Döviz kurundaki hareketliliğin nedeni (the reason for the mobility in the exchange rate)

   Türkiye ekonomisi yeniden saldırıya maruz kaldı. Siz bu tümceyi swap işlemi, spekülasyon ve manipülasyon olarak da okuyabilirsiniz. Bu bir şehir efsanesi değil, yaşanan sürecin tamı tamamına gerçeğidir.

   Yaşanan süreçte yurt içi piyasalarda dolar 7,26, sterlin 9 Türk lirasına kadar yükseldi. 14.05.2020 Perşembe günü saat 23.20 itibarıyla serbest döviz piyasasında dolar 6,9251, sterlin 8,4670 Türk lirası değerinden işlem görüyordu. Peki! Çok kısa bir sürede Türk lirasının bu kadar değer kaybetmesi ve tekrardan toparlanma hareketi içine girmesinin nin nedeni ya da nedenleri ne idi?

Acil ihtiyaç değilse bu süreçte döviz mi alınır?

   Covid-19 nedeniyle milli gelirin düşmesi pahasına işyerlerinin kapanması, üretimin azalması, döviz kuruna bu kadar mı etki yaptı? Ya da yurt içinde hangi firma ya da iş adamı, kur oynaklığının zirve yaptığı bu dönemde yüklü miktarda döviz alımı mı yaptı! Ya da bekleyip de bu dönemde mi döviz almayı seçti?

   İş yerlerinin kapanması, üretimin azalması diğer ülkelerde de yaşandı. Covid -19 sadece Türkiye’de yaşanmadı.

Uyanıklar açığı asla affetmez

   Herhangi bir ekonomi ya da sistemin bünyesi zayıf ve piyasa bir hamleyle kazanç elde edilebilir görünüyor ise o ekonomi ya da sistemin saldırıya uğraması kaçınılmazdır. Bu vahşi kapitalizmin temel yasasıdır. Uyanıklar açığı asla affetmez. Ön kapıdan girme olanakları kalmadığında arka kapıdan dolanırlar. Fırsatını yakalayıp kesinlikle vururlar.

   Ekonomi ya da sistemin açık kapısı saldırmayı kaçınılmaz kılar. Böylesi bir durum; gerek spekülasyon ve gerekse manipülasyon yoluyla para kazanma arzusunu artırır.

Swap nedir?

   Swap sözcüğünün Türkçe karşılığı, takas ya da değiş tokuş anlamına gelmektedir.

   Swap (takaslama); iki tarafın birbirlerine belirli süreler sonunda ödeme üstlenmelerini içeren bir sözleşmedir. Sözleşmenin temel ögeleri arasında, el değiştirecek varlık ya da varlıkların tanımı, her bir varlığa uygulanacak sabit ya da değişken faiz oranı ve ödeme tarihleri yer alır.

   Borç servisi açısından swap işlemi; para swapı, faiz swapı ve çapraz döviz swapı olarak üçe ayrılır.

1. Para swapı (currency swap) işlemleri

   Tarafların önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belirli miktardaki para birimi ya da birimlerini değiştirmek yoluyla gerçekleştirdikleri işlemlerdir.

2. Faiz swapı (interest rate swap) işlemleri

   Gösterge bir anapara tutarı üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngören bir sözleşmedir.

   Bu sözleşmede, aynı para biriminden olan borçların faiz ödemelerinin yapısı değişmekte sadece anapara değişimi gerçekleşmemektedir.

3. Çapraz döviz swapı (cross-currency swap) işlemleri

   Farklı para birimleri ve sabit ya da değişken faiz yapısı üzerine borçlanan taraf, diğer tarafın borcuna ilişkin anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmek üzere anlaşarak gerekli yükümlülüğü yerine getirir.

Spekülasyon (vurgunculuk) nedir?

   Spekülasyon; piyasa koşullarını değerlendirmek suretiyle geleceğe yönelik fiyat tahminleri yapılması ve risk üstlenilmesi yoluyla para kazanmaya yönelik faaliyetlere girişilmesini ifade eder. Bu faaliyetleri yapanlara ise spekülatör denilmektedir.

   Spekülasyonun Türkçe karşılığı vurgunculuk, spekülatörün Türkçe karşılığı ise vurguncudur. Vurguncu ve vurgunculuk sözcüğü toplum yaşamında hoşa giden tanımlar değildir.

   Piyasada bir malın yükseleceğini düşünen bir spekülatör o malı düşük fiyattan satın alıp fiyatı yükseldiğinde satarsa bu işlem spekülasyondur.

   Spekülatör burada malın fiyatın yükseleceğini tahmin etmiş ve risk alarak o malı satın almıştır. Eğer söz konusu mal değer kaybetseydi o zaman spekülatör zarar etmiş olacaktı ki bu durum çok olası değildir.

Tipik vurgunculuk

   Yaşadığımız süreçte olduğu gibi. Tedarikçilerin ya da market sahiplerinin elindeki stokun fiyatını yükseltmesi de vurgunculuktur. Bu meşru ve helal bir ticaret yöntemi değildir.

Manipülasyon nedir?

   Yanlış bilgi ya da söylenti yayarak insanları yanıltmak ya da bir malın fiyatını çeşitli yöntemlerle kasıtlı ve yapay olarak düşürme ya da yükseltme girişiminde bulunmak manipülasyon olarak ifade edilir. Bu işlemleri yapanlara manipülatör denir. Türkçe sözlük karşılığı güdüleme ya da hileli yönlendirme anlamına gelmektedir.

Daha ziyade hileli yönlendirme olarak tanımlanan manipülasyon, algıyı yönlendirme ya da doğrudan fiyat hareketlerine müdahale yöntemi ile yürütülür. Manipülasyon, yasa dışı bir faaliyet olup, suçtur.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yasaklaması

   Londra merkezli bazı yabancı bankaların Türk bankalarına olan döviz işlemi kaynaklı Türk lirası yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyerek temerrüde düşmeleri üzerine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) harekete geçti. BNP Paribas SA, Citibank NA, UBS AG'ye yasak getirdi.

   Alınan kararda; bu üç bankanın Türkiye'deki bankalara karşı olan Türk lirası yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmediği tespit edildiğinden;

- Yurt dışında kurulu söz konusu bankalar dâhil ülke bankalarına Türk lirası yükümlülüğünü yerine getirme konusunda gecikmeye düşen tüm yabancı bankalar ve söz konusu bankaların yurt dışında kurulu grup bankaları ile bir bacağı Türk lirası olan yeni bir döviz işleminin yapılmamasına

- Bu mahiyetteki vadesi gelen işlemlerin yenilenmemesine

   kurul tarafından karar verildi denildi.

   Bu durum geçtiğimiz haftanın en önemli gelişmesi olmuştu.

   Söz konusu bankalardan; Citibank bir ABD bankası, BNP Paribas SA bir Fransız bankası, UBS AG ise bir İsviçre bankasıdır. Bu bankalar elinde Türk lirası olmadan, varmış gibi yaparak Türk lirası karşılığında dolar toplayıp, doların Türk lirası karşısındaki fiyatını şişirdiler. Üç bankaya da engelleme yapıldı.

Sık yapılan bir operasyon türü

   Uluslararası bankalar, sadece Türkiye’yi değil, hedef aldıkları her ülkede benzer operasyonları yapıyorlar. Geçmişte de Türkiye karşı birçok kez spekülatif atak denediler.

Hafıza-i beşer

   Hatırlayalım, Ağustos 2018, Mart 2019 ve Ekim 2019'da Türk lirasının değerini düşürmek için defalarca uğraşıldı. Alınan önlemlerle köşeye sıkıştırıldılar. Swap yani değiş tokuş yapma olanakları kısıtlandı. Karanlık havuz (dark pool) da denilen tezgâh üstü piyasalarda gerçekleştirilen swap işlemlerinin İstanbul'da yapılmasının önü açıldı.

Türkiye’ye nasıl operasyon çekildi?

   Peki! Swap konusunda alınan o kadar önlemden sonra bu bankalar Türkiye’ye nasıl operasyon çekti?

Bu bağlamda Türkiye’de faaliyet gösteren bazı uluslararası ve yerli şirketler paravan olarak kullanıldı.

   Nasıl mı oldu?

1. Londra faaliyet gösteren uluslararası bankalar, Türk bankalarından Türk lirası kredi kullanıyor. Sonra bu Türk lirasını muhabir bankaları aracılığı ile Londra'ya taşıyıp orada dövize dönüştürülüyor ve böylece Türk lirasının değer kaybetmesine neden oluyorlar.

2. Türk lirasına erişmekte zorlandıklarında ise Türkiye'de iş yapan uluslararası bazı gıda, tütün ve ilaç şirketlerini paravan olarak kullanıyorlar.

   Onların Türk bankalarından aldıkları krediler ya da türev ürünler ile elde ettikleri Türk lirasını Londra'ya taşıyorlar.

   Bu Türkiye’de de tesisleri olan dünya kartellerinden. Adı sanı belli, uluslararası bir gıda şirketi. Konuyu bilenler söz konusu şirketin kendi ülkesinde siyasete ve siyasilere yön veren bir firma olduğunu da söylüyorlar.

Söz konusu bu kartel bir Türk bankasından yüklü miktarda Türk lirası çekip, sonra onu Londra'daki bankaya taşıyor. Buradaki tuhaflık herkes döviz kredisi kullanmayı tercih ederken bu kartelin Türk lirası kredi kullanmayı tercih etmiş olmasıdır. Keza yabancı sermayenin ülkeye döviz kazandırması beklenirken bu firma yüklü miktarda kredi kullanıyor.

3. Finans baronları ve bunların Türkiye’deki uzantıları, bir firmanın dolar hesabını Türk lirasına çevirtip, Londra'da mevduat hesabı açtırıyorlar.

   Para, Türk bankasının Londra'daki şubesine aktarılıyor.

   Londra'da bire 10 faiz geliri elde ediyorlar. Bu işlemde alan memnun, satan memnun. Sonra da bu şekilde Londra'ya ulaştırılan Türk lirası, spekülatif işlem için sırada bekleyen bu bankalara satılıyor.

Doğru olan ve yapılması gereken neydi?

   Doğru olan ve yapılması gereken ekonomi yönetimi denilen erkin, ülkeyi her türlü vurgunculuk (spekülasyon) ve hileli yönlendirmeye (manüpilasyon) karşı korumasını sağlamak olmalıdır.

   Pek çok ülke sıfıra yakın oranlarla borçlanırken, her yıl yüzde 6-7 üzerinden milyarlarca dolar faiz ödedikten sonra elde kalanı da uyanıklara kaptırmaya ekonomi yönetimi denmez.

   Türkiye’ye dış borcun yüzde 75’lik kısmını Avrupa merkezli fonlar sağlamakta. Geri kalan kısmın yarısını ABD, gerisini de dünyanın geri kalan ülkeleri ya da o ülkelerin fonlarından sağlanmakta.

   Akıllı yönetilirse büyüme için fırsattır. Borçlanmak yanlış değildir, hatta gereklidir.

   Türkiye ekonomisinin dış kaynakla ayakta durduğu bir gerçek. Toplamda 430 milyarı doları aşan ve her yıl anapara ve faizi ile birlikte 170-175 milyar dolar civarına bağlanan borç ödeme yükümlülüğü dış borçlanmanın ürünü.

   Bir de Türkiye devletinin iç borcu vardır. Geçtiğimiz yıl bu borç 840 milyar Türk lirası idi. Bu borç bir şekilde ödeneceği için o kadar dert sayılmaz.

Betona yatırım yapma kalkınma değildir

   Kalkınma adına Türkiye, havaalanları, hastaneler, okullar, köprüler, yollar ve çeşitli inşaatlar yapmak için ihtiyaç duyulan parayı el kesesinden borçlanılıp betona yatırılmakta.

   Türkiye’nin dış borcu, paranın bazı yanlış alanlara yatırım yapılması nedeniyle Avrupa Birliği ölçütlerinin altında. Ustalık, uzun vadeli ve ucuz yani kaliteli borçlanabilmekte.

   Dünya sıfır ya da çeyrek puanla borç verecek yer ararken Türkiye dolara 6-7 puan faiz ödemekte. Üstelik de bu kadar pahalıya alınan borç, betona ve beyaz fillere yatırılmakta.  Yapılması gereken gösterişli yatırımlar değil, her yıl yüksek katma değer yaratan ve rekabet yaratan sektörlere olmalı.

   Bir diğer ifade ile Türkiye borçlanma konusunda kusurlu. Bir kere çok pahalıya borçlanılıyor. Bu da yetmezmiş gibi borçlanılan para cari açığı kapatacak sektörlere değil de yine borç gerektiren yerlere harcanmakta.

Türkiye niye pahalı borçlanıyor?

   Uluslararası kuruluşlarında raporlarında yer aldığı üzere Türkiye demokrasisinde sorunlar ve sıkıntılar var. Yabancılar hukuk sistemine güven duymuyorlar. Böyle olunca da ucuz para gelmiyor. Pahalı olanı da naz ediyor. İstekleri de bitmek tükenmek bilmiyor. Şeffaflık, öngörülebilirlik, kurallı ekonomi, hesap verebilirlik hatta güvenilir istatistikler olmazsa olmazları.

   Doları 7’yi geçmiş, sterlini 9’u bulmuş olması ekonomiyi durduk yerde sıkıntıya sokuluyor. Manipülasyon yapıyorlar. Bu da insanın çok ağırına gidiyor!

Aynı senaryo iki yıl önce de yazılıp oynandı

   Tarihler 13 Ağustos 2018’i gösterdiğinde dolar 7,23’le Koronavirüs sürecinde olduğu gibi tavan yapmıştı. Bu olaya anlam yüklemek gerekirse operasyonun Türkiye iç piyasasının kapalı olduğu gece saatlerinde gerçekleşmiş olmasıydı. Doların 7,23’ü bulması hiç kuşkusuz hormonlu bir fiyat, şişirilmiş bir değerdi. Bu dış güçlerin bir operasyonuydu. İktidarı devirmeye çalıştılar. Başaramayınca, fiyat tekrar geriye çekilmek durumunda kalındı.

Bu kez tarihler 7 Ağustos 2019’u gösterdiğinde dolar 5,50’nin altına geriledi.

   Yani, bundan yaklaşık 10 ay önce. Doların zirve yaptığı 13 Ağustos 2018 tarihinden bir yıl sonra.

   Dolar 7,23’ten 5,50’nin altına kadar indi.

   Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesinden bazı kimselerin mutluluk duydukları aşikâr. Çünkü bakış açıları ekonomik değil siyasidir. Türk lirası değer kaybettiğinde siyasi iktidara karşı başarı elde edip sanki başları göğe erecek.

   En garip olan yanı da Türk lirasının değer kaybından bu kimselerin Türk lirasının gerçek değerinin 7,25 olduğunu söylemeleri. Tabii bu değerlemeyi hangi hesaba göre yaptıkları meçhul. Amaç yapılan kur operasyonuna ekonomik anlamda destek sağlamak. Ancak döviz kuru düşmeye başlayınca bunun cevabı da bugüne kadar verilmedi. Çünkü bir hesaba dayalı değil. Amaçları kafa karışıklığı yaratmak.

   Tarih tekerrürden ibarettir derler. Şu anda yaşadığımız ortam gibi. Geri çekilme devam ediyor.

   Bu tür operasyonlara karşı, daha sıkı önlemler alınmasını sağlayacak yasal değişiklikler ile manipülasyonun önlenmek istemesine karşı manşet da atıyor. Ekonomi kötü demek, suç olacak gibi.

Bu kin ve öfke niye?

   Tam bu noktada sorulması gerekmez mi?  Dolar 7,23’e çıktıktan sonra, 5,50’nin altına inerken yapılanın manipülasyon olduğu nasıl anlaşılmaz?

   Şimdi bu manipülasyonların tekrarının engellenmesi adına yalan yanlış haberler önlenmek istenirken, bu köşe yazarları kimden yanadır?

   Bu kişiler, Türk lirasının değer kaybetmesinden herhâlde mutlu oluyorlardır. İnsan başka türlü düşünemiyor.

Bir de ekonomist olmadığı halde isimlerine ekonomist unvanı katıp yazılı ve sözlü medyada birkaç rakamı oranlayarak yandık bittik edebiyatı yapanlar var ya! Onlara ne demeli?

Son söz: Gören göze karanlık perde olamaz. Görmek istemeyen göze ışık ne yapsın? - Hz. Ali

YORUM EKLE

banner75