Doğalgaz uğruna kucaktan kucağa oturmak alışkanlık yapar

Dün ne demiştik başlıkta? “Denizlerde voyvodalık…”

Gerçekten de Rum Yönetimi’nin hem karada hem de denizlerde yaptıklarına bakacak olursak, başlık cuk diye tam yerine oturuyor. Ondan bundan aldığı cesaretle öyle bir şımardı ki, buralarının egemeni olduğunu sanıyor. Ama kabahat Rum’dan çok, başta AB olmak üzere; onu şu veya bu nedenlerle şımartanlarda!..

İsrail, Mısır, Fransa, Amerika ve diğerleri çok mu seviyorlar Kıbrıs Rum’unu? Sevdiklerini inkâr edemeyiz. Her şeyden önce din faktörü var. Okşaya okşaya bitiremiyorlar. Bir gün İsrail’in kucağında, ertesi gün Mısır’ın! Bir gün Fransa’nın kucağında, bir başka gün Amerika’nın!

Fransa’nın kucağını o kadar beğenmişler ki, o kadar hoşlarına gitmiş ki, karşılığında “Size Tatlısu’da (Mari) üs veriyorum” demişler… Kıbrıs Anlaşmalarına, anayasasına aykırı olarak! Burada her isteyene verecek olursan, Türkiye’ye niye karşı çıkıyorsun? Üstelik Türkiye, bu adacığın üç garantör ülkesinden biri… Üstelik burada Türk ulusunun uzantısı bir Türk halkı vardır. Bu halk, 1960’da kurulan, ancak ENOSİS hırsı yüzünden üç yıl kadar yaşayan ve de yıkılan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ için çok bedeller ödedi. Silah zoruyla ortaklıktan atıldı.

Sen yabancıların kucağında oturmaya devam et.

Zaten Yunanistan’ın ve AB’nin hep kucağında ya! Kendi ayakları üzerinde duracağına kucaktan kucağa dolanıyor, ‘ortanın malı’ gibi! Sağlam yere oturdu mu da, yan gözüyle Türkiye’ye bakıyor, “Doğu Akdeniz’e gönderdiğin ‘Fatih Sondaj gemisi personeli ile işbirliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında toplu tutuklama emri çıkardım” diyor. Elbette bu cesareti de oturduğu kucaklardan alıyor. Maksat ürkütmek, korku salmak ve vazgeçirmek…

Kucağa oturduğu yer sağlam mı sağlam! “Görüyorsun ya, ben kimin kucağında oturuyorum” dercesine bir de övünüyor. Oturmaya alıştıkça da azıtıyor ve boyundan büyük laflar ediyor, boyundan büyük işlere kalkışıyor.

Hani ‘Söyleyene değil, söyletene bakınız’ derler ya!..

Ama o kadar fazla kucağa oturdun mu, sonunda alışkanlık da yapar. ‘Küçük dostları’ bir yana da, sen devlerin kucağına oturursan, gün gelir, üstünden bir de faturasını ödemek zorunda kalırsın. Seni sevdiklerini anlıyoruz da, onlar petrolü, doğalgazı senden çok daha fazla seviyorlar.

Hani süper star Ajda Pekkan’ın ‘Aman petrol, canım petrol’ adlı şarkısı var ya, onu unutmayın.

İcap ederse, gün gelir seni harcarlar da… Gözünün yaşına bile bakmazlar. “Sen, bizim yanımızda doğalgazdan daha önemli değilsin” derler ve kirli bir mendil gibi atarlar.

***

Rum’dan Rum’a eziyetin amacı ne ola ki?

Rum’dan Türk’e zorbalığı anladık da, Rum’dan Rum’a zorbalığı anlayabilmek kolay değil. ‘Alithia’ gazetesi, “Zorba polisler vatandaşları korkutuyor” başlıklı haberinde, Ledra Palace’taki polis kontrol noktasındaki görevli polislerden son zamanlarda çok şikâyetler alındığını yazdı. Gazete, Rumların KKTC’ye geçiş yapmasını engellemek için, tavırlarıyla Rumları korkutmaya devam ettiğini kaydetti.

Haberde şöyle denildi:

“Bunlar, siyasi-ideolojik duruşları gereği barikatların işlemesini ve buralardan serbest ve kesintisiz geçiş yapılmasına karşı olan, oralardaki varlıklarından istifade ederek, oradan geçen vatandaşları korkutan kişilerdir.

Gazete bu konuda örnek de verdi ve genç bir Rum mimarın ellerine kelepçe vurulduğunu kaydederek, tepkileri dile getirdi.

Rum polisi, kendi soydaşı ve vatandaşına bunu yaparsa, Türklere yaptıklarını varın siz düşünün. Bu gibiler sınır kapılarına seçilip de mi gönderiyorlar? Sırf gidip gelenler tedirgin olsun diye mi?

Zaten geçenlere de alış-veriş yapmamaları konusunda telkinde bulunulmakta, psikolojik baskı uygulanmakta olduğunu biliyoruz. Bunu geçenler de söylüyor. Amaç, buradan alış-veriş yapılmaması, Türklere tek bir Euro’nun bile akıtılmaması mıdır? Amaç, BM’nin öteden beri önem verdiği güven artırıcı önlemlere çomak sokmak mıdır? Zaten sokuyorlar da...

Sınır kapılarında görevlendirilen bu zihniyettekilerden Türk’e hayır gelmediği gibi, Rum’a da hayır gelmez, hatta bu adaya da! AB’nin, BM’nin, ABD ve diğerlerinin olup biten bu gerçekleri çok iyi değerlendirmelerinde fayda vardır.

***

Tanınmış bankacılardan Güllü dün son yolculuğuna uğurlandı

Önceki gün yaşama veda eden tanınmış bankacılardan Mehmet Güllü dün son yolculuğuna uğurlandı. İsmail Safa Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Lefkoşa Mezarlığı’nda toprağa verilen Güllü için ailesi, “Güzel bir masalın sonuna geldik… Varlığıyla her zaman gurur duyduğumuz ve duyacağımız, bize hep başımız dik yürümeyi öğreten adamı… Ailemizin çınarını, her şeyimizi yitirdik… Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun. Söz verdiğimiz gibi, ‘Sen varmışsın gibi hayatımıza dimdik devam edeceğiz” dedi.

Eşi Elman Güllü ile evlatları Mustafa, Emine Güllü Kıran-Ahmet Kıran, Duygu Güllü Alptan-Batuhan Alptan ve torunları, üzüntülerini tüm akraba, dost ve sevenleriyle paylaştılar.

Mehmet Güllü’ye Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabır dileriz.

YORUM EKLE

banner107

banner96