerin demokrasi düzeyini belirleyenlerden biri de iletişim özgürlüğüdür.

İletişim özgürlüğündeki iyileştirme ya da engellemelere bakarak ülkelerin demokrasisinin geliştiği ya da gerilediğiyle ilgili fikir yürütülebilmektedir.

Ülkemizde iletişim özgürlüğünü değerlendirdiğimizde ideal olmadığı tespitini yaparken, Türkiye ve Güney Kıbrıs’ın hem önünde olduğu hem de geçmişe göre daha iyi konumda olduğunu taktir etmek gerek.

Demokrasinin temel taşlarından olan iletişim özgürlüğünün ideal olmamasının en büyük sebebi, medya organlarının gelir gider dengesini yakalayamadıkları için belli güç odaklarının kontrolünde olmalarıdır.

Yayın politikaları günlük değişen gazetelerin gün geçtikçe çoğaldığı ve ön sayfalarından günlük sponsorlarının kimler olduğunu gizleyemeyecek şekilde yayın yapanların en büyük avı genellikle iktidar partileri oluyor.

İktidarın nimetleriyle ballanan yayınların kahramanları muhalefete düştüğünde kaka konumuna iniyorlar. Yıllardır durum böyle olmasına rağmen bazı siyasiler niteliksiz yayıncılıkta yer aldıkları için utanacaklarına, kendilerini buna kaptırmaktan alıkoyamazlar.

Medya destek programından yararlanan gazeteler için “hem destek alıp hem de eleştiriyorlar” suçlaması yapacak kadar kendinden geçmişleri gördükçe üzülüyor insan. Destek aldıkları için yandaş kalem olmadıkları için suçlayacaklarına taktir etmelidirler diye düşünüyorum.

Para aldıkları egemen güçlerin yalakalığını yapanlar o kadar yaygınlaştı ki destek aldığı için duruşundan feragat edilmeyince buna şaşırıverenleri izliyoruz bugünlerde.

Dünya tarihi, iletişim özgürlüğü bize hep bunu göstermişken, ülkemizde maalesef bireysel çıkarlarına kendilerini o kadar kaptıranlar varken mantıklarını yitirdiklerini anlamayacak kadar bağımlı hale gelmişler.

Gelelim demokrasimize neden göz dikildiği iddiama.

Genellikle en küçük eleştirilerde geri adım atan hükümetin, bütçede kaynağı da olan bir destekten vazgeçmesi ve bunu cesurca söyleyememesinin nedenlerini kurcalamak gerek.

Sarı basın kartlı muhabir çalıştıran gazetelere 5 ile 20 bin TL arasında olan desteği eleştirmek ve karşı duruş sergilemek için bunu devleştirmeye çalışanların inandırıcı olmamakla birlikte bundaki ısrarları bende ciddi endişeler uyandırdı.

Hükümetin destek programını gündeminden düşürmesinin ileriye dönük bir niyetin yansıması olduğunu kavramamız geç olmadı. Çünkü televizyonlarımız, Kıbrıs Türk’ünün sesini dünyaya duyurma görevini yerine getirebildikleri uydu sisteminin KKTC ölçütlerini aşan kiralarına devletin verdiği katkıdan da vazgeçileceği ciddi bir şekilde konuşulur oldu.

Medyadan gelen bir başbakanın olduğu hükümetin, gazetelere olan sarı basın kartlı gazeteci çalıştırmalarını teşvik eden desteği kesmesi yanında televizyonların uydu desteğinden de vazgeçecek olması her halde sürecin en acısıdır.

Ekonomik realitede bir gazeteyi yayınlamayı devam ettirememesi gereken gazetelerin sponsorlu yayıncılığına yenilerinin de eklenmesini sağlayacak hedeflenen yeni süreçle demokrasiye daha fazla zarar verilecek.

Çok seslilik altında tek sesin çıkacağı bir medya yapısı oluşturabilmek için medya organlarının bağımlılığını artıracak adımlara sessiz kalanlar bu sürecin mimarı olmaktan rahatsızlık duymayacak kadar, günlük çıkarlarının derdine düşmüşlerdir.

İşte ülkemiz şimdi böyle ciddi bir sürecin arifesindedir.  Verilen talimatları yerine getirerek hükümetçilik oynamayı 5-6 ay daha garanti altına alma derdinde olanlar, ülke demokrasisine verdikleri yarayı mı umursayacaklar.

Ekonomik olarak özgür olmayan bir medyanın yer aldığı ülkelerin demokrasisi geriler ve gün gelir ki toplumda muhalefet gücü tamamen silikleştirilir. Böylelikle boyun eğmenin ortamı sağlanır. Görülen o ki ülkemiz iktidarının yeni hedefi budur.

YORUM EKLE

banner108

banner107

banner88

banner96