Yağmur ormanlarında kaybolmak

banner37

Yağmur ormanlarında kaybolmak
banner90

Münevver Nizam Kahvecisoy

Peru seyahatimizin en ilginç duraklarından biri hiç şüphesiz dünyanın akciğerleri sayılan yağmur ormanlarıydı. Adının hakkını tamamen veren bu ormanlarda geçirdiğimiz beş gün bu ormanlara neden ‘dünyanın akciğeri’ dendiğini yaşayarak öğrenmemizi sağladı.
   İnternet üzerinden aldığımız pahalı fiyatlar yağmur ormanlarına yapmayı düşündüğümüz geziyi önceden ayarlamak yerine risk almaya karar vermemize neden oldu. Cusco’ya sırtımızda haftalardır taşıdığımız çantalarımızla indiğimizde ertesi gün nerede olacağımızı, ne yapacağımızı veya nerede kalacağımızı bilmeden kendimizi tur şirketlerinin olduğu sokağa attık.

Gece karanlığına ve yorgunluğumuza aldırmaksızın tur şirketlerinden fiyat almaya başladık ve ertesi gün başlayacak olan iki kişilik tura sadece 14 saat önce internet fiyatlarından yaklaşık %30 indirim alarak üçüncü ve dördüncü kişi olarak dahil olduk. Ve bir hayalimize daha oldukça yaklaşmanın heyecanı ile eşimle hostelimizin yolunu tuttuk.
   Peru’nun baş döndüren yüksekliğine kurulan Cusco’dan yağmur ormanlarına yolumuz erken başladı. Cusco’nun kenar mahallelerinden yükselerek kıvrılan yol, önce çıplak arazilerden geçti. Yol üzerinde bulunan Incalar’dan kalma bazı tarihsel yapıları ziyaret ettik. Tam ormanın sınırında, küçük bir pazarın içerisinde durduk. And Dağları’nda yaşayan insanların haftada bir gün toplanıp kurduğu bu pazarda, yerel ve farklı kıyafetlerde, yanakları güneş ve soğuk yanığı olan, oldukça cana yakın, gülmeyi ve gelen yabancılarla iletişim kurmayı karakterlerinin bir parçası yapan birçok meraklı insan tanıdık. Bu pazarda hiç tanımadığımız bitkiler, daha önce hiç görmediğimiz kadar büyük ananaslar, diğer tropik meyveler ve daha birçok şey satılıyordu.
   Pazar ziyaretinden sonra, dünyaca ünlü “Virgin Del Carmen”  festivali ile bilinen Paucartambo kasabasına geldik. Bu festival yüksek And Dağları’nın lama çobanları ile yerel halkın ticaret faaliyetleri esnasında bakire Meryem Ana’nın yüzünün toprak bir kapta görünmesi ve ona saygı gösterme arzuları dolayısıyla 17. yüzyılda başlatılmıştır. Her yıl Temmuz ayı ortasında yapılan bu festival son derece ünlüdür. Maalesef biz bu festivali deneyimleyemedik.
   Yağmur ormanları bu mistik kasabanın hemen arkasında devasa vücudunu tam önümüze yatırmış bizi bekliyordu. Kasabadan son ihtiyaçlarımızı aldıktan hemen sonra otobüsümüz kalktı. Bizi bekleyen heyecan dolu gezimiz teknolojiden ve medeniyetten tamamen uzakta, orman canlılarının sesleri ile geçecekti. Her bir santimetrekareden hayat fışkıran, daha önce hiç görmediğimiz bitkileri, başka hiçbir yerde olmayan koskocaman ağaçları izlemek, onlara dokunmak, o temiz havayı içimize çekmek bizde inanılmaz ve unutulmaz izler olarak kaldı. Ormanı her an ziyaret eden bulutlar, hummingbirds ve macaw kuşlarının rengarenk dansı, başımı kaldırdığım zaman gökyüzünü kapatan ve ucunu göremediğim, kucakladığım zaman ellerimin asla kavuşmadığı devasa büyüklükte ağaçlar; sizi çok ama çok sevecektim...

Orman kendini yavaş yavaş gösteren ürkek bir hayvan gibi seyrek seyrek manzaramızı doldurmaya başladı. Orman yüzeyine uygun otobüsümüz çıktığı her yokuş ve döndüğü her virajın ardında bulutlar biraz daha aşağıya inmeye başlayınca karşımıza Manu National Park çıktı. Evet yeşilin ve kahverenginin elli tonu ile süslenen bu ulusal park bir süre evimiz olacaktı...
   Asfaltın tükenip, yağmurun derme çatma kurulan toprak yolları parçaladığı araziden geçip, güneşten en çok yararlanma arzusu ile yanıp tutuşan türlü çeşit bitki ve ağaç arasından geçtik. Etrafımız devasa vadi, akarsu ve şelaleler ile renkleniyordu. İçerisine insan ayağının basamadığı alanları, uçurumun kenarından izlerken, ormanın garip ve ürkek canlıları bizi ağaç dallarından gözetliyordu. Gittikçe ağırlaşan yol ile ormanın vahşiliği insana ne kadar hassas ve kırılgan hatta çaresiz olabileceğini bir kere daha hissettiriyordu.
   Medeniyetin son kırıntısı olan ufak tefek köyleri geçip, sadece ziyaretçilerin konakladığı kamp alanımıza geldik. Orman tarafından işgal edilmeye hazır bu yer, sinekkuşlarının (humming birds) daimi uğrak yeri idi. Rengarenk bedenleri yeşile o kadar çok yakışıyordu ki fotoğraflarını çekerken onları ürkütüp kaçırmaktan çok korkuyorduk.


banner9
   Kamp alanımıza doğru yürürken, etrafın ıssızlığına milyonlarca canlının birer ağızdan haykırdığı muhteşem orman şarkısı eşlik etti. Kamp alanımız sık ormanın hemen dibinde yer alıyordu. Kısa bir süreliğine çalışan ve ormanın senfonisini bozan jeneratöre muhtaç işlerimizi tamamlayıp, evlerinde misafir olduğumuz canlıların yaşantısına kendimizi bıraktık...
   Ertesi gün nerdeyse gün doğumunda uyanıp bu yeşil okyanusu izledik. Gördüğüm bu eşsiz manzarayı anlatacak kelimeler bulmakta zorlanıyorum. Kahvaltıdan sonra otobüsümüze binerek ormanın derinliklerinde daha çok kaybolmak için yol aldık. Akarsular ve derin karanlık ormanların arasından geçerken tüm medeniyetin izlerinin silindiğini düşündüğümüz an, küçük bir kasabaya giriş yaptık. Burada baharat olarak bildiğimiz karanfil ağacı ile evimizde süs bitkisi olarak bulundurduğumuz birçok bitkilerin devasa hallerini gördük. Adını hiç öğrenemediğimiz bu kasabada her şeyden uzak ve mutlu görünen insanların arasından yürüyerek rafting yapma heyecanını yaşayacağımız nehir kıyısına geldik. Önce etrafımızdaki muhteşem manzarayı izledik. Ruhumuzun, bedenimizin ve gözlerimizin yaşadığı bu tatminkarlık kısa süre sonra kendisini damarlarımızdan geçen adrenaline bıraktı. Amazon Nehri’nin ürkütücü dalgalarında rafting yapmak bizi korkutmadı desem yalan olur. Bu kızgın dalgalar ile tanıştıktan sonra tedirginlik kendini yağan hafif yağmur ile birlikte bir heyecana bıraktı. Nehrin çalkantılı suyuve yeşilliğin gölgesinde yaptığımız rafting bizi nehrin kıyısındaki kulübemize getirdi. Nehir hemen yanımızda yatağından uyanmak üzere olan bir canavar gibi inileyerek akıyordu. Biz ise bir kamelyanın altında kurulu hamakta sallanırken yağan yağmurun senfonisi ile ormanın derinliğini izlemeye koyulduk. Şunu diyebilirim ki çok az şey insanı bu kadar huzura ulaştırabilir.
   Gece, kaldığımız kulübelerden orman turuna çıktık. Yağmur ormanlarında hayat en çok gece uyanmakta. Etrafımızda yaşamın her gözenekten fışkırdığı coğrafyada yaşayan canlıları rahatsız etmemek için neredeyse hiç konuşmadık. Burada ancak bir belgeselde görebileceğimiz böcekler ve memeliler gördükten sonra,nehir manzaralı odamıza gelerek geceyi geçirdik.


   Ertesi gün nehrin akışına aksi yönde, daha da bakir bölgelere doğru yol aldık. Rehberimizden öğrendiğimiz kadarıyla bu bölgede modern insanlarla temas etmeyen bazı kabileler bulunmakta. Onları görme ısrarımız Peru Devleti tarafından konulan yasaktan dolayı karşılık bulmadı. Bunun sebebi yaşadıkları bölgenin tehlikeli olması ve bu kabile insanlarının birçok turiste ok ve mızrak gibi silahlar kullanma eğiliminde olduklarından dolayı konmuştur. Bir sonraki günün ilk saatlerinde, henüz gün ağarmadan macaw kuşlarının buluşma yeri olan Clay Lick bölgesine giderek bedenimizi ıslatan yağmura aldırmaksızın saatlerce kuşların gelmesini bekledik. Ancak yaşadığımız heyecan gözlerimizde karşılık bulamadı. Yağan yağmurdan dolayı kuşlar o sabah bu noktayı tercih etmemişti.


   Yağmur Ormanları’nda yaşadığımız bir başka unutulmaz tecrübe bu sefer ağaç tepelerinde oldu; zipping. İlk önce nehrin kollara ayrıldığı bir yerde durarak ormanın içerisinde yol aldık, yaklaşık 1.5 saat sonra zipping yapacağımız notaya geldik. Yağmur ormanlarının tadını en çok bunu yaparak aldık diyebilirim. Yazımın başında belirttiğim ucunu göremediğim ağaçlara artık tepeden bakıyorduk. Gökyüzünden uçarken toprağın ve zeminin belli olmadığı bir yükseklikten devasa ormanı izlemek muhteşem ve kaçırılmaması gereken bir tecrübeydi...
   Hayatımızın bu inanılmaz ve muhteşem tecrübesini edindikten sonra fil dişi (kaju) ağaçları ve ananas bitkisi ile çevrelenen ormanın derinliklerindeki kulübemize döndük. Unutulmaz hislerin üzerimizde bıraktığı etki, akan nehrin çağlayan gürültüsü ve ormanın senfonik çığlığı uzun süre kulaklarımızdan gitmedi.
      Gezmekle kalın...

 

Güncelleme Tarihi: 23 Kasım 2019, 11:50
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108