Denktaş - Küçük anlaşmazlığı

Sonsuzluğa göçüş yıldönümleri arka arkaya geldi. Onları saygı, sevgi ve şükranla andık… Bu arada tarihe yazılan olaylar unutulmaz… Her iki devlet adamımızın arka arkaya anılması onların bir dönem ulusal ve toplumsal sarsıntılar yaratan anlaşmazlıklarını da gündeme getirdi… Özellikle sosyal medyada bu konudaki çeşitli irdelemelere ve o dönemi merak eden gençlerin sorgulamalarına tanık olduk… “Kıbrıs Türkünün var oluş mücadelesinin sembol isimleri Dr. Küçük ile Denktaş birbirlerinin muhalifi miydiler?” sorusunu soranları da gördük…
   Genç Rauf Denktaş’ın Özgürlük ve Varoluş Mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ün yanında, onu dinleyerek ve izleyerek, ondan etkilenerek ve onun gazetesi “Halkın Sesi”nde açık ya da kapalı isimlerle yazılar yazarak yetiştiği bir gerçektir… İki efsane önderin aralarının açılmasının ilginç bir süreci ve öyküsü var… 1964 yılının başlarına dönmek gerekir bu süreci anlatabilmek ve anlayabilmek için…
                                                                              ***
   Dr. Fazıl Küçük’ün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olduğu Türk – Rum ortaklık cumhuriyetini ENOSİS’çi Akritas Planı’yla yıkan Rum saldırılarından sonra Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş halkını temsilen ve halkının iradesiyle Londra’daki Kıbrıs konferansına katılmak üzere adadan ayrılır… Ortaklık cumhuriyetini şiddet yoluyla ele geçiren Makarios Rejimi bu seyahati fırsat bilerek onun adaya girişini yasaklar. Konferanstan sonra Türkiye’ye dönen Denktaş, kendisinden önce adadan ayrılan ailesiyle birlikte 1964’ten 1968 Nisanı’na dek Ankara’da çileli bir sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakılır.
   İşte bu dört yıllık süre içinde Dr. Küçük’le Denktaş’ın arasının giderek açıldığı gözlenir. Kıbrıs Türk halkı tarihinin en sıkıntılı günlerini gettolara kapatılmış durumda ve sık sık gerçekleşen Rum saldırılarına kıt olanaklarıyla direnerek, şehitler ve göçler vererek geçirmektedir... İnsanların çoğu çadırlarda, mağaralarda, ahırlarda yaşamakta ve Kızılay’ın gönderdiği gıda ve tüketim malzemeleriyle geçinebilmektedir. Ortağı olduğu devletten kovulan Türk erkek memurların maaşı 30, kadın memurların maaşı ise 15 Kıbrıs Lirası’na düşürülmüştür. Halkın çoğu işsiz, eli silah tutabilen erkeklerin tümü mevzilerdedir. Üretim her sektörde tamamen durmuştur…
   İşte bu dönemde iki Türk liderin arasını açacak provokasyonlar başlatılır. “Denktaş ailesiyle birlikte ve yüksek bir gelirle Ankara’da refah içinde yaşarken, hatta Denktaş oralarda av partilerine çıkarken Kıbrıs Türk halkı çile çekmektedir” iddiası bu provokasyonların ana temasıdır. Hem Denktaş’ı çekemeyen bazı çevreler, hem de Türk halkını parçalama uğraşındaki Rum propaganda uzmanları bu bölücü kampanyada her gün devrededirler.
   Dr. Fazıl Küçük çaresizlikleri yenmeye çalıştığı o sıkıntılı günlerinde bu propagandanın etkisinde kalır. Ola ki Denktaş’la aralarında birbirlerini gerginleştirici özel yazışmalar ve haberleşmeler de olmuştur... Dr. Küçük gazetesinde Rauf Denktaş’ı sert dille eleştiren yazılar yayımlar. Ayrıştırıcı propagandanın etkisi toplum üzerinde de görülür. Toplumda “Denktaşçı” ve “Doktorcu” gruplar oluşur. Denktaş’ı savunan “Zafer” adlı haftalık gazete yayın yaşamına başlayınca bu gazete ile “Halkın Sesi” arasındaki polemik sertleşir. Mücahit toplulukları TMT’cilerin öncülüğünde, TMT’nin kurucusu Denktaş’ın adaya dönüşünün sağlanabilmesi adına Türkiye Büyükelçiliği’nin önüne dek uzanan gösteriler yaparlar.
   Toplumdaki bu dalgalanmalardan etkilenen Denktaş, Nejat Konuk ve Erol Mitsadalı eşliğinde adaya köhne bir tekneyle gizlice çıkmaya çalışırken Rumlar tarafından tutuklanır. Türkiye’nin Başpiskopos Makarios Rejimi’ne verdiği ültimatomla Rumların elinden kurtulabilen Denktaş, halkıyla buluşamadan tekrar Ankara’ya döner.
   EOKA’cı Rum Muhafız Kuvvetleri Komutanı Grivas, 1967 Kasımı’nda stratejik Türk köyleri Geçitkale ile Boğaziçi’ne saldırır… Denktaş’ın adaya dönüşünü sağlayan olaydır bu... Ültimatomuyla Grivas’ın ve yasadışı bir tümen saldırgan Yunan askerinin adadan çekilmesini gerçekleştiren Türkiye’nin olası fiili müdahalesini de savuşturmak gerekirdi… Bu fırsattan yararlanan Makarios, siyasi rakibi Grivas’ın elinden kurtulabilmek için Kıbrıs’ta normalizasyon önlemleri alıp Türk bölgelerinin kuşatmasını gevşetir… Denktaş’ın ve diğer yasaklı Türklerin adaya dönmelerine izin verir… Denktaş, Türk Cemaat Meclisi Başkanı olarak görevini sürdürmeye devam eder. Onun sürgünde olduğu yıllarda bu göreve yardımcısı Dr. Şemsi Kâzım vekâlet etmiştir. 1968’de, Kıbrıs sorununu çözme amaçlı toplumlararası görüşmeler Beyrut’ta Denktaş’la Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides arasında başlatılır.
                                                               ***
   Öncesine dönecek olursak, Rauf Denktaş sevgili adasına yeniden kavuşmaya hazırlanırken zamanın TC Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’le tarihi bir konuşma yapmıştır… Çağlayangil, o çok kritik aşamada Denktaş’ın adaya dönmesinde sakıncalar görmektedir. Türkiye hükümeti yetkilileri “toplumdaki Denktaşçı – Doktorcu ayrışması daha da keskinleşecek” kaygısındadır. Anılarında da vurguladığı gibi; Denktaş’ın Çağlayangil’e verdiği güvence şudur: “Bağrıma taş basacak ve Dr. Küçük’ün hakkımda yazdıklarını ve söylediklerini unutacağım.”
   Adaya dönüşünde halkın büyük tezahüratıyla karşılaşan ve kalabalık arasında zor ilerleyen üstü açık bir arabanın içinde Dr. Fazıl Küçük’le birlikte kucak kucağa halkı selamlayan Rauf Denktaş Çağlayangil’e verdiği sözü tutar. Dr. Küçük’le olan anlaşmazlığını dondurur. Ta 1973 yılına dek… 1973’teki seçimde Dr. Fazıl Küçük’e karşı adaylığını koyan Denktaş, sert bir seçim kampanyasının baş aktörü olur... Halkta yine ciddi bir ayrışma tetiklenmiştir… En sonunda Ankara’ya çağrılıp ikna edilen Dr. Küçük’ün adaylıktan çekilmesiyle Denktaş seçimsiz Cumhurbaşkanı yardımcısı ve toplumun tek lideri olur.
   Dr. Fazıl Küçük’ün bu olayı içine sindirmesi olanaksızdı. O günden sonra Dr. Küçük – Denktaş mücadelesi yeniden şiddetlenir. Denktaş muhalifleri Dr. Küçük’ün çevresinde ve onun gazetesinde toplanır. Bu ikili çatışma da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 15 Kasım 1983’e dek sürer. O tarihi günde Dr. Küçük’le Denktaş Cumhuriyet Meclisi’nin terasında, on binlerce Kıbrıslı Türkün ve dünyanın gözleri önünde kucaklaşarak içten bir barış, uzlaşma ve birliktelik mesajı verirler. Yanlarında Türk halkının bir diğer mücadele önderi Osman Örek de vardır. Gittikçe ilerleyen gırtlak kanseriyle savaşmakta olan Dr. Fazıl Küçük bu tarihi barıştan tam iki ay sonra, 15 Ocak 1984’te yaşama veda eder.

YORUM EKLE

banner75