Doğru teşvik, doğru ihracat

Ülkelerin ithalat ve ihracat dengeleri, genel ekonomik yapılanmaları ile doğrudan bağlantılıdır.

Bitmiş ürün üretimini, sanayi ve teknolojik gelişme yanında, sermaye ve iş gücü ile birleştirebilen ülkelerde genel teamül ihracatın, ithalattan fazla olması yönündedir.

Bu denge, bir kural olmamakla beraber, kurgulanmış yapıdan yapıya farklılık gösterebilir.

İthalatın, servis üretimi ile karşılanabildiği başarılı modeller de, dünya üzerinde mevcut.

Bu noktada izlenen para politikası başta olmak üzere, kurgulanmış yapının kendine özgü avantajları, potansiyel katma değerle değerlendirilmesi, denge unsuru olarak öne çıkmakta.

Bitmiş ürün İhracatının ekonomideki payının yüksek olduğu ülkelerde, düşük kur politikasının ihracatı tetikleyici unsur olarak kullanıldığını görmekteyiz. Düşük kur politikasında temel prensip, katma değeri yüksek, hedef pazarlarda fiyatta rekabetçi ürünlerle ihracatı artırarak, ithalatın azaltılması yönündedir. Yıllık 700 milyar dolar ihracatı ile Japonya ve yıllık 2,5 trilyon dolar ihracat ile dünyanın ihracat lideri Çin Halk Cumhuriyeti, izledikleri para politikası ile bu yapıya örnek başlıca ülkeler.

Her yönde yakın ilişkilerimizin olduğu Türkiye Cumhuriyeti için de ihracatın geliştirilmesi için yapılan planlamayı gözlemlediğimizde, gerek kur rejimi, gerekse genel ekonomik modelleme olarak Çin ve Japonya ile benzer özellikler taşıdığını söyleyebiliriz.

Diğer tarafta, dünya üzerinde, üretimde avantajı olmayan, ithalatın payı yüksek ancak servis üretimi ile ekonomik dengesini başarılı şekilde idame ettiren başarılı ekonomik modeller de var.

Kaba bir benzetme olsa da, her ülke aslında bir markadır.

Dünya ise, aynı ürün gurubunda olanların bir birleri ile rekabet içinde olduğu bir pazar.

Markanızı ne şekilde satacağınıza siz karar verirsiniz.

Markanın başarısı ise, toplumsal refah ve mutlulukla ölçülür.

Bizde ise toplumsal refahta da mutlulukta da gözle görülür düşüş var.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ada ülkelerinin, tümü ile ya da büyük oranda sanayi ve üretime dayalı bir ekonomisinin olması gerçeklikten uzak bir düşünce olsa da, mevcut ithalat-ihracat dengesinin de kabul edilebilir olmanın yanında sürdürülebilir olmadığını yaşayarak görmekteyiz.

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve heyeti geçtiğimiz hafta içerisinde Kuzey Kıbrıs’ta bir ziyaret gerçekleştirdi.

Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla temaslarda bulunan Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un ziyaretinde, TC-KKTC İşbirliği Protokolü de imzalandı.

İmzalanan protokolü inceleme fırsatım oldu. Genel çerçeve olarak, güzel temennileri içeren, olumlu ve yerinde bulduğumu belirtmek isterim.

Çizilen veya daha doğru tanımlama ile çizilmeye çalışılan yol haritasının ne kadarının, bu istikrarsız siyasi ortamda gerçekleşeceği ile ilgili ciddi şüphelerim var.

Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin, iyi niyetinden şüphem olmaksızın, Kuzey Kıbrıs’ın yapısı ve gerçekleri ile birleştirilerek üretilecek çözümlerde,  geçmişten gelen iletişim aksaklığı kaynaklı sorunlar yaşandığı açık.

Mevcut ekonomik dengemizde ‘doğru’ ihracatın önemi büyüktür.

Bu yolda sanayicimize ve dolayısı ile ülkemize verilecek her türlü destek ve teşvik kıymetlidir.

Doğru tanımlamasını kullanmamdaki sebep bugüne kadar verilmiş yanlış teşvik ve desteklerdir.

KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na bağlı Ticaret Dairesi’nin verilerine göre KKTC’nin 2020 yılı ihracatı 101 milyon 105 bin dolar. 2019 yılında gerçekleşen 82 milyon dolar ihracat dışında, son 5 yılın ihracat ortalaması bu civarda.

İnancım, doğru değerlendirme ve ARGE çalışmaları ile potansiyelimizin bu rakamların çok üzerine çıkarılabileceği yönündedir.

Rakamları salt değerlendirmek yüzeysel bir bakış olur. Özellikle üretim ve ihracat gibi hassas bir konuda, detay ya da bir başka deyişle katma değerin üretimdeki payı okunmadan yapılan değerlendirilme tek başına ihracat rakamlarını okumak açısından doğru bir yaklaşım olmaz.

İhracata yönelik yapılan üretimde ana belirleyici unsurlar katma değer, istihdam katkısı ve döviz girdisi, bizde bilerek veya bilmeyerek hesaplanmayan unsurlar.

KKTC’nin mevcut koşulları ile üretimde avantajlı olduğu pazarların bile doğru ve detaylı çalışmasının yapıldığına inanmıyorum.

İhracat, hangi koşullarda, hangi rakiplere karşı, hangi belirsizliklerle üretim yaptığı belli olmayan şekliyle değil, ancak, bütünlüklü ve organize çalışmalarla birlikte mana kazanıp, ekonomide bir katma değer unsuru olabilir.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75