Övgü ve yergi

İkisi de bizim kendi değerimize dış bir kaynak tarafından fiyat biçilmesini kabul etmemiz demektir. Her ikisi de eşit derecede tehlikeli ve acı vericidir.

Övgü ve yergi
  • 05 Ağustos 2018, Pazar 12:52

“Övgü ve yergi aynı amaca hizmet eder” der Cem Şen.


İkisi de bizim kendi değerimize dış bir kaynak tarafından fiyat biçilmesini kabul etmemiz demektir. Her ikisi de eşit derecede tehlikeli ve acı vericidir. Her iki fiyatı da gerçek değerimiz sandığımızdan birine ulaşmak, diğerindense kurtulmak için bedeller öderiz…

Bu bir yanılgıdır…

Sizlere uzun zamandır bildiğim fakat yakın bir geçmişte tekrar karşıma çıkan bir Hindistan masalını aktarmak istedim. Keyifli okumalar…

Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Ressamın adı ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen Ranga Çarya olsa da ona usta olduğu kadar bilge de olduğu için Ranga Guru derlermiş.

Ranga Guru sanatını, ustalığını paylaşmayı severmiş. Bildiklerini öğrencilerinden hiç esirgemediği için birçok iyi ressam yetiştirmiş.

Ranga Guru’nun doğuştan yetenekli bir öğrencisi varmış. Rajiv’miş bu öğrencinin adı. Resimde müthiş hızla ilerleme kaydedince, bir gün ona, ‘Artık final zamanı geldi’ demiş Ranga Guru. ‘Öyle bir resim yap ki, herkes hayran kalsın. Şu ana kadar yaptıklarının en iyisi olsun’ diye eklemiş.

Rajiv, mutlulukla çalışmalarına başlamış. Ustasının kendine olan güveninden güç alarak hayatının en iyi tablosunu yapmak üzere gece gündüz demeden fırça sallamış. Derken, eserini bitirmiş ve ustasının karşısına çıkmış. Heyecanla bekliyormuş, Ranga Guru’nun ağızından çıkacak sözleri.

Usta öğrencisine şöyle demiş:

‘Şimdi bu resmi alıp şehrin en işlek meydanında sergileyeceksin. Senin resmini artık halk değerlendirecek. Yanına bir kalem koy ve halktan beğenmedikleri yerlere çarpı işareti koymalarını isteyen bir yazı as.’

Rajiv, denileni yapmış. Resmini kalabalık meydanın görünür yerine koymuş, yanına da açıklamayı ve birkaç kırmızı kalemi bırakıp ayrılmış.

Birkaç gün sonra, halkın değerlendirmesini görmek üzere meydana gittiğinde, ayakları titriyormuş delikanlının. Büyük merak içindeymiş. Resmini astığı yere doğru ilerledikçe, heyecanı daha da artmış.

Ama meydana vardığında şaşkınlıktan donakalmış. Çünkü yüreğini katarak, özene bezene yarattığı tablonun her karesi, ‘çarpı duvarına’ dönmüş adeta. Her karesinin birileri tarafından kusurlu bulunduğu bir tablo. Büyük hayal kırıklığıyla ve üzüntüyle tabloyu indirip, başı eğik bir biçimde hocası Ranga Guru’ya götürmüş.

Ranga Guru gördüğü manzaraya hiç mi hiç şaşırmamış. Öğrencisin sırtını sıvazlamış ve ‘Şimdi git. Bir resim daha yap. Asla yılmak yok’ demiş.

Rajiv, ustasının sözünü dinlemiş. Bir resim daha yapmış. Bitirince, yeniden ustasının karşısına çıkmış. Ranga Guru bu kez şöyle demiş: ‘Şimdi bu resmi de al, aynı meydana götür. Ama bu kez fırça ve boya da götür yanında ve resmin yanına bırak. Bir de şu yazıyı as resmin yanına; beğenmediğiniz yerleri lütfen düzeltin.’

Rajiv, denileni aynen yapmış. Günler, asırlar gibi gelmiş delikanlıya. Nihayet o gün gelmiş ve Rajiv, resmi bıraktığı meydana gitmiş.

O da ne, resim aynen bıraktığı gibi duruyormuş. Hiçbir değişiklik olmadan.  Hiçbir fırça dokunmadan. Nasıl sevinmiş Rajiv, nasıl mutlu olmuş. Resmini kaptığı gibi, koşa koşa hocası Ranga Guru’nun yanında almış soluğu.

‘Bakın hocam, resmimi çok beğendiler çünkü hiç dokunmamışlar’ demiş.

Ranga Guru öğrencisine gülümsemiş ve son dersini vermiş:

‘Sevgili Rajiv, sen ilk tablonu sergilediğinde ellerine fırsat geçince insanların ne kadar acımasızca eleştirebildiklerini  gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

‘Oysa ikinci tablonu sergilediğinde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Hataları düzeltebilmek için bilgi ve becerinin yanı sıra objektif bakabilme yeteneğine sahip olmak gerekir. Hiçbiri bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Çünkü bu kez kendi bilgi ve becerilerinin eksik görülmesinden korktular.

‘Sevgili Rajiv, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.

‘Cahil insanların senin yaptıklarını takdir etmesini, emeğine saygı göstermesini beklemek gibi bir hataya düşme.’

‘Onlar sadece eleştirmeyi bilir; yapıcı olmayı değil. Yargılamak kolaydır. En ufak bilgiyi bile gerektirmez.

‘Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Yapıcı olmak anlayış ister. Yapıcı olmak adil olmayı gerektirir. Yaratamayan insan yok edici olur.

‘Sen kendi değerini bil. Değerini kendin belirle’….

 

Beğendim 1 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 1 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BAF ÜLKÜ YURDU 0 0 0 0 0 0
2 BİNATLI YSK 0 0 0 0 0 0
3 CİHANGİR GSK 0 0 0 0 0 0
4 ÇETİNKAYA TSK 0 0 0 0 0 0
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
6 ESENTEPE KKSK 0 0 0 0 0 0
7 GENÇLİK GÜCÜ TSK 0 0 0 0 0 0
8 GİRNE HALK EVİ 0 0 0 0 0 0
9 GÖNYELİ SK 0 0 0 0 0 0
10 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 0 0 0 0 0 0
11 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 0 0 0 0 0 0
12 LEFKE TSK 0 0 0 0 0 0
13 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 0 0 0 0 0 0
14 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 0 0 0 0 0 0
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 0 0 0 0 0 0
16 YENİCAMİ AK 0 0 0 0 0 0
yukarı çık