banner6

BM oylamasında ABD-İsrail baskısıyla 11 ülke oy değiştirdi

banner37

98 ülkenin kararı desteklemesi, 17 ülkenin buna karşı çıkması ve 52 ülkenin çekimser oy kullanmasının ardından Amerikan ve İsrail baskısı, 11 ülkeyi kararla ilgili oylarını değiştirmeye ikna etti.

BM oylamasında ABD-İsrail baskısıyla 11 ülke oy değiştirdi
banner99

Washington ve Tel Aviv'in, Filistin dosyasının Uluslararası Adalet Divanı'na (ICJ) götürülmesine karşı uluslararası bir cephe oluşturmak için yoğun diplomatik baskı yapmasına rağmen, BM Genel Kurulu'nun konuya ilişkin kararı kabul edildi. Ancak bununla beraber lehte oylar azaldı.

Genel Kurul Dördüncü Komite'de 98 ülkenin kararı desteklemesi, 17 ülkenin buna karşı çıkması ve 52 ülkenin çekimser oy kullanmasının ardından Amerikan ve İsrail baskısı, 11 ülkeyi kararla ilgili oylarını değiştirmeye ikna etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "aşağılık" olarak nitelendirdiği ve "İsrail'i bağlamadığı"nı açıkladığı kararın çıkması yaklaşık iki ay sürdü.

Tel Aviv ve Washington diğer ülkelere oylarını değiştirmeleri için baskı yapmak adına bu süreyi fırsata çevirdi. 
Netanyahu, Zelenski'den verdiği oyunu değiştirmesini istedi

Netanyahu, geçen perşembe günü İsrail Başbakanlığı'nı üstlenmeden önce dünya liderleriyle bir dizi temas kurarak onları BM Genel Kurulu'ndaki oylarını değiştirmeye çağırdı.

Netanyahu, kendisinin ve İsrail'in BM temsilcisi İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un önceki oturumdaki "denklemi tersine çevirmeyi" başardıklarını ifade etti.

Netanyahu, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yi arayarak ülkesinin Genel Kurul 4. Komitesi'nde Filistin kararı lehine verdiği oyunu değiştirmesini istedi.

Ukraynalı bir yetkiliye göre bu temas, Ukraynalı delegenin "Netanyahu ile ilişkiye bir fırsat vermek için" kararla ilgili oylama oturumuna katılmamasına yol açtı.

Zelenski, Netanyahu'dan Tel Aviv'in Rus balistik füze saldırılarına ve İran yapımı insansız hava araçlarına karşı silah sağlama konusundaki tutumunu değiştirmesini istedi.
"Amerikan-İsrail şantajı"

Filistin Dışişleri Bakan Yardımcısı Ömer İvad, bazı ülkelerin Filistin lehindeki oylarını geri çekmesini "Amerikan ve İsrail baskı ve şantajına" bağladı.

Konuya ilişkin yaptığı açıklamada İvad, şunları vurguladı:

BM'deki Filistin davasının destekçileri arasında bir değişiklik yok. Uluslararası bir mahkemeye sevk kararına ilişkin oylama, dünya ülkeleri arasında genellikle yüksek oy almıyor. Dünya ülkeleri, özellikle de sömürge ülkeleri, işgal konusunda uluslararası mahkemelere başvurmayı tercih etmiyor.
BM Genel Kurulu işgalin hukuki sonuçları hakkında tavsiye görüşü istedi

BM Genel Kurulu, ICJ'den "İsrail işgalinin, Kudüs şehrinin demografik yapısını ve statüsünü değiştirmeye çalışması ve İsrail'in ayrımcı yasa ve uygulamaları benimsemesi de dahil olmak üzere" hukuki sonuçları hakkında bir tavsiye görüşü sunmasını istedi.

Kararda ayrıca ICJ'nin "bu politika ve uygulamaların işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilediği ve bu durumun tüm devletler ve BM için ne gibi hukuki sonuçlar doğurduğu" konusunda tavsiyede bulunması istendi. 

BM Genel Kurulu, 16 Aralık'ta 168 ülkenin onayıyla, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını destekleyen bir karar üzerinde oy kullandı.

Çad, İsrail, Marshall Adaları, Mikronezya, Nauru ve ABD olmak üzere altı ülke karara karşı çıktı. Dokuz ülke oylamada çekimser kaldı.
"İsrail ile ikili çıkarlarını tercih etmeleri barış sürecine olan inançları nedeniyledir"

İsrailli siyasi analist Şlomo Ganor, Tel Aviv'in "Afrika ve İslam ülkelerini karar lehinde oylarından geri adım atmaya ve İsrail lehinde oy kullanmaya ikna etmeyi başardığını" ifade etti.

Şlomo Ganor, şu değerlendirmede bulundu:

11 ülkenin pozisyon değişikliği, İsrail ile ikili çıkarlarını tercih etmeleri ve Filistin meselesinin uluslararasılaşmasının Filistinliler ile İsrailliler arasındaki barış sürecinin yeniden başlamasına yol açacağına olan inançları nedeniyledir.
BM Genel Kurulu'ndaki son oylamaya katılımın ne kadar olduğuna ilişkin olarak Ganor, "her kararın benzer bir savaşa ihtiyacı olduğunu" kaydetti.
"Tel Aviv ve Washington'la bir çatışmadan kaçınma arzularından kaynaklanıyor"

Kudüs Siyasi Araştırmalar Merkezi Müdürü Arib er-Rantavi İsrail'in son hamlesini şöyle değerlendirdi:

İsrail, Genel Kurul'un ICJ kararıyla ilgili diplomatik bir başarı kaydetti, ancak bu önemli bir değişiklik değildir. İsrail, kararın 'alışılmadık olduğunu ve pratik adımlar gerektirdiğini ve sadece pozisyon açıklama kararı olmadığını' fark ederek dünya ülkeleri üzerinde yoğun baskı uyguladı. ICJ'ye sevk kararı, İsrailli yetkililerin dünyanın birçok ülkesinde uluslararası ve ulusal mahkemelerde yargılanması için yasal dayanak oluşturuyor. 57 ülkenin oylama yapmaması ve diğerlerinin oturuma katılmaması, onların Filistin davasına karşı oldukları anlamına gelmez. Bu, Tel Aviv ve Washington ile bir çatışmadan kaçınma arzularından kaynaklanmaktadır. Diğer yandan İsrail'in Afrika kıtasında diplomatik atılımlar gerçekleştirmedeki başarısı, son anda uyanan Filistin Dışişleri Bakanlığı'nın derin uykusundan kaynaklanmaktadır.
"İsrail işgali uzadı ve her iki yönde de büyük nüfus hareketleriyle sonuçlandı"

Birzeit Üniversitesi'nde Uluslararası Hukuk Profesörü olan Yasir el-Amuri de ICJ'nin rolüne ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

ICJ'ye sevk, davanın incelenmesine yönelik işlemlere başlanmadan önce mahkemenin talebi şekil ve içerik olarak onaylamasını gerektirmektedir. Mahkemeye sevk şekli yasal olarak doğru ve mahkeme hukukuna uygundur. Davanın içeriği mahkeme tarafından bir karara varılmadan önce değerlendirilecektir. Davanın içeriği Lahey'deki Uluslararası Mahkeme'nin görev tanımıyla tutarlı çünkü bu, İsrail'in Batı Şeria'da elli yılı aşkın bir süre önce başlayan uzun vadeli işgaliyle ilgilidir. Uluslararası hukuk ilke olarak silahlı çatışmalardan kaynaklanan başkalarının topraklarının yabancı işgalini yasaklamaz, ancak İsrail işgali uzadı ve her iki yönde de büyük nüfus hareketleriyle sonuçlandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner104