Devlet borcuna sadık olmalıdır

Eskiden devlete iş yapanlar kendisini şanslı sayardı.

Şanstan da öte ayrıcalık bile sayılabilirdi.

Devlete iş yapmak garanti para olarak görülüyor.

Devlet bu, vatandaşının parasını yiyecek hali yok ya…

Devletle iş yapmak kazançlı ya, geçmişten günümüze devlet ihaleleri hep tartışma konusu olmuştur.

İhale, yok düşük teklif verene kalmadı da yüksek teklif verene kaldı, yok ne bileyim hangi şartlar dikkate alınmadı da ihaleye partizanlık karıştı, yok torpil işledi…

Böyle şeyleri hep duymuşsunuzdur.

Devletle iş yapmak avantajlıydı…

“Avantajlıydı” diyoruz, çünkü artık böyle görmüyor iş insanları.

Devletle çalışmak artık tam bir eziyete dönüştü.

Neden? Çünkü devletle çalışan parasını zamanında alamıyor.

Devlete iş yapan bazı şirketler, parasını zamanında alamadığı için batma tehlikesi atlatıyor.

Mevzuatlar, prosedürler içinde boğulmak bir dert, paranı zamanında alamamak başka bir dert.

Birçok şirket devletle çalışmaktan vazgeçti.

İşletmeler parasını zamanında alamadığı için faaliyetlerini sürdüremez hale geliyor, başka giderlerini karşılayamıyor.

İşadamları, “Bekleyelim, tamam bekleyelim ama beklemenin de makul bir süresi olur. Biz bir bilinmeze sürükleniyoruz” diye konuşuyor.

Devletin kendi alacaklarına karşı hassas ve toleranssız davranırken, ödemelerinde aynı hassasiyeti göstermediğini belirten işletme sahipleri, böyle bir anlayışın kabul edilebilir olmadığını vurguluyor.

Bu tür gecikmelerin en küçük ödemelerden, çok büyük işlere kadar yaşandığını belirten işletmeler, “Devletle çalışma olmaz olsun” deme noktasına geldiklerini söylüyor.

Beklemenin hem şirketlerin hesaplarını bozduğunu, gelir gider dengesini ve ödemelerini aksattığını hem de beklerken paranın değerinin düşmesi nedeniyle kayıplara uğradıklarını belirtiyor.

Devlet işletmeleri kendinden kaçırtıyorsa, devletle çalışmak isteyenler azalıyorsa, ortada önemli bir sorun var demektir.

Özellikle inşaat şirketlerinden çoğu artık devletle çalışmaktan vazgeçti, devletle çalışmanın kendilerini batırdığını söyleyenler var.

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, bu konuda defalarca açıklama yaptı.

Müteahhitlerin bir sorunu da yükselen dövize önlem olarak yerli müteahhitlere ödenmesi gereken avansın ödenmemesi, “hazırlık ödeneğinin” yapılmamasıdır.

Müteahhitler, bu konuda yasal düzenlemeler olduğu halde devletin kendi yaptığı düzenlemeye uymadığını söylüyor.

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, müteahhitlerin ve inşaat sektörünün batmak üzere olduğunu ama devletin bunu görmediğini iddia etti.

Birlik, Türkiye’den gelip ülkemizde iş yapan şirketlere her türlü fark ve muafiyetin sağlandığını ama aynı şeyin KKTC’deki müteahhide yapılmadığını söylüyor.

Devlet, mal ve hizmet satın aldığı şirketleri zamanında ödemelidir, şirketlere avansları zamanında yatırılmalı, hazırlık ödenekleri zamanında yapılmalıdır.

Devlet, ödemelerine sadık kalmamakla, işleyen çarkı durdurmaktadır.

Hükümet yetkilileri, “İlk kez denk bütçe yaptıklarını” söylüyor.

Denk bütçe yapmak elbette önemlidir ama bir taraftan denk bütçeden söz edeceksin, diğer taraftan da vereceğini vermiyorsun diye eleştirileceksin... Burada bir terslik yok mudur?

YORUM EKLE