Devletin toplam borcu 36 milyar TL’ye yükseldi

Kamu borç stoku, bir ülkenin belli bir dönemdeki iç ve dış borçlarının toplamından oluşmaktadır. KKTC’de iç borç stoku, hazine ve diğer kamu kurumlarının ticari bankalar ve ihtiyat sandığına olan borçlarını ifade etmektedir.
Dış borç stoku ise, hazinenin yurtdışından yani Türkiye’den kredi şeklinde borçlandığı dış kaynaklı borcunu ifade etmektedir. Türkiye’den alınan kredi niteliğindeki kaynaklardan dolayı, kamu dış borç stoku yıllar içinde artmaya devam etmiştir.
Ülkemizin en önemli mali sorunlarından biri, aşırı miktarda olan bu kamu borç stokudur. Maliye Bakanlığı verilerine göre, KKTC’nin son yıllardaki kamu borç stoku rakamları aşağıdaki gibi oluşmuştur.
İç borç, Haziran 2020 itibarıyla da yaklaşık 9.5 milyar TL’ye yükselmiştir. Geçen yıl aynı tarihlerde bu rakam yaklaşık 8.1 milyar TL idi. İç borcun en büyük kısmı, İhtiyat Sandığı ve Kooperatif Merkez Bankası’na olan borçlardan oluşmaktadır. Bu borçların önemli bir kısmı da bazı kurum ve kuruluşların borç alırken devletin onlara kefil olmasından kaynaklanmaktadır.
Dış borç ise, Haziran 2020 itibarıyla da yaklaşık 26.5 milyar TL’ye yükselmiştir. Geçen yıl aynı tarihlerde ise, dış borç yaklaşık 22.3 milyar TL idi.

İç borç ve dış borçların toplamından oluşan toplam kamu borcu da, Haziran 2020 itibarıyla, toplam yaklaşık 36 milyar TL’ye yükselmiştir. Geçen yıl ise bu rakam, yaklaşık 30.4 milyar TL idi. Kamu borç stoku yılların birikimi sonucu ve herhangi bir geri ödeme yapılmaması sonucu bu boyutlara ulaşmıştır. Açıklanan bu rakamların üzerinden 7 ay geçmiştir. Borç rakamları faizlerle birlikte daha da artmıştır.

KKTC 2021 bütçesinin yaklaşık 10.2 milyar TL olduğunu düşünürsek, sadece iç borç miktarı bile yıllık bütçe rakamına yaklaşmış, toplam kamu borç toplamı ise bütçenin neredeyse 3.5 katına ulaşmıştır. Sanırım bu karşılaştırma konunun ciddiyetini daha da ortaya koymaktadır.
Yukarıda bahsettiğim iç ve dış borç rakamlarının toplamından oluşan toplam kamu borç stokunun Haziran 2020 itibarıyla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı da, yüzde 189 seviyelerine gelmiş durumdadır.
Avrupa Birliği’nde ölçü olarak kabul edilen Maastricht kriterlerine göre, bir ülkenin toplam kamu borç stokunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı en fazla yüzde 60 olmalıdır. Biz de ise bu oran 3 katından fazladır.
Bu rakamlar, kamu borç stokunun alarm verdiğini göstermekte ve bu borcun azaltılması için ivedi olarak tedbir alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, hem ekonomimizi hem de devletin mali yapısını olumsuz etkilemektedir.
Bu konudaki önemli ve sevindirici gelişme, Ekim 2019 tarihinden itibaren, Kooperatif Merkez Bankası ile yapılan protokol gereği, bu bankaya olan devletin iç borçlarının ödenmesine taksitler halinde başlanmış ve 2020 yılında da bu ödemelere devam edilmiştir.
Bu konudan hiç taviz verilmeden ve Koop Bank ile yapılan protokolde öngörülen takvim ve aylık taksit tutarlarına sadık kalınarak ödemeler devam etmeli ve aksatılmamalıdır. Benzer yöntem, İhtiyat Sandığı borçları için de planlanmalıdır.
2021 bütçesine de, bu maksatla 240 milyon TL faiz gideri konmuştur. Bu rakam, geçen yıl ise 360 milyon TL idi. Bu rakamın düşmemesi gerekiyor. Bu ödemeler sayesinde, bankanın mali yapısı güçlenecek, uygun faizle özel sektöre daha fazla kaynağı kredi olarak kullandırabilecektir. Bu da, daha fazla yatırım imkanı sağlayacaktır.
Türkiye’nin oluşan bu dış borcu, bizden şu anda talep etmemesi önemli bir avantajdır. O yüzden, dış borçla ilgili kısa dönemde bir aciliyet görülmemekle birlikte, rehavet içinde de olmamalı, böyle bir dış borcumuz yokmuş gibi davranmamalıyız. Bu durumu fırsata çevirip, ciddi bir şekilde iç borcun ödenmesine odaklanmamız gerekmektedir.
Kamu borçlarının düzenli ödenebilmesi için, devlet bütçesine kaynak yaratmak gerekmektedir. Bu bağlamda, devlet gelirlerinin artırılması, giderlerde azami tasarruf yapılması, kayıt dışılıkla ciddi olarak mücadele edilmesi şarttır.
Sadece dolaylı vergi gelirlerinin (KDV, fonlar) artırılması adil olmamakta, esas olarak, çok kazanandan çok vergi alınması ve böylece vergide adaletin sağlanması için, doğrudan vergi gelirlerinin (Kurumlar vergisi, gelir ve servet vergisi) adil olarak toplanabilmesi yönünde adımlar atılmalıdır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104