Canlısını koruyamadık, kurusuna hayat verin!

banner37

Çınarlılılar, Akdeniz kabuk böceğinin kurbanı olan, koruma altındaki 600 yıllık değirmi çamın, alınacak tedbirlerle kurusunun olsun yaşatılmasını, köylerine ve ülkeye kazandırılmasını istedi:

banner87
Canlısını koruyamadık, kurusuna hayat verin!
banner90
banner99

“Kestirtmeyeceğiz”… Çınarlılılar, tüm uyarılarına tüm çabalarına karşın ‘koruma altındaki’ 600 yıllık anıt ağacın, ilgililerin ilgisizliği nedeniyle kuruduğunu belirterek, ağacın alınacak tedbirlerle kurusunun olsun köye, ülkeye ve ülke turizmine kazandırılmasını istedi. “Biz bu ağacı kestirtmeyeceğiz, odun sobasında yaktırtmayacağız” diyen Çınarlılılar, yetkililere bir kez daha çağrıda bulundu.

Sedef BOŞNAK

Çınarlılılar, tüm uyarılarına karşın Akdeniz kabuk böceğinin kurbanı olan, köylerinin sembollerinden koruma altındaki 600 yıllık değirmi çam ağacının, alınacak tedbirlerle, kurusuna hayat verilmesini istedi.

Köye sevdalı kişiler adına konuşan Mehmet Yılkan, değirmi çamın yetkililerin ilgisizliğinden kuruduğunu ifade etti ve “Tarih yok oluyor, önlem alın. Canlısını koruyamadık, kurusuna hayat verelim” dedi.

Köyün bir buçuk kilometre kadar kuzey batısındaki değirmi çamın, Kuzey Kıbrıs sınırları içerisindeki anıt ağaçlar listesinde bulunduğunu anımsatan Mehmet Yılkan, ağacın layıkıyla korunmadığını dile getirdi ve şöyle devam etti:

“Tüm uyarılarımıza kulak tıkadılar. Tepkiliyiz. Kendi imkanlarımızla ağacı yaşatmaya çalıştık ancak olmadı. Ağaç, 7 yıl önce 1 yıl içinde kurudu. Kimsenin kılı kıpırdamadı. Köyümüzün simgesi, yetkililerin kurbanı oldu. Biz, ağacı turizme kazandırmak için uğraş verirken ağaç kurudu. Değirmi çam, devletin korumasındaydı. Korumadan kasıt, etrafının demirle çevrilmesi mi? Bu mu? Telin içindeki tabeladaki yazı bile silindi. Devlet, çamı düzenli ilaçlayıp, bakımını yapsaydı, öyle olmazdı. İlgisizlikleri, 600 yıllık tarihi yok etti. Dalları teker teker kırılıyor. Yazıktır, günahtır. Önlem alın. Biz bu ağacı kestirtmeyiz. Herkes bunu böyle bilsin. Sobalara odun yaptırtmayız. Derdimiz kurusunu olsun yaşatmak. Ağaç, halen, yerli halkın yanı sıra, yabancı birçok turistin ilgisini çekiyor. İlgililer önlem almalı. Kurusunu olsun yaşatmalı. Bu ilgililerin görev ve sorumluluğudur.”

“Çabalar sonuçsuz kaldı”

Geçitkale Belediye Başkanı Hasan Öztaş, ağacın kurumaması için gösterdikleri büyük çabanın sonuçsuz kaldığını hatırlattı ve “Yıllar önce, acil önlem almıştık, ancak olmadı. Orman Dairesi’ne bildirildiğinde, ‘Artık yapacak bir şey yok, çok geç kalındı. Ağaca 6-7 yıl önce müdahale edilmeliydi’ yanıtını almamıza karşın, Lefke Avrupa Üniversitesi’nin Ziraat Fakültesi’nin Bölüm Başkanı Profesör Dr. Rifat Derici’nin tavsiyesiyle Türkiye’deki bir böcek bilimi uzmanıyla görüştük. Uzman da geç kalındığını savundu. Ne yazık ki ağaç çok geçmeden kurudu.”

Başkan Hasan Öztaş, ağacın köküne sarmaşık ektiklerini, bu sarmaşığın, ağacın eski görüntüsünü andırmasını temenni ettiklerini bildirdi.

“Duyarsızlık kuruttu”

Çınarlı Muhtarı Sami Başkan, değirmi çam ağacının, ilgililerin duyarsızlığından kuruduğunu anlattı ve devletin çam kabuk böceğiyle mücadele edemediğine dikkat çekti.

Muhtar Sami Başkan, yok edilen ağaca, halen yerli halkın yanı sıra yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiğini vurgulayarak, köyün simgesi olan değirmi çamın kurusuna hayat verilmesini istedi.

Sami Başkan, şöyle devam etti:

“Ağaç, 2015 yılının ilk ayında kurumaya başladı. İlgililerden yardım istedik. Kimse ilgilenmedi. Belediye ve köylüler taşıma suyla ağacı suladı ancak yine kurtaramadık. Ağaç zamanında ilaçlansaydı, böyle olmayacaktı. İlk ilaçlamadan sonra bir dalı yeşillenmişti, biz de ümitlendik. Köylü kurtarılması için büyük destek oldu, tankerlerle su taşıdı. Ancak olmadı. Ağaç bir yıl içerisinde tamamen kurudu. Şimdi ise dalları teker teker kırılmaya başladı. Biz ağacın bu şekliyle korunmasını istiyoruz. Ağacı odun sobalarına, şöminelere yakacak odun yaptırmayız. Gerekenin yapılmasını talep ediyoruz.”

“Kestirmeyeceğiz”

Öte yandan Çınarlı’yı Sevenler Derneği Başkanı Emete Bektaş ise, Çınarlı’nın simgesi haline gelen değirmi çamın köylüleri için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Değirmi çam için alınan önlemlerin yetersiz kaldığını anlatan Emete Bektaş, “Ağaç, uzun yıllardır, umutsuz insanlara manevi güç veriyor. Dileği olan kişiler, ağacın dallarına mantin, kurdela ya da kumaş parçası bağlayıp adaklar adıyor. Yemyeşil ağaç kurudu. Buna karşın halen ziyaretçisi var, kurusunu yaşatalım. Daha sonra çevresini yeşillendiririz.”

“Kaderine terk edildi”

Çınarlı’yı Sevenler Derneği üyesi Kemal Latif de, ağacın tüm çabalara rağmen kurtarılamadığını, KKTC’deki birçok değerli şey gibi, ağacın da kaderine terk edildiğini belirterek, ilgisizliği sert bir dille eleştirdi.

Kemal Latif, geçmiş yıllarda ağacın kuru bir dalı üzerinde incir fidanı doğduğunu, bu fidanı dahi yaşatamadıklarını anımsattı ve canlısı korunamayan ağacın, kurusunun yaşatılması gerektiğini belirtti.

Ağacın efsanesini derlediğini ve derlediği efsanenin ilkokul kitaplarında okutulduğunu da kaydeden Kemal Latif, oldukça geniş araziyi kaplayan, yukarıya değil enine büyüyen ağacın iki cüceyi andırdığını belirterek, efsaneyi kısaca, şöyle anlattı:

“Aynı kıza sevdalı cücelerin defnedildiği yerde bir çam ağacı bitmiş. Fidan gelişip, büyüdükçe arazinin, sahibi tarafından kesilmek istenmiş. Mal sahibi, ağaca balta vurmuş, ancak ağacın gövdesinden kırmızı renkte sıvı akmış. Arazi sahibi korkmuş ve ağacı kesmekten vazgeçmiş. Hemen yaşadıklarını köyde anlatmış. Köylülerin ileri gelenleri kırmızı sıvının, cücelerin akmayan kanı olduğunu söylemiş. Böylece bu çama, büyük saygı başlamış. Ağaca, iyi bakılırsa, kollarındaki kaslarının belirginliği yanındaki her dalın, ucunda yalnızca beş dal çıkması da efsaneyi doğrulamaktadır. Kalın ve kısa gövde, karakteristik cüce kalçalarını yansıtıyor. Kuzeye uzanan kol üzerinde ağaç dallarının oluşturduğu kalp ve ağaç dallarının içerisinde saklandığı kazık efsanenin son mucizesidir. Bu ağaçtaki farklılıklar, günümüzdeki insanları büyülemektedir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108