Devletteki hantallık artık bir son bulmalı

Ülkemizde kimi yetkililer sorunları zamanında tespit edip çözüm bulamıyor, kimileri ise sorunları tespit ediyor ama zamanında davranamıyor. Bazı sorunlar vardır ki zamanında çözerseniz anlam kazanır.

Ülkemizde hem merkezi hükümetin hem de yerel yönetimlerin sorunları çözmede çoğu kez hantal davrandığını gözlemliyoruz.

Hantal değil, süratli ve pratik çözümler üreten, vatandaşı bekletmeyen bir yönetim anlayışına sahip olmalıyız.

Bir sorunu çözene kadar vatandaşlar sinir krizleri geçiriyorsa, mağdur oluyorsa, yapacağınız işin de anlamı kalmaz, o işi yaptığınızda vatandaşlar sizi teşekküre bile layık görmez.

Örneğin anayollarda ya da kent içlerinde onlarca aracın tekerleklerinin içine düştüğü bir çukuru tamir etmek haftalar ya da aylar sürmemeli. Kaç tane lastiğin patlaması, ya da parçalanması gerekiyor o çukuru doldurmak için?

Örneğin bozulan bir trafik ışığının tamir edilmesi günler sürer, üzerine araçların çarptığı bariyerin tamir edilmesi ayları bulur...

Başka örnekler de var... Örnekleri çoğaltabiliriz, bozulan bozulduğu, kırılan kırıldığı yerde kalıyor.

Hem merkezi hükümetin hem de yerel yönetimlerin yetkisi altındaki birçok alanda böyle oluyor.

Bunlar bugün için böyle değil, yıllardır aynı şeyleri yaşıyoruz.

Konuyu sınır kapılarındaki yetersizliğe bağlayacağız.

Türk Lirası’nın değer kazanması ve dövizin yükselmesi nedeniyle Kıbrıslı Rumlar, Kuzey Kıbrıs’a akın ediyor. Ancak gelirken oluşan uzun kuyruklardan dolayı da perişan oluyorlar.

Sınır kapılarımızdaki görevliler bu yoğunluğa yetersiz kalıyor.

Bu zor zamanda piyasaya para akmasını sağlayan Kıbrıslı Rum müşterileri neredeyse pişman ediyoruz... Rumlar, “Kıbrıslı Türkler para istemiyor mu?” diye soruyormuş.

Böyle bir eziyete çare bulamamak başka nasıl açıklanabilir ve insanların nasıl düşünmesi beklenebilir ki?

Bize para bırakmaya gelenlere daha rahat bir ulaşım imkanı sağlamamız gerekmez mi?

Aslında Ulaştırma Bakanlığı söz konusu sorunun farkında ve bir şeyler yapmak istiyorlar.

Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, geçtiğimiz günlerde bu konuda tedbirler alacaklarını açıklamıştı ama bu açıklamasının üzerinden günler geçti.

Yani sorun aynı sorun... Yetkililer sorunları görüyor, tespit ediyor ama çare bulmakta geç kalıyor.

Ülkedeki olumsuzlukların farkındayız, yılların biriktirdiği sıkıntılar var, personelden, organizasyon yapısına kadar her şey bir hantallık üzerine inşa edilmiş gibi.

Biliyoruz, bu bozuk yapının üzerine gelen bir bakanın kısa sürede söz konusu hantallığı ortadan kaldırması kolay değildir.

Üç- beş çalışanın görev yerlerini değiştirdi diye tepki gören bakanı da anlayabiliyoruz ama yeni hükümetin, hele de özel sektörden gelmiş, politikada ve devlet yönetiminde yeni olan kendisi gibi bir kişilerin bu hantallığın üzerine gitmesi gerekiyor.

Sınır kapılarında neyse yapılacak olan kısa sürede yapılmalıdır, bu işkenceden bıkıp da insanlar buralara gelmekten vazgeçebilir.

Tüm maddi sorunlar ve personel sıkıntısına rağmen bu işin daha erken yapılabileceğine inanıyoruz.

Bu bir konu, daha birçok konuda devlete yerleşmiş ve neredeyse kurala dönüşmüş olan “hantallığa” artık bir son verilmelidir.

Kararlar daha erken alınmalı, daha pratik çözümlere yönelmeli, hantallıkta direten personelle mücadele edilmeli ve devlete sürat ve iş bitiricilik karakteri kazandırılmalıdır. Böyle gelmiş ama böyle gitmesin..

YORUM EKLE