Dış düzen, birlikte yaşamayı ve ait olma duygusunu güçlendirir…

   Koronalı günlerden sonra, normalleşmenin başladığını görmek insana mutluluk veriyor. Özellikle işletmelerin kapılarını açmaya başlamaları halkın moral ve motivasyonunu artırmıştır.
   Bazen problemler arka arkaya dizilir, çözümü için nerden başlayacağını bilemezsin…
   Başlar durursun, her başlangıcın bir değişim olduğunu görür ortaya konan bir dirençle karşılaşırsın…
   Nerden başlasan dönüp dolaşıp eğitim başlığına geri dönersin…
   Öğretmen okul, çocuk ve aile üçgeninde rol model konumundadır…
   Onun toplumdaki değeri ve saygınlığı her anlamda önemlidir, öğretmen sadece öğreten değildir…
   Saygıyı, disiplini veren, hem düşündüren hem de eleştirmeyi öğretendir…
   Öğretmen saygıyı hak eder…
   Okul bunu sağlayan kurum olmalıdır…
   Dersine iyi hazırlanmış öğretmen, kendinden emin okula gitmeli ve sınıfına girmelidir. Disiplin, gençlerin yaratıcı güçlerini kazanmaları için gereklidir…
   Düzen insan hayatının temelidir…
   Dış düzen, iç düzeni getirir. Dış düzen, birlikte yaşamayı ve ait olma duygusunu güçlendirir…
   Disiplin alıştırmalarla, tekrarlarla pekiştirilir… 
   Anne ve babalara çocuk terbiyesinde “Disiplin mi, sevgi mi?” diye sorulduğunda sevgiyi seçiyorlar…
   Elbette çocuk terbiyesinde sevgi önemlidir…
   Ama bu çocuklara disiplin verilmeyeceği anlamına gelmez…
   Eğitimin hedefi bireye kendini nasıl daha iyi yöneteceğini öğretmek ve iyi insan, iyi vatandaş olarak yetişmesini sağlamaktır. Öğretimin hedefi ise bireyi bir iş, bir meslek sahibi yapmak ve üretici duruma getirmektir…
   Eğitim ve öğretimin yukarıdaki hedeflerine ulaşmak, günümüzde çeşitli nedenlerle engellenmektedir. Bu engelleri ortadan kaldırmak için eğitimin temeli otorite, toplumsal saygı, sevgi ve disipline dayanmalıdır…
  

Çalışmak, üretmek ve inanmak lazım…
 

   Hala dünyada güzel şeyler olduğunu, güzel insanlar olduğunu, birbirimizi tanımasak da, aynı dünyadan soluk aldığımızı fark etmeli…
   Hayata her şeye rağmen daha güçlü tutunmamız gerektiğini inanmak lazım…
   Yaşama sarılmak, yapılan işi layığıyla yerine getirebilmek için canla başla çalışmak, uğraşılan, zaman ayrılan işi belki bir oyun haline getirebilip eğlence unsuruna dönüştürmek, kişinin tamamen “istek” duymasıyla doğru orantılı…
   Buna kısaca motivasyon da diyebiliriz…
   Peki, sizi motive eden güçler neler? Para, kariyer, güç, hepsi ya da aklımıza gelmeyen başka bir şey…
   Genel görüş, en güçlü motivasyon aracının para olduğunu ifade ediyor…
   Ancak araştırmaların sonuçları, bunun tam tersi yönünde kanılar olduğunu ortaya koyuyor…
   Başarılı olma ihtiyacı bireyi güdümleyen en önemli araçlardan bir tanesi…
   Her şeyden önce birey bunu, sosyal saygınlık ve özgüvenini sağlamlaştırmak adına yapmak istiyor…
   Bu da iç motivasyonun oluşması için önemli bir adım ki dış motivasyondan daha zor oluşabilecek bir dinamik…
   Kişinin iç dinamiğinde sağlam ve başarılı olma konusunda kararlı bir alt yapı oluştuğu takdirde, dış etkenler onu kolay kolay olumsuz etkilemeyecektir…
   Dış etkenlerin de yolunda gitmesi kişiyi artık en üst noktaya taşıyacaktır…
   İç motivasyonun öncelik taşıması, bireyin “önce başarı” demesi, dış motivasyonun yani parasal ödüllerin gereksiz olduğu anlamına gelmez elbette…
   İyi bir kurum, çalışanının ihtiyaçlarını aksatmamalıdır mutlaka…
   Fakat bunlar alışılageldik unsurlar haline dönüştüğünde yine bireyin motivasyonunu ayakta tutacak olan iç dinamikleridir…
   Kendinizi işinize yetecek güçte olduğunuza ikna etmelisiniz…
   İşinize hâkim olduğunuz sürece yaratıcı ve problem çözebilen yönünüz ortaya çıkacaktır… Bu yeterli olma hissinin desteğiyle elde edilen başarılar sonucu, iç motivasyon artacaktır…
   İç motivasyon da beraberinde başarıyı, başarı da hep başarılı olma hissini getirecektir…
   Yaşamın her anının yaptığımız ufacık seçimlerden oluştuğunu, en büyük seçimimizin de umutlu olabilmek, birilerine umut olabilmek olduğunu hiç unutmamak lazım…

 

Sorumluluk sahibi olmak…
 

   Bu bilinç etrafında herkesin kenetlenmesi gerekmektedir…
   Sağcısıyla, solcusuyla, doktoruyla, öğretmeniyle, memuruyla, işçisiyle, yabancısıyla bir bütün olmaktadır marifet…
   Sürekli umutsuzluk yaratmak veya ötekileştirme politikalarıyla bu güzel ülkeye zarar vermemek gerek…
   Yanlışı doğruyu ortaya çıkarmak bilinciyle eleştirmeli…
   Yıkıcı değil yapıcı ve üretken bir anlayış modeli ülkemizde hayat bulmalı…

 

YORUM EKLE

banner75