Döviz düşmeye başladı

 Türkiye’ de geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası başkanı ile Maliye ve Hazine Bakanı’nın değişmesi ile birlikte döviz kurlarında yaklaşık yüzde 10 düzeyinde bir gerileme yaşandı. Kurlarda nerdeyse son 4 gün içinde yaklaşık 1 TL’lik düşüş görüldü. Yeni atanan Başkan ve Bakan, daha önce de bakanlık yapmış tecrübeli kişiler.

   Uzun zamandır piyasalarda belirsizlik ve güvensizlik hâkimdi. Pandemi den dolayı Turizm gelirleri, ihracat gelirleri düştü ve Türkiye’ye döviz girişi azaldı. Faizlerin de enflasyon oranının altında kalması ülkeye yabancı sermaye girişini azalttı. Borsaya, tahvil ve bono piyasalarına giriş de azaldı. Hatta çıkışlar arttı.

   Dövizi düşürmek için kullanılan Merkez Bankası döviz rezervleri bitme noktasına geldi ama yine de döviz artışını durduramadı. Yurt içindeki kişiler de, TL’den çıkıp, döviz mevduatına yöneldiler. Şirketler, yılsonunda ödemeleri gereken borçlarını, açık pozisyonlarını kapatmak için yoğun şekilde döviz almaya çalıştılar. Bütün bunlara bir de uluslararası ilişkilerdeki gerginlikler eklenince TL’nin değer kaybı son aylarda iyice arttı. Döviz artışları rekor üstüne rekor kırmaya başladı.

   Gelinen aşamada, yeni Merkez Bankası başkanı Naci Ağbal, göreve geldikten sonraki ilk açıklamasında şöyle dedi:“TC Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarıdır. Fiyat istikrarını sağlamak amacı doğrultusunda tüm politika araçları birlikte kullanılacaktır. Para politikalarında şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik ilkesi çerçevesinde iletişim güçlendirilecektir. Bu açıklama, 19 Kasım’da yapılacak Merkez Bankası toplantısında yeni bir faiz artışı olabileceği izlenimine neden oldu.

   Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’ın piyasalarda olumlu karşılanan ilk açıklamasında ise  “Önceliğimiz enflasyonla mücadele olacaktır. Mali disiplini koruyarak, gerçekçi bir risk yöntemi ile finansman kalitesini artıracağız” sözleri de iyimserlik rüzgârı estirdi.

   Bunun yanında, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı, yeni Merkez Bankası Başkanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın atacakları her adımda yanında olacaklarını, acı da olsa reçeteleri uygulayacakları ve yatırım ortamının iyileştirilmesi için her türlü önlemi alacaklarını açıklaması piyasalarda olumlu karşılandı. Bütün bu açıklamalardan sonra dövizde düşüş ve borsada artış devam etti.

   Yurt içi piyasalar, ekonomi yönetimi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelen mesajları olumlu yönde fiyatladı. Şimdi gözler Merkez Bankası’nın 19 Kasım’daki Para Politikası Kurulu toplantısında. Eğer bu toplantıda piyasaların beklentisine paralel olarak faizde 450-500 baz puanlık bir artış olursa, dövizin TL karşısında daha da sert düşmesi bekleniyor.

   Öte yandan, ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden’ın Diplomasi Danışmanı Michael Carpenter de, "Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak veya yaptırımlar yoluyla ekonomisini çökertmek arayışında değiliz" dedi. Ayrıca, NATO üyelerinin ortak cephe oluşturması gerektiği önerisinde bulundu. Bu açıklamalar da, piyasalarda olumlu bir şekilde algılandı.

   Bütün bu gelişmelere ilave olarak da, yatırım bankaları olan JP Morgan,  Citi ve Societe Generale de Türkiye için pozitif yorumlar da bulunarak, ekonomi yönetiminin ve Cumhurbaşkanının açıklamalarının piyasalara güven verdiğini ve yapılacak faiz artışı ile birlikte TL’nin değerleneceği ve TL’nin geleceği ile ilgili olumlu mesajlar verdiler.

   Bütün bu ekonomik gelişmelerin yanında, Türkiye’nin bölgede ve dünyada yaşanılan siyasi ve stratejik gelişmelerde diplomasi ve diyalog yollarını kullanarak, gerginlikleri aşması, sorunları çözmesi ekonomiye de olumlu yansıyacaktır.

   Son tahlilde, Piyasaların bilime uygun, gerçekçi tedbir, çözüm önerileri ve piyasalarla, ekonomi dünyası ile diyalog halinde olan, uzlaşıcı, güvenilir icraatlar yapabilen ekonomi yönetimlerine ihtiyacı vardır.

   Piyasası dövize doğrudan bağlı olan KKTC ekonomisi ve halkımızın da beklentisi, dövizdeki yükselişin ve TL deki erimenin durmasıdır. Zira böylesine döviz artışları pandemiden dolayı ekonomik durumu zaten çok kötü durumda olan insanlarımızın geçimini doğrudan etkilemekte ve borçları artırmakta ve halkı fakirleştirmektedir. Gelişmeleri izleyip, değerlendirmelerimizi önümüzdeki günlerde yapmaya devam edeceğiz.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104