banner6

Hayvanlarda iletişim

banner37

Hayvanlar konuşma yeteneğine ve diğer gelişmiş dil tekniklerine sahip olmasalar da birbirleriyle iletişim halinde oldukları kuşkusuzdur

Hayvanlarda iletişim
banner151 banner143

Birdal CİHANGİR

Balinalar şarkılarıyla, kurtlar ulur, kurbağalar vıraklar, kuşlar öter hatta arıların uçuş şekli ve köpeklerin kuyruklarını sallama şekilleri de hayvanların birbirlerine ve hayvanlar âleminin diğer sakinlerine bilgi aktarma yollarının sayısız çeşitlerinden birkaçıdır.

Hayvan türleri iletişimin sesli ve sessiz biçimlerine sıklıkla başvururlar. Yunusun yüzgecini sert biçimde suya vurması sesli olmayan ani tepkilerle oluşan iletişime; biyoluminesans ışıkla iletişime; duruş şekli görsel iletişime; kokuyla, kimyasallarla ve dokunsal yolla yapılanlar ise diğer iletişim türlerine örnek olarak verilebilir. Ateşböcekleri ve tavus kuşları biyoluminesansın ve etkileyici görsel gösterilerin klasik ve mükemmel örnekleridir. Karıncalar kemoreseptör adı verilen bir işlem ile kimyasal işaretlemeler yaparak yiyecek toplama maceralarında diğer karıncalara rehberlik ettikleri gibi dost ile düşmanı birbirinden ayırabilmek, yeni eşlerle bağlantı kurabilmek ve koloninin savunmasını arttırmak için de bu kimyasalları kullanırlar.

Seslerle yapılan iletişime geldiğimizde ise aynı türe ait bireylerin hepsinin aynı sesi çıkardığını söyleyemeyiz. Farklı bölgelerde yaşayan hayvanların farklı ‘dialektlerle’ sesler çıkardığı biliniyor. Örneğin, araştırmalar göre mavi balinaların bulunduklara yere göre çıkardıkları seslerin farklı tonlara ve perdelere sahip olduğunu ortaya çıkardı. Bazı kuş türlerinde de aynı durumla karşılaşıyoruz. Peki bu değişen dialekt bölgelerinin tam sınırlarında yaşayan kuşların ötüşü nasıldır? Bu kuşlar genellikle iki dialektle de iletişim kurabilme yeteneğine sahiptir. Yani iletişim kurabilme biçimleri, türlerin grupları arasında etkileşime girebilir.

Türler arasındaki iletişim türlerin yaşamlarında çok önemli roller oynayabilir. Bir çalışmaya göre Madagaskar’da yaşayan diken kuyruklu iguanaların çok gelişmiş kulakları vardır ancak sesli olarak iletişim sağlayamazlar. Bu kadar gelişmiş kulaklara sahip olmalarının nedeni bölgede yaşayan sinekkapangil kuşların uyarı ötüşlerini duyabilmek içindir. Bu iki tür arasında bu türlerden beslenen yırtıcıların aynı olması dışında herhangi bir bağ yoktur. Yani iguana, kuşun diğer kuşları uyarmak için çıkardığı uyarı sesini duyduğunda kendisi için de potansiyel bir tehlikenin etrafta bir yerlerde olduğunu anlar.

Neredeyse Dünya’nın her tarafında bulunan gürültü kirliliği hayvanları da etkiliyor ve hayvanların birbirleriyle kurdukları iletişim de böylece tehlike altına giriyor. Örneğin, kıtalararası taşımacılığın son yüzyılda dramatik rakamlarda artması okyanuslardaki balinaların şarkılarının okyanuslarda duyulmasını zorlaştırıyor. Araştırmalara göre ayrıca ötücü kuşlar da gürültülü şehir alanlarından olumsuz etkilenen bir diğer türdür. Bazı türler ise gürültü arasında kendi seslerini duyurabilmek için ötüş tarzlarını değiştirdiler ve daha yüksek sesli ve tiz sesler üretmeye başladılar. Bu oluşturulan yüksek sesler ise dişi kuşlar tarafından basit ve kalitesiz olarak görülmektedir dolayısıyla bu kuşların üreme şansı daha azdır.

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2016, 14:19
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104