Yabancı düşmanlığı tırmanışta

banner37

Son dönemlerde artış gösteren yabancı düşmanlığı ve İslamofobi’nin sadece Avrupa ile sınırlı olmadığı, ABD’de de eğilimlerin görülebileceği bildirildi

Yabancı düşmanlığı tırmanışta
banner99

Emine DAVUT YİTMEN

Avrupa ve Amerika’da yabancı düşmanlığı ve İslamofobi’nin son dönemlerde dikkat çekici şekilde artış göstermesi, aşırı sağ partilerin güçlenmesine yol açıyor.

KIBRIS’a konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan köşe yazarı Dr. İsmail Kemal, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi’nin sadece Avrupa ile sınırlı olmadığını, ABD’de de eğilimlerin görebileceğine işaret etti.

ABD’de mülteci ve Müslüman karşıtlığı üzerinden seçim kampanyası yapmış olan Donald Trump’ın seçimleri kazanmasını buna örnek olarak gösteren Kemal, Donald Trump’ın iktidara gelmesinin, yabancı düşmanlığını ve İslamofobi’yi daha da körüklediğini, bazı Müslüman ülkelerin vatandaşlarına getirilen ABD’ye giriş yasağı ve Meksika sınırına duvar inşasının bunun yansımaları olduğunu kaydetti.

Kemal, Avrupa’nın, özellikle 2008 mali krizi, buna bağlı olarak Euro bölgesi krizi, Ortadoğu’dan mülteci akını ve terör saldırıları karşısında daha güçlü bir yabancı düşmanlığı sorunu ile karşı karşıya kaldığını söyledi. “Bunun ilk önemli göstergesi İngiltere’nin Brexit kararı oldu” diyen Kemal, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararında mülteciler konusunun çok önemli rol oynadığını belirtti.

Dünyanın birçok yerinde popülist hareketlerin yükseldiğini ve içe kapanmanın, geriye bakmanın çözüm olarak sunulduğunu anlatan Kemal, “Bunun küreselleşmeye tepki olduğu söyleniyor ama konu daha karmaşık. İçe kapanma söylemleri ile birlikte “bize benzemeyenleri”, “ötekileri” istememek, sorunların onlardan kaynaklandığına inanmak yaygınlaşıyor. Popülizm, yerelcilik, içe kapanma isteği, milliyetçilik el ele gidiyor” diye konuştu.

“Terör saldırıları kitlelerde korku yaratıp, aşırı sağ partileri güçlendiriyor”

Avrupa’ya gelen mültecilerin çoğunun Müslüman olduğu için İslamofobi’nin körüklendiğine dikkat çeken Kemal, radikal İslamcılık’tan kaynaklanan terör saldırılarının kitlelerde korku yaratıp, aşırı sağ partileri güçlendirdiğini ifade etti.

Kemal, ayrıca, aşırı sağ, yabancı düşmanlığı, popülist hareketlerin birbirlerini beslediklerini dile getirerek, Brexit kararının Donald Trump’ı güçlendirdiğini, Trump’ın seçim başarısının Hollanda ve Fransa’daki aşırı sağı cesaretlendirdiğinin altını çizdi.

banner134
Kemal, Hollanda seçimlerinde Geert Wilders’in başarılı olması halinde, Fransa’da Marie Le Pen’nin bundan yararlanacağını ve Avrupa’nın, yabancı düşmanı aşırı sağın yükselişini durduramazsa, bu ülkelerde yaşayan yabancılar ve özellikle Müslümanlar’ın zor durumda kalacakları uyarsında bulundu. Kemal, aşırı sağın, AB’nin geleceğini de tehdit ettiğini ve bu anlamda çok ciddi bir tehlike taşıdığını kaydetti.

“Mülteci sorunu ve terör saldırıları Wilders’e olan desteği artırıyor”

Avrupa’da İslam ve Müslüman düşmanlığının en önemli isminin Hollandalı aşırı sağcı Geert Wilders olduğunu anlatan Kemal, “Wilders’in İslam ve Müslümanlar konusundaki düşüncelerinin elle tutar yanı yoktur ama mülteci sorunu ve terör saldırıları, ona verilen desteğin artmasına neden oluyor. Bugün Hollanda’da alınacak seçim sonuçları çok önemli. Seçimler, Hollanda’nın ve AB’nin geleceği açısından çok kritik. Bu dönemde stratejik düşünüp Geert Wilders’e karşı olan güçleri zora sokmamak akıllı yaklaşım olurdu. Wilders’in güçlenmesi ve iktidara gelmese bile diğer partileri kendi söylemlerini kullanmaya zorlaması, Türkiye’nin ve Hollanda’da yaşayan Türklerin işine gelmez” dedi.

Kemal, Hollanda’nın seçimlere giderken çok dikkatli ve hesaplı davranması gerektiğini, iç politika hesaplarının dış politikayı yönlendirmemesinin önemini ortaya koydu. Dış politikanın ince hesaplar gerektirdiğini ifade eden Kemal, “Düşmanları değil, dostları artırmayı gerektirir. Fransa’da, nisan ayında yapılacak seçimler çok daha önemli. Olası bir Le Pen iktidarının sonuçlarını iyi hesaplamak ve ona göre davranmak gerek. Batı düşmanlığını, Avrupa düşmanlığını körükleyerek olumlu sonuç elde etmek mümkün değil” şeklindeki düşüncelerini paylaştı.

“Medeniyetler çatışması hiç kimsenin yararına olmaz”

Kemal, sadece Avrupa için değil, dünya için en tehlikeli olasılığın Samuel Huntington’un medeniyetler çatışması teorisinin hayat bulması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Maalesef popülist, aşırı sağ hareketlerin, Avrupa’da ve dünyada giderek güçlenmesi bu riski artırıyor. Medeniyetler çatışması hiç kimsenin yararına olmaz. Müslümanların hiç yararına olmaz. Terör örgütlerinin gerçekleştirdiği korkunç saldırıların bir amacı da böylesi bir çatışmayı kışkırtmaktır. Terör saldırıları ve İslamofobi birbirlerini besliyorlar. Bunlar çok tehlikeli. Bu nedenle Avrupa’nın aşırı sağ dalgayı göğüsleyip yenmesine yardımcı olmamız gerekir. Tüm Avrupa ile kavgalı olmak yanlıştır.”

“Başörtüsü kararı, aşırı sağın etkisini artmaya başlaması olarak yorumlanabilir”

Başörtüsü kararı ile ilgili olarak Kemal, bunu “aşırı sağın etkisini artmaya başlaması” şeklinde yorumladı. Aşırı sağ güçlendikçe başka olumsuz kararların da alınacağını belirten Kemal, “Terör saldırıları her zaman olabilir ama bunlar yabancı düşmanlığını, Geert Wilders, Marie Le Pen gibi politikacıları güçlendirmekten başka işe yaramaz” dedi.

Türkiye’nin Avrupa’da yaşayan Türkleri ve Müslümanları ve kendi uzun vadeli çıkarlarını göz önünde bulundurarak kararlar alması gerektiğine işaret eden Kemal, “Stratejik düşünmelidir. Avrupa’da esas tehlike aşırı sağın, yabancı düşmanlığının, İslamofobinin yükselişidir. Bu tehlikeye karşı ittifaklar kurmak gerek.

Soğukkanlı ve sorumlu davranılması gereken bir dönemdeyiz. Sorunları diplomasi yolu ile çözümlemeye çalışmak gerek. Hollanda seçimleri ve Türkiye’de referandumun geride kalması sonrasında, ilişkileri tamir etmek için adımlar atmak gerekecek” diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2017, 08:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner75