Devlet çaresiz kalırsa vatandaş ne yapsın?

   Ülkemizde çok fazla sorunumuz var. Vatandaşlarımız bir sorundan kaçarken, başka bir sorunla karşı karşıya kalıyor. Ekonomik sorunlardan tutun da çevre kirliliğine, trafikteki kaosa, kamudaki verimsizliğe, denetimsizlikten kaynaklanan sıkıntılara kadar bin bir türlü sorunumuz var.

Ne dünkü ne bugünkü sorunlardır bunlar, yılların sorunları, uzun yılların sorunlarıdır...

Sorunlar birikti… Biriktikçe kalıcılaştı, kabuklaştı.

Mesela son zamanlardaki sorunumuz aşırı yağışlar. Evet, bereket olması gereken ama soruna dönüşen yağışlar... Aşırı yağışlardan dolayı vatandaşlarda “sel korkusu” oluştu.

Bazıları, “Hiç aklımıza gelmeyen bir sorun, hiç beklemediğimiz bir sıkıntı” diyor.

Aslında beklemeliydik, geçmişte bunun sinyalleri verilmişti.

Geçmişte de biraz fazla yağmur yağsa sıkıntılar yaşıyorduk, çünkü doğayı katlettik, doğal dengeyi bozduk.

Doğanın bize sinyaller verdiği ve bazı uzmanlar uyarı yaptığı halde dinlemedik, dikkate almadık.

Yine derelere, dere yataklarına binalar yaptık, suların akıp gidebileceği alanlar bırakmadık.

Dağ, tepe, dere, yeşil alan, orman, kumluk ya da bataklık dinlemedik, her tarafı beton doldurduk.

Şimdi ise korkuyoruz… Korkuyoruz, çünkü uyarıları dikkate almadık, altyapımızı aşırı yağmurlara uygun inşa etmedik.

Az sorunumuz varken şimdi de vatandaşları “su/ sel baskını” korkusu sardı. Yağmur yağmaya başladı mı birçok kişinin uykuları kaçıyor. Aralık ayından beri neredeyse hiç durmadan yağan sağanak ve şiddetli yağmurlar, ülkenin hemen hemen her yerinde su ve sel baskınlarına neden olurken, uzmanlar, bu yaşananların halk arasında endişe ve kaygı oluşturduğunu söyledi.

Nasıl olmasın ki? Sel suları nedeniyle ülkemizde 4 kişi yaşamını yitirdi. Çok fazla zarar var.

Evleri, işyerlerini basan sular büyük mağduriyetlere yol açtı. Birçok bölgede yollar çöktü, ulaşım aksadı.

Sel suları basabileceği ihtimali, halkta endişe ve kaygıya neden oluyor ama uzmanlar, bunun da ötesinde, bu baskınların devletin yeterli altyapıyı yapıp, yeterli önlemleri almamış olmamasının anlaşılmasıyla halk arasında devlete karşı bir güvensizlik oluşturduğunu vurguladı.

Evet, devlete, siyasilere güvensizlik çok yüksek noktalarda... Bu durum, ciddi bir birikimin sonucudur.

Yoğun yağışların neden olduğu su ve sel baskınlarının aslında doğal afet olmadığı konusunda mutabık olan uzmanlar, ülkemize yağan yağmurların normal düzeyde olduğunu, fakat zamanında iyi bir planlamanın ve yeterli altyapının yapılmamasının buna neden olduğunu vurguluyor.

Uzmanlar, başta yaşlı insanlar olmak üzere toplumda afet olaylarını tekrardan yaşama korkusu olduğunu, bunun sebebinin ise devletin eksik aldığı önlemler ve olayların karşısında çaresiz kalmasının toplumda devlete karşı güvensizlik oluşturması olduğunu kaydediyor.

Devletin bu tür olaylara karşı gerekli önlemleri zamanında almamış ve yeterli altyapıyı yapmamış olmasının uzmanların hazırladığı raporlarla da ortaya konuldu. Toplumda nasıl kaygı oluşmasın ki?

Bir uzman, “Acil durumlarda acil müdahale ekibi olarak da zayıf bir ülkeyiz ve bazen toplum bu yaşanan zor durumlarda devletin çaresiz kalması ile güvensizlik içine giriyor” dedi.

Biraz fazla olan yağışların bu kadar felakete dönüşmemesi gerekirdi, halk bunun farkında, üzüldüğü de bu. Devletin sorunları çözememesi, normal bir ülkede olanların, bizde felakete dönüşmesi büyük bir moral bozukluğuna neden oluyor.

Yaşadığımız sıkıntılarla ilgili kimsenin sorumluluk üstlenmemesi, herkesin topu birbirine atması ve sanki de bu sorunların bilinmez bir el tarafından yaratılıyormuş gibi davranılması can sıkıyor.

Örneğin Ciklos’taki yol yapımında halen suçlunun kim olduğunun tespit edilememesi gerçekten tam bir hayal kırıklığıdır.

Eğer devlet, hükümet edenler, yetkililer, sorunlar karşısında çaresiz kalırsa, vatandaşlar ne yapsın?

Devletin çaresizliği, vatandaşının felaketine dönüşüyor. Vatandaşlar bu nedenle büyük bir hayal kırıklığı, kötümserlik ve umutsuzluk içindedir. Yönetenlerin bunları görebilmesi ve çare üretmesi gerekir.

 

YORUM EKLE