Devletin toplam borcu 47 milyar TL’ye ulaştı

Bir ülkenin belli bir dönemdeki iç ve dış borçlarının toplamına kamu borç stoku denmektedir. Avrupa Birliğinde ölçü olarak kabul edilen Maastricht kriterlerine göre, bir ülkenin toplam kamu borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı en fazla yüzde 60 olmalıdır. Fakat, bizim ülkemizde bu oran çok yükseklerde seyretmektedir.
Ülkemizdeki iç borç stoku, Maliye ve diğer kamu kurumlarının ticari bankalar ve ihtiyat sandığına olan borçlarını ifade etmektedir.
Dış borç stoku ise, Maliye’nin Türkiye den kredi şeklinde, dolar olarak borçlandığı, dış kaynaklı borcunu ifade etmektedir. Türkiye den alınan hibe ve yardımlar ise,  dış borç olarak değerlendirilmemektedir.
Geçen yıllar içinde mevcut iç borç stokunun faiz yükü artmış ayrıca Maliye’nin Türkiye den borçlanmasından (dış borç)dolayı kamu borç stoku yıllar içinde artmaya devam etmiştir. Haziran 2021 tarihi itibarıyla, Maliye Bakanlığı verilerine göre, KKTC’nin kamu borç stoku rakamlarına aşağıda yer vermek istiyorum.
Ülkemizin iç borç toplamı, Haziran 2021 itibariyle yaklaşık 12. 2 milyar TL ye yükselmiştir. İç borcun en büyük kısmı, İhtiyat sandığı ve Kooperatif Merkez Bankası’na olan borçlardan oluşmaktadır. Bu borçların önemli bir kısmı da bazı kurum ve kuruluşların borç alırken devletin onlara kefil olmasından kaynaklanmaktadır.
Dış borç toplamı ise, Haziran 2021 itibarıyla yaklaşık 34.9 milyar TL’ye yükselmiştir. Bu borç, Türkiye’ ye olan kredi borcudur.
İç borç ve dış borçların toplamından oluşan toplam kamu borcu da, Haziran 2021 itibariyle de yaklaşık toplam 47.1 milyar TL ye yükselmiştir. Kamu borç stoku yılların birikimi sonucu ve herhangi bir geri ödeme yapılmaması sonucu bu boyutlara ulaşmıştır.
Rakamların boyutunun daha iyi anlaşılması için, karşılaştırma yapmakta fayda vardır.2022 KKTC bütçesinin yaklaşık 12.7 milyar TL olduğunu düşünürsek, sadece iç borç miktarı bile, 2022 yılı devlet bütçesi rakamına yaklaşmıştır. Toplam kamu borç toplamı ise, bütçenin yaklaşık 4 katına ulaşmıştır. Görüldüğü üzere, rakamlar bize işin ciddiyetini net olarak göstermektedir.
Yukarıda bahsettiğim iç ve dış borç rakamlarının toplamından oluşan toplam kamu borç stokunun Haziran 2021 itibariyle, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı yüzde 220 seviyelerine gelmiş durumdadır. Maastricht kriterlerine göre bu rakamın en fazla yüzde 60 olması gerektiğini de bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Bu rakamlar,  kamu borç stokunun alarm verdiğini göstermekte ve bu borcun azaltılması için ivedi olarak tedbir alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle iç borç, hem ekonomimizi, hem de Koop Bank ile ihtiyat sandığının mali yapısını olumsuz etkilemektedir.
Kamu borcu konusundaki en büyük avantaj, Türkiye’nin oluşan bu dış borcu şu anda talep etmemesidir. O yüzden, dış borçla ilgili kısa dönemde bir aciliyet görülmemekle birlikte, rehavet içinde olmamalıyız. Bu durumu fırsata çevirip, özellikle iç borç ödemelerine konsantre olmamız gerekmektedir.
Bu bağlamda, Kooperatif Merkez Bankası ile yapılan bir protokol çerçevesinde 2019’dan itibaren iç borç ödemelerine taksitler halinde başlanmış durumdadır. Bu amaca yönelik olarak da, iç borç faiz ödemeleri için, Devlet bütçesine önümüzdeki yıl 360 milyon TL ödenek konmuştur.
Bu konudan hiç taviz verilmeden ve Koop Bank ile yapılan protokolde öngörülen takvime sadık kalınarak, ödemeler devam etmeli ve aksatılmamalıdır. Bu ödemeler sayesinde, bankanın mali yapısı güçlenecek, uygun faizle özel sektöre daha fazla kaynağı kredi olarak kullandırabilecektir. Bu da, ülkeye daha fazla yatırım imkanı sağlayacaktır. Benzer yöntem, iç borcun yaklaşık yarısını oluşturan ihtiyat sandığı borçları için de planlanmalıdır.
Kamu borç ödemelerinin düzenli olarak yapılabilmesi için mutlaka kaynak yaratılmalıdır. Bu bağlamda, devlet bütçesine kaynak yaratmak için devletin yerel gelirlerinin artırılması ve giderlerde azami tasarruf yapılması şarttır.
Öte yandan, kayıt dışılıkla ciddi olarak mücadele edilmesi ve adil bir şekilde özellikle gelir ve kurumlar vergisindeki eksik vergilendirilmenin giderilmesi olmazsa olmazdır. Özellikle, 2020 yılında, şirketlerin yüzde 55 ‘inin ve şahısların da yaklaşık yüzde 70’nin zarar beyan etmesi düşündürücüdür. Bu durum sürdürülebilir değildir. Sadece, dolaylı vergi gelirlerinin (KDV, fonlar) artması adil değildir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88