Dövizdeki küçük düşüşler aldatmasın

Döviz krizinin etkilerini henüz üzerimizden atmış değiliz.

Uzun süre de etkilerini taşıyacağız gibi görünüyor.

Döviz krizinin yarattığı pahalılık halen geçerli…

Her ne kadar da bazı indirim kampanyaları yapılsa da, yetkililer marketleri, mağazaları denetliyor olsa da pahalılığın, fırsatçılığın önüne geçilemiyor.

Hükümetin aldığı bazı tedbirler işe yaradı, bazılarının etkisini ise vatandaşlar fazla göremedi.

Hükümetin yine de maliyeyi iyi yönettiğini, ödemeler dengesini tutturduğunu, Türkiye’den yardım gelmemesine rağmen durumu iyi idare ettiğini söyleyebiliriz.

Kısıtlı yerel kaynaklara rağmen, mali durumun çökmemesi için büyük çaba sarf ettiler.

Tabii ki devlet maliyesi, her şey değildir, halkın tümüne yönelik etkin tedbir şarttır. Hükümetin bazı yeni tedbirler alması, fazla etkili olmayan tedbirleri yeniden ele alıp düzenlemeleri faydalı olur diye düşünüyoruz.

Nispeten dövizde bir düşme var ama bu düşüş, hayatı rahatlatacak boyutta değil.

Hayat yine pahalı, insanlar halen borçlarını ödemekte zorlanıyor, aileler mutfağa para yetiştirmekte sıkıntı çekiyor, halkımızın çoğu alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda kaldı.

Kuşkusuz bu ekonomik kriz, hayat kalitemizi de olumsuz etkiliyor.

Bu krizin etkilerinden kurtulmak için daha uzunca bir süreye ihtiyacımız var.

Şimdi ilginç olan; bir süredir aynı düzeyde seyreden dövizin insanları korkutmasıdır.

“Döviz kurlarının bu şekilde seyretmesi neden korkutsun?” diyebilir birileri.

Bu durumu “fırtına öncesi sessizliğe” benzetenler var.

Türk Lirası’nın son 1.5 ayda dolar, sterlin ve Euro karşısında değer kazanmaya başlaması, halkta, esnafta ve işadamlarında yine de büyük sevince yol açmıyor.

Tümü de bu durumun çok uzun sürmeyeceğinden endişe ediyor.

Herkesin korkusu, ağustos ayında olduğu gibi Türk Lirası karşısında doların 7 lirayı, sterlinin 9 lirayı ve Euro’nun da 8 lirayı tekrardan görmesidir...

İşin ilginç tarafı, ekonomistler de net bir şey söyleyemiyor.

“Türk Lirası yeniden değer kaybetmeye başlar mı?” sorusuna net cevaplar verilemiyor.

Ekonomistler, Türk Lirası’nın değer kaybedip kaybetmemesinin, Türkiye’nin dış borcuna, ekonomik durumuna, bütçe açığına ve siyasi ilişkilerine bağlı olduğunu söylüyor.

Döviz krizinin yeniden derinleşip derinleşmeyeceği, yine bizi yakıp yakmayacağı bize değil, Türkiye’ye bağlı. Çünkü kriz bizim krizimiz değil.

Türk Lirası kullandığımızdan dolayı ithal bir krizle karşı karşıyayız.

Demek ki Türkiye’nin istikrara kavuşmasını, oralarda kötü bir şeyler olmamasını dilemekten, temenni etmekten ve beklemekten başka yapacak bir şeyimiz yok gibi görünüyor. En azından kısa vadede böyle…

Şu anda Türkiye’nin gerek Amerika’yla, gerekse de diğer ülkelerle politik olarak barıştığını belirten ekonomistler, bu nedenle de Türk Lirası’nın dövize karşı değer kazanmaya başladığını belirtiyor.

Türk Lirası’nın değer kaybına yol açan politik nedenlerin çözüldüğünü, geriye sadece ekonomik nedenlerin kaldığını ifade eden ekonomistler, “Ülkede bir panik havası oluşmasaydı, dolar, Euro ve sterlinin Türk Lirası karşısında ulaşacağı nokta şu anki noktaydı” dedi.

Ekonomistler dolar, sterlin ve Euro’nun, Türk Lirası karşısındaki düşüşünün devam edip etmeyeceğini tespit etmenin zor olduğunu söylüyor

Bunun, Türkiye’nin dış borcu, bütçe açığı, siyasi ilişkiler ve ekonomik yapı gibi birçok sebebi olduğunu kaydeden ekonomistler, bir öngörüde bulunma için bunların hepsini göz önünde bulundurmak gerektiğini vurguluyor.

Türkiye’nin, bu konuda bazı önlemler alma yoluna gittiğini, bunların da etkili olduğunu söyleyen ekonomistler, bunun ne kadar devam edeceğini bilmenin mümkün olmadığını söylüyor.

Tabii ki ekonomistlerin, uzmanların bir de tavsiyesi var; kurdaki düşüşe aldırmadan herkesin tedbirli olmaya devam etmesi.

Belirsizliğin olduğu bu gibi dönemlerde halkın riske girmemesi, tutumlu davranması, tasarruftan kaçınmaması gerektiği vurgulanıyor. Kuşkusuz buna katılmamak elde değil.

Her şeye rağmen vatandaşlarımızı tutumlu olmaya, döviz kurlarındaki bu küçük düşüşlere aldanmamaya çağırıyoruz.

 

 

YORUM EKLE