Diyabet hastalığını tanımalı ve ciddiye almalıyız

Diyabet, çağın hastalığı haline gelmiş durumda. Tüm dünyada, çalışma koşulları, teknolojinin insanları doğadan, aktivitelerden koparması, hareketsizlik, beslenme bozuklukları çok sayıda insanı diyabet hastası yapıyor. Bu konuda dünyanın her yerinde uyarılar yapılmasına rağmen, hem obezite hem de diyabet hastaları artıyor.

“14 Kasım Diyabet Günü” nedeniyle etkinlikler düzenleniyor ama yeterli olmuyor. Ülkemiz açısından da bilinçlendirme etkinlikleri tüm yıla yayılmalı, belli dönemlerde hatırlanmamalı. Başta Kıbrıs Türk Diyabet Derneği olmak üzere bazı sivil toplum örgütlerinin çabalarını takdir ediyoruz ama bunun daha da yaygınlaşması gerekiyor. Birçok konudaki bilinçlenme gerekliliği burada da karşımıza çıkıyor.

“14 Kasım Diyabet Günü” nedeniyle açıklama yapan Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, diyabetin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, hastalıktan korunmak için; hareketi artırmak, spor yapmak, sağlıklı beslenmek ve hastalığa dair belirtiler görüldüğünde sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiği vurgulandı. İç Hastalıkları ve Endokrinoloji, Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Soytaç İnançlı, diyabetli bireylerin yaşam kalitelerini artırmak için beslenme, egzersiz, tıbbi tedavi ve eğitimden oluşan dört temel faktörün bir arada düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

Diyabetin, ülkede görülme sıklığı giderek artan kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan İnançlı, diyabetin önüne geçilmediği takdirde, kronik böbrek yetmezliği (diyabetik nefropati), sinir hasarı (diyabetik nöropati) ve diyabete bağlı göz hasarı (diyabetik retinopati) gibi ciddi organ kayıplarına yol açtığını belirtti. İnançlı, KKTC’de 2008 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan taramada, yetişkin nüfusta (20-80 yaş aralığı) % 11 diyabetik ve % 18 bozulmuş glukoz toleransı (gizli şeker) saptandığını, 1996 yılında yapılan ilk taramada % 13.5 olarak saptanan gizli şeker oranının giderek artmasının ise düşündürücü olduğunu söyledi. İnançlı, diyabet hastalığını önlemenin mümkün olduğuna işaret ederek, değişen yaşam koşulları nedeniyle daha küçük yaşlardan başlayan hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve besine kolay ulaşım nedeniyle önceleri ileri yaşlarda daha sık rastlanan Tip 2 diyabet hastalığının artık çok erken yaşlarda görülmeye başlandığını kaydetti.

Kıbrıs Türk Diyabet Derneği Başkanı Caner Arca da Kuzey Kıbrıs’ta diyabet yaygınlığının yüzde 32 olduğunu, bu oranın hızla yükseldiğini kaydetti. Kıbrıs Türk Diyabet Derneği’nin 2015 yılında 82 uzmanın katılımıyla gerçekleştirdiği çalıştayda Kuzey Kıbrıs’ta diyabetin maliyeti toplam 50 milyon dolar olarak öngörüldü. Bu oran belirlenirken yaklaşık 40 bin diyabetlinin diyabet ve komplikasyonları dikkate alındı ancak istatistiki verilerin yeterli olmaması nedeniyle yaklaşık bir rakam belirlendi.

Caner Arca, açıklamasında sağlıklı yaşamla ilgili eğitim programlarının yaygınlaştırılması, koruyucu sağlık sisteminin geliştirip yaygınlaştırılması, diyabetten korunma ve diyabetliyi izleme programlarının geliştirilmesi, Diyabet Merkezi’nin güçlendirilmesi, böyle merkezlerin her bölgede açılıp geliştirilmesi gibi hususlar üzerinde durdu. Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi bünyesindeki Diyabet Merkezi’nin dağıtılmasına yönelik girişimler olduğunu da savunan Arca, “Bilimsel hiçbir desteği olmayan bu durum nüfusun üçte birinin hastalığına gereken önemi vermemek, onları mağdur etmek anlamına geliyor” dedi.

Kıbrıs Türk Diyabet Derneği Başkanı Caner Arca’nın paylaştığı verilere göre, dünyada 420 milyon diyabetli var. Diyabetli sayısı kadar da prediyabetli var. 2013 yılında dünyada diyabet harcamaları 548 milyar ABD Dolar’dı Bu toplam sağlık harcamalarının yüzde 11’ini oluşturdu. Türkiye’nin diyabetle ilişkili sağlık harcamalarının 2030 yılına kadar yıllık 6,5 Milyar Dolara ulaşacağı tahmin edilirken bu rakama daha 2010 yılında ulaşıldı. 2013’e ait güncel IDF istatistikleri Türkiye’de diyabet hastası bir kişi için yıllık ortalama tedavi maliyetini 866 dolar olarak gösterdi.

Verilen bilgilere baktığımızda diyabet, önlenebilir ama hafife alınmaması gereken ve bizlere ciddi sorunlar yaşatabilecek bir hastalık. Bu nedenle ciddiye almamız gerekiyor. Ülkeyi yönetenler yeterli tedbirleri almalı, sağlıkla ilgili sivil toplum örgütleri bilinçlendirme çalışmalarına hiç ara vermemeli, halkımız da bu sinsi hastalığı iyi tanıyıp tedbirini almalı. Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi bünyesindeki Diyabet Merkezi’nin dağıtılmasına yönelik bir düşünce varsa da bundan hemen vazgeçilmeli.

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108