Döviz ve zamlar arttıkça enflasyon da uçuyor

Memlekette zamların ardı arkası kesilmiyor. Neredeyse, bütün mal ve hizmetlerde gerçekleşen zamlar, hayatı günden güne pahalaştırıyor. Halk, ne yapacağını şaşırmış durumda. Marketlere gitmeye korkar hale geldi. Asgari ücretlilerin ve dar gelirlilerin kazandığı gelir, 10-15 günde tükeniyor.
Akaryakıta yapılan peşi sıra zamlar, birçok sektörün girdi maddesi olduğu için, özellikle ulaşım giderlerini ve ülkede genel olarak pahalılığı artırmaktadır. Ayrıca, gaza da yapılan büyük zam, enflasyon oranını da yukarıya çekmekte ve dar gelirlilerin satın alma gücünü düşürmektedir. Benzine son 1 yılda yaklaşık yüzde 36.5 civarında, gaza ise yüzde 64 civarında zam yapılmıştır.
Akaryakıt konusunda, başka bir hususa da değinmek istiyorum. Son zamla birlikte, Eurodizele son bir yılda benzinden fazla olarak, yüzde 38.5 zam yapılmıştır. Bu bağlamda, ülkedeki benzin ürünleri ile mazot arasındaki fiyat farkı çok azalmıştır. Elbette ki, mazotun bu kadar pahalı olması, çiftçileri, hayvancıları ve üreticileri oldukça olumsuz etkilemektedir.
Geçmişte, mazot fiyatları, benzine göre oldukça düşüktü ve bunun da gerekçesi üretici sektörleri desteklemek içindi. Fakat, şu anda mazot fiyatı çok yükselmiştir ve tüm üretici sektörler bu fiyat artışından şikayetçidirler.
Ayrıca, eskiden mazotla benzin arasındaki fiyat farkından dolayı, mazot araçların seyrüseferleri, benzin araçlara göre yüksek kurgulanmış ve bu şekilde günümüze kadar gelmiştir. Fakat, şu anda benzinle mazot arasındaki fiyat farkı azaldığı için, mazot araçların seyrüsefer ücretleri de, benzin araçlara göre şimdiki gibi yüksek olmamalıdır.
Bir başka üzücü konu da, ekmeğe son olarak yüzde 25 zam yapılmasıdır. Zaten, son bir yılda, toplamda ekmeğe yüzde 62 zam yapılmıştı. Yeni yapılan son zam da, bunun üzerine eklenerek, pahalılık katmerlenmiştir. Ülkemizde asgari ücretliler ve dar gelirlilerin bütçeleri yetersiz olduğu için, sofrasında çok fazla ekmek tüketen birçok insanımız bulunmaktadır.
Son yapılan zamla, somun ekmek 4TL olmuştur. Kalabalık aileler günde 10 ekmek tüketebilmekte ve ayda 1200 TL sadece ekmeğe gitmektedir.Ülkemizde asgari ücretin net 4324 TL olduğunu da unutmamak lazımdır. Asgari ücretin önemli bir kısmı maalesef ekmeğe harcanmaktadır.
Eylül ayında yürürlüğe giren yeni asgari ücret artışını, döviz fiyatlarının artması ve yapılan zamlar götürmüştür. Ülkemizde, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı (sadece gıda harcamaları) 4.470 TL’ye yükselmiştir. Net asgari ücret ise, açlık sınırının altında bulunmaktadır.
KKTC’ de açıklanan, 2021 yılı Ekim ayı enflasyon rakamlarına da bakacak olursak, aylık enflasyon oranı yüzde 3.23 olarak gerçekleşti. Bu yılın 10 aylık toplam enflasyon oranı da, yüzde 20.23’e ulaştı. Bir yıllık enflasyon ise (geçen ekim ayından bu ekime kadar) yüzde 23.63’e yükselmiştir. Geçen yıl aynı dönemdeki bu oran ise, yüzde 12.82 idi. Yani geçen yıl ayni döneme göre hayat, yaklaşık 2 kat pahalılaşmış durumdadır.
Hatırlanacağı üzere, ülkemizde ilk 6 aylık enflasyon oranı toplamı yüzde 8.83 idi. Son 4 aylık enflasyon toplamı ise, yaklaşık yüzde 11.4 düzeyinde gerçekleşmiş durumda. Yılın sonuna 2 ay kaldı. TL’nin değer kaybı,  petrol fiyatları artışı, pahalılık ve zamlar devam ederse, yılsonunda, belki de, yüzde 25 oranını bile görebiliriz.
Öte yandan, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama bir yıllık hayat pahalılığı oranı yaklaşık yüzde 31’e ulaşmıştır. Sağlık ana grubundaki bir yıllık fiyat artışı da yaklaşık yüzde 27’e yükselmiş durumdadır. Görüldüğü üzere, halkın temel ihtiyaçları olan gıda, sağlık, akaryakıt ve gaz alanlarındaki pahalılık, vatandaşların belini bükmektedir.
Dar gelirliler perişandır. Döviz borcu olanlar ne yapacağını şaşırmış, borç taksitleri ödenemez duruma gelmiştir. Ülkede, geçinmek zorlaşmış, vatandaşların ve işletmelerin borçları günden güne artmaktadır. Kredi kartı borçları ise, geçen seneye göre yüzde 43 artmış durumdadır.
Temennimiz, Türkiye ekonomisindeki ve dış politikasındaki gelişmelerin istikrarlı bir seyir izlemesi ve döviz ile petrol fiyatlarından olumlu haberler gelmesidir. Bunun yanında, aşılamalar ve yeni bulunan Covid ilacının da devreye girmesi ile birlikte, Covid-19’un etkisinin azalması da, hem dünyayı, hem de ülkemizi rahatlatacaktır.
Yeni hükümet, seçime kadar olan kısa dönemde, döviz artışının yarattığı pahalılığı azaltacak, başta vergi ve fon indirimleri, ithalatta kur sabitlemesi olmak üzere, ekonomik ve mali tedbirleri süratle almalı, yapılması gereken fiyat denetimlerini yapmalı ve ülkenin daha da pahalı olmasını engellemelidir.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104