Dr. Can Şen – Türk Romanında Kıbrıs Meselesi (1955-2015)

   Türk edebiyatı araştırmaları, ürünleri arasına bir yenisi daha eklendi. Dr. Can Şen, tarafından yazılan “Edebiyat ve İdeoloji İlişkisi Bağlamında Türk Romanında Kıbrıs Meselesi (1955-2015)”adlı inceleme, Hiper yayıncılık kitapları serisine katıldı. Hiperyayın’ın “Kıbrıs Türk siyasete, tarih ve edebiyatına yönelik incelemeleri yayınlaması, takdirlik bir iş. Bir takdir ve tebrik de araştırmacı-yazar ve akademisyen Dr. Can Şen’e. Genç araştırmacının, 298 sayfalık “Türk Romanında Kıbrıs Meselesi (1955-2015)” adlı bu çalışmasının yanında, Edebiyat İncelemelerinde Psikanaliz Kullanımı, Asaf Halet Çelebi’nin Şiirlerinde Şahıslar, Kıbrıslı Şehit Şair Süleyman Uluçamgil, Necip Fazıl Kısakürek Tiyatrosu adlı ve yayınlanmış önemli eserleri var.

   “Kıbrıs”, 1910’larda kaybedilen Girit adası için yazılanlarla birlikte Türk edebiyatının önemli tematiklerden biridir. Bu iki ada, Türkler tarafından yoğun yerleşim ve imara tabi tutulmuş, diğer Adalar Denizi (Ege) Adaları’na göre kültür, edebiyat ve siyaset tarihimizde ön plana çıkmıştır. Bunun sebepleri arasında, şüphesiz iki adanın fethinde verilen sayıca kabarık şehitlerin hatırası kadar, diğer adalarımıza göre daha yoğun Türk nüfusunu yüzyıllarca barındırması gelir. Yazılarımda zaman zaman aktardığım Rene Wellek’in “sosyal bir varlık olan şair-yazar yaşadığı toplumun sorunlarına kayıtsız kalamaz” düşüncesi, edebiyatımızdaki aydınlarca da benimsenip Girit ve Kıbrıs üzerine yazılar, edebi eserler kaleme alınmasını sağlamıştır.

   Dr. Can Şen araştırmasını, ideoloji-edebiyat ilişkisinden hareket ederek ve onu Kıbrıs konusuna bağlayarak kurgulamış. Bu esasen doğru ve yeni sayılabilecek bir bakış tarzı. Zira okuyucu 1955-2015 evresinde Türk edebiyatında Kıbrıs bağlamında, hangi ideolojik bakış açısıyla kimlerin hangi romanları yazdığını ve bunların tahlilini görebiliyor. Can Şen bu noktada -adı geçen evrede yazılmış ve yayınlanmış- on altı (16) romanı inceliyor. Bu romanları incelerken başvuru kaynaklarına ve referanslara yer vermesi araştırmacının hem akademik bilgi ve ciddiyetini, hem de bilim ahlâk ve etiğine verdiği değeri gösteriyor. Gayet normal ve dillendirilmesi ayıp sayılabilecek bu etik duruşun, günümüzde Türkiye ve Kıbrıs’ta kimi akademisyen ve araştırmacılarca, ya kaynakları bilmemekten-zayıflıktan, ya da şahsi kıskançlıktan görülmeyip atlanması, bize Can Şen’in bir kere daha tebrik etmeye götürüyor.

   “Edebiyat ve İdeoloji İlişkisi Bağlamında Türk Romanında Kıbrıs Meselesi (1955-2015)” adlı eser, üç ana bölümden oluşuyor:

   Edebiyat ve İdeoloji İlişkisi

   Kıbrıs Türk Tarihine Genel Bir Bakış

   Kıbrıs Meselesi Konulu Romanların İdeoloji Bağlamında İncelenmesi

   Çalışmanın gövdesi, üçüncü bölüm, yani 1955-2015 evresi Kıbrıs romanlarının etkilenilen ideoloji açısından incelenmesi.

   Can Şen burada Türk romanında (1955-2015) Kıbrıs’ın işlenişini, “milliyetçilik, İslamcılık ve hümanizm” bağlamında yazılanlar şeklinde sınıflandırıp geniş biçimde tahlil ediyor. Merkezde Kıbrıs var ve onun hangi ideoloji-düşünce bağlamında işlendiği peşinden geliyor. Bu ideolojik Kıbrıs romanları sınıflandırmasında; Alev Alatlı, Burhan Hünel, Çağatay Eroğlu, Hayrani Ilgar, Hüseyin Karatay, Mehmet Eroğlu, Mustafa Miyasoğlu, Mustafa Mutlu İbili, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Oğuz Özdeş, Osman Necmi Gürmen, Recai Sanay gibi yazarların eserleri ele alınmış. Yoğunluk açısından milliyetçi romanlar ilk sırada, onu hümanist ve İslamcı hayat görüşü açısından Kıbrıs konusunu işleyenler takip ediyor. Araştırmacı sonuç kısmında ele aldığı romanlar arasında Alev Alatlı’nın “Yaseminler Türe mi Hâlâ ?” adlı eserini, edebi açıdan en başarılısı olarak kabul ediyor ki tespiti doğrudur.

   Dr. Can Şen’in yazılan “Edebiyat ve İdeoloji İlişkisi Bağlamında Türk Romanında Kıbrıs Meselesi (1955-2015)”adlı kitabını genel hatlarıyla başarılı buldum. 1955-2015 evresinde, Türk edebiyatında yazılmış Kıbrıs konulu romanları, edebiyat-ideoloji ilişkisi açısından incelemesi son derece güzel. Kaynaklara hakimiyeti ve dipnot-referans yetkinlik ve etiği yazımın başında belirttiğim gibi harika. Bu tür çalışmalar araştırmacılara, ileride yazılacak “Türk Edebiyatında Kıbrıs” konulu büyük çalışmanın harcına eklenen önemli malzemeler olarak yardımcı olacak. Can Şen’in emeğine sağlık. Bunun yanında “Önsöz ve Sonuç” kısımlarının daha ayrıntılı ve kısımların emrettiği biçimde olmasını beklerdim. Ancak edebiyat-ideoloji ilişkisi bağlamında yapılan güzel sınıflandırma ve inceleme, bu iki noktayı gözümüzün önünden siliyor. Dr. Can Şen’in başarılarına yeni kitaplarla devam edeceğine ve orijinal eserlere imza atmayı sürdüreceğine inanıyorum.

   NOT: Marmara Üniversitesi’nde Doktora hocam Prof. Dr. İnci Enginün, “Kıbrıs’ta ne kadar Türk varsa o kadar roman çıkar” derdi. Can Bey’in araştırması ile Türkiye’deki yazarların da Kıbrıs konusunu kayıtsız kalmayarak günümüze kadar bu tematikten romanlar çıkardığını okumuş oluyoruz. Bunun devam edeceğinden şüphe yok. Çünkü Kıbrıs, Adalar denizi ve Akdeniz’de Türk varlığının büyük bedeller ödenerek dimdik ayakta durduğu tek ada. Burada son söz olarak, bir eleştiri değil de şahsi düşüncem kabilinden şunu da eklemek isterim: Afrika belgesellerindeki vahşi yaşama benzeyen dünya siyaset arenasında, av olmamak için uyanık olmak gerekir. Batı emperyalizminin Edirne-Doğu Trakya topraklarımıza kadar 600 senelik Balkan topraklarımızdan bizi nasıl çıkardığını, çekilen eziyetleri, katledilmeleri ve Ulu Önderimiz Atatürk sayesinde de Anadolu’da bu oyunu başaramadıklarını bilmeyen yok. Avrupa politikacıları, Türk yönetimini elinden –hele devletimiz zayıfsa-  Türk vatanının bir parçasını koparmak istediklerinde baş vurdukları yol, “question/questione yani sorun” sözcüğünü ortaya atıp bunun propagandasını yapmışlar, o yeri Türklerden kopardıktan sonra bu defteri kapatıp yeni yeni “sorun”lar ve “sorun terminolojileri” üretmişlerdir. Eski belgelere ve Osmanlı gazetelerine göz attığımızda, Batılıların demeçlerinde “Bosna-Hersek meselesi/sorunu, Makedonya meselesi/sorunu, Kosova sorunu, Girit meselesi/sorunu” vb kullanıp bize benimsetmeye çalıştıklarımı okumuşumdur. Dolayısıyla ben “Kıbrıs Meselesi/Sorunu” ibaresini de bu bağlamda görüyorum. Pek çok araştırmacı iyi niyetle ve bu açıdan düşünmeden, politik anlamda Batı üretimi “question-mesele-sorun” terimini kullanabiliyor. Can Şen Bey’in Kıbrıs Türk davasındaki hassasiyetini de biliyorum. Yukarıda belirttiğim gibi “mesele-sorun” Batı politik üretimi kaynaklı ise ondan kaçınmak, onun yerine başka sözcük veya ibareler üretmek-kullanmak gerektiğini düşünüyorum. “Türk Romanında Kıbrıs Meselesi/Sorunu” yerine “Türk Romanında Kıbrıs” bu noktada benim tercihim oluyor.

YORUM EKLE

banner75