banner6

Çevremize zarar veriyoruz

banner37

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Yasemin Çobanoğlu, anız yakmakla, kimyasal atıklarla, derelerimizi, toprağımızı, suyumuzu ve havamızı kirletmeye devam etmekte olduğumuza dikkat çekti.

Çevremize zarar veriyoruz
banner150 banner151 banner143

Ahmet İLKTAÇ

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Yasemin Çobanoğlu, “5 Haziran Dünya Çevre Günü”nün hiçbir zaman kutlanacak bir gün değil, mücadele günü olduğunu söyledi.

Yasemin Çobanoğlu, 2017 yılı çevre temasının “Doğaya insan ilişkileri” olarak belirlendiğini, bu tema ile Birleşmiş Milletler’in insanları tekrar doğaya dönmeye çağırdığını, doğanın ve doğada olabilmenin güzelliğini ve önemini vurgulamak istediğini kaydetti.

Ülkemizde iklim değişikliğine ve yeraltı sularından fazla su çekimine bağlı olarak yeraltı ve yerüstü sularının bakteriyolojik ve kimyasal olarak kirlenmesi gibi birçok nedene bağlı olarak tarımsal üretimin etkilendiğini ve biyolojik çeşitliliğin azaldığına dikkat çeken Çobanoğlu, ülkemizde yeterli standartta çalışmayan atık su arıtma ve içme suyu arıtma tesislerinin bulunmakta olduğunu bildirdi.

Yasemin Çobanoğlu, ülkemizin tek düzenli depolama sahası olan Güngör depolama sahasında dahi eksik altyapıların halen tamamlanmadığını belirtirken ülkemizde hâlâ tehlikeli atık bertaraf alanı bulunmamakta olduğuna vurgu yaptı.

Ülkemizde yüzde 30 oranında olması gereken orman alanlarının yüzde 11 olduğunu ve bu oranın daha fazla artırılması gerektiğini ifade eden Çobanoğlu, katı atıklarla (evsel çöp, buzdolabı, koltuk gibi ev eşyaları), anız yakmakla, kimyasal atıklarla, derelerimizi, toprağımızı, suyumuzu ve havamız kirletmeye devam etmekte olduğumuzun altını çizdi.

Yasemin Çobanoğlu, çevre ile ilgili daire ve belediyelerde teşkilat yasalarına ekleme yapıp, denetimden sorumlu kurumlar olan Çevre Koruma Daireleri’nde, bakanlıklarda ve belediyelerde çevre mühendisleri istihdamlarının artırması gerektiğini sözlerine ekledi.

Çobanoğlu: Mücadele edilecek gün

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Yasemin Çobanoğlu, 1972 yılında Birleşmiş Milletler örgütü tarafından düzenlenen Stockholm Konferansı’nda insanların çevre ile etkileşimine, çevre sorunlarına halkın dikkatini çekmek ve katılımını geliştirmek amacı ile 5 Haziran Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çevre Günü olarak kabul edildiğini hatırlattı.

Yasemin Çobanoğlu, 5 Haziran’ın “Sadece Bir Dünya var” sloganı temeline dayanmakta olduğunu söyledi.

Dünya Çevre Günü’nün hiçbir zaman kutlanacak bir gün değil, bir mücadele günü olduğunu kaydeden Çobanoğlu, 1970’lerden 1980’e kadar Dünya Çevre Günü’nün Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından çevre bilincinin arttırılmasına yönelik olarak değerlendirildiğini bildirdi.

Yasemin Çobanoğlu, iklim değişikliği, sera etkisi, çölleşme ve küresel ısınma, zararlı çevre kimyasalları, ozon tabakasının incelmesi gibi konuların her yıl bir tema olarak belirlendiğini belirtti.

Geçmişten bu yana dünyamızın çevre sorunlarının artarak devam ettiğini, hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, katı atık sorunu, denizlerin kirlenmesi, habitatların yok olması, iklim değişikliği, halk sağlığının bozulması ve bunlara benzer problemlerin ortaya çıktığını anlatan Çobanoğlu; “küresel ısınma ile birlikte iklim değişikliği artarak devam ettiği sürece doğal kaynaklarımızı da sınırlayacaktır” dedi.

Yasemin Çobanoğlu, ülkemizde iklim değişikliğine ve yeraltı sularından fazla su çekimine bağlı olarak yeraltı ve yerüstü sularının bakteriyolojik ve kimyasal olarak kirlenmesi gibi birçok nedene bağlı olarak tarımsal üretimin etkilendiğini ve biyolojik çeşitliliğin azaldığını açıkladı.

Çevre sorunlarının doğa için büyük bir tehdit olduğunu ve teknolojinin geliştikçe, insanların doğadan uzaklaşmakta olduğunu ifade eden Çobanoğlu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde insanlara ekosistemin bizlere hayat sağladığını hatırlatmak, insan ve doğa arasında kopmaya başlayan bağı sağlamlaştırmak için daha dikkatli olmamız gerektiğine vurgu yaptı.

Yasemin Çobanoğlu; “2017 yılının çevre teması ‘Doğayla insan ilişkileri’ olarak belirlenmiştir. Bu tema ile Birleşmiş Milletler insanları tekrar doğaya dönmeye çağırmış, doğanın ve doğada olabilmenin güzelliğini ve önemini vurgulamak istemiştir. Bununla birlikte yaşadığımız doğaya dönüp nasıl zarar verdiğimizi görmemizi ve doğayı korumak için neler yapabileceğimizi düşünmeye ve herkesi dünyamızı korumak için birlikte sorumluluk almaya çağırmıştır. Dünya Çevre Günü nedeniyle bu hafta ülkemizdeki çevre yönetimi ve doğal alanlarda ekosistemlerde yaşanan olumsuz etkileri ve bu problemlere karşı önlem alınması gerekliliğini aktarmaya bilgilendirme yapmaya çalışacağız” diye konuştu.

Kuşkusuz, ülkemizde çevre yönetimi alanında güzel gelişmeler de yaşanmakta olduğunu işaret eden Çobanoğlu,  Merkezi Atık Su Arıtma Tesisleri’nin sayısının artmakta olduğunu söyledi.

“Güngör’de dahi eksiklikler var”

Yasemin Çobanoğlu, ancak yeterli standartta çalışmayan atık su arıtma ve içme suyu arıtma tesislerinin de bulunmakta olduğunu, tek düzenli depolama sahasının olan Güngör depolama sahasında dahi eksik altyapıların halen tamamlanmadığını dile getirdi.

Tehlikeli atık bertaraf alanının ülkemizde bulunmamakta olduğuna vurgu yapan Çobanoğlu, alt yapı güçlendirmeleri gerekli plan ve standartta yapılmadığından dolayı yollarımızın hep yama yama olmak durumunda kaldığından yakındı.

Yasemin Çobanoğlu, devlete ait Orman Arazisi olarak ayrılan alanların ağaçlandırılıp kamu yararına sunmak yerine şeffaf olmayan şekilde yatırımcılara dağıtılmakta olduğunu söyledi.

Ülkemizde 0 oranında olması gereken orman alanlarının oranında olduğunu, bu oranın daha fazla yükseltilerek ülkemizi daha yaşanılır hale getirmenin hepimizin boynunun borcu olması gerektiğini ifade eden Çobanoğlu, bu gelişmelerin yanında katı atıklarla (evsel çöp, buzdolabı, koltuk gibi ev eşyaları), anız yakmakla, kimyasal atıklarla, derelerimizi, toprağımızı, suyumuzu ve havamız kirletmeye devam etmekte olduğumuzu kaydetti.

Yasemin Çobanoğlu; “ülkemizde atık sorunu devam etmekte, atığın oluşumu kaynağında önlenerek bütünlüklü bir ‘Atık Yönetim Politikası’ uygulanarak, yanan çöp alanları yerine daha çok merkezi düzenli depolama alanlarının yaratılması, atığın kaynağında ayrılarak geri kazanılmak üzere atık işleme tesislerine gönderilmeleri, tıbbı atıkların

bertaraf edilmek üzere sterilizasyon edildikten sonra düzenli depolamaya gönderilmesi gerekliliği, tehlikeli atıklar için yakma tesisi yerine bütünlüklü bir sistem ve tesis inşa edilmesinin acil olan gerekliliği, belediyeler ve Belediyeler Birliği ile Çevre Koruma Dairesi, Çevre Bakanlığı işbirliği içerisinde planlama ve uygulama yapması şarttır” dedi.

Yılsonu devlet bütçelerinde çevre kalitesi ve halk sağlığı adına daha çok bütçe ayrılması gerektiğini, alt yapının önemli öncelikli olması gerektiğini, belediyelerin kurmakla yükümlü olduğu kanalizasyon, yağmursuyu drenajı, atık toplama sistemleri konusunda daha organize olarak çalışması gerektiğinin altını çizen Çobanoğlu, bu konularda acil adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.

Atık toplama, taşıma, geri dönüşüm, geri kazanım ve bertaraf yapan tesislerin teşvik edilmesi, özelde bu işi yapacak olanların ilk yatırımına bazı muafiyetleri getirilmesi gerektiğine değinen Çobanoğlu, geçtiğimiz dönem Çevre Bakanlığı’nda eğitim müfredatına çevre ve doğa dersi önerisinde bulunduklarını ifade etti.

Yasemin Çobanoğlu, diğer çevre STÖ’ leri ile birlikte çalışarak bazı ilkokul ve ortaokul kitaplarında çevre ve doğa dersinin yer almasını sağladıklarını açıkladı.

“Eğitimler yapıyoruz”

“Ülkemizde iyi yönde de adımlar atılıyor aslında, ancak bu müfredat devamlı değiştirilmeli, yenilenmeli, atıklar,

tehlikeli atıklar ve geri dönüşüm, ülkemizdeki ÖÇKB alanlarının korunması konusunda bilinçlendirme yönünde geliştirilmelidir” diye konuşan Çobanoğlu, küçük yaştaki çocukların eğitimlerinin, gelecek nesillerin daha kaliteli, atıksız, temiz bir çevrede yaşabilmelerinin ancak onları bilinçlendirmek ile mümkün olacağını bildirdi.

Yasemin Çobanoğlu, tüm bunların bilinciyle Çevre Mühendisleri Odası olarak, 3 yıldır Mesarya bölgesindeki 22 ilkokul olmak üzere ülke genelinde tüm ilkokullarda, festivallerde, etkinliklerde “Enerji ve Çevre Bilinçli Çocuklar” projeleri kapsamında küçükleri bilgilendirmeye devam etmekte olduklarını açıkladı.

Ülkemizde halen mazotla çalışan araçlar ve otobüsler olduğu gibi, KIB-TEK ve AKSA elektrik santralinde, ağır

bir yakıt olan fuel oil (katran gibi) ile çalışan mobil dizel jeneratörler kullanıldığını ve bunun da hava kirliliğinin başlıca nedenleri arasında olduğuna dikkat çeken Çobanoğlu, elektrik ihtiyacımızın yeni kurulan üniversiteler, büyük oteller ve kontrolsüz artan nüfus ile artmakta olduğunu söyledi.

Türkiye’den bağlanması düşünülen elektrik enterkonnekte sisteme ilave olarak yine de santral ihtiyacımız olacağına işaret eden Çobanoğlu, yeni santraller düşünülürken termik, fosil yakıtla çalışan santral projelerinden vazgeçilerek, en iyi enerji üretim biçimi olan enerji verimliliğine odaklanılması gerektiğine vurgu yaptı.

Yasemin Çobanoğlu, kentlerdeki gereksiz elektrik tüketiminin azaltılması gerektiğini ve yeni enerji santralleri içinse güneş ve rüzgar enerjileri düşünülmesi gerektiğini ve bu yöne teşvik yapılması gerektiğini kaydetti.

Çevre Yasası altındaki atık yönetimi, atık su, tehlikeli atık, ambalaj atıkları, su, Özel Çevre Koruma Bölgeleri (ÖÇKB) yönetim ve denetim plan ve diğer tüzüklerin çok hızlı bir şekilde yayınlanması ve hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Çobanoğlu, çevre denetimlerinin daha verimli ve tarafsız yapılmasına da ihtiyaç duyulmakta olduğunu açıkladı.

Yasemin Çobanoğlu, bu kapsamda, ilgili daire ve belediyelerde teşkilat yasalarına eklenerek, denetimden sorumlu kurumlar olan Çevre Koruma Daireleri’nde, bakanlıklarda ve belediyelerde çevre mühendisleri istihdamlarının arttırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2017, 09:57
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110