banner6

Yunanistan, Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlık üzerinde baskılarını arttırıyor

banner37

Yunanistan, Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlık üzerinde baskılarını arttırıyor
banner8

Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Yunan makamlarının, hukuk mekanizmasını Batı Trakya'daki Müslüman Türk Azınlığa karşı bir baskı aracı olarak kullandığını belirterek "Malum bizim geleneğimizde var olan dua ettim. Benim bir toplu sünnette dua etmem, orada bulunmam, makam gaspı kabul edildi ve soruşturmaya tabi tutuldu." dedi.

Şerif, bir mevlitte dua okuduğu gerekçesiyle 2017'de "makamı gasp etme" iddiasıyla açılan dava ve Müslüman Türk Azınlık üzerinde artan dini baskılara ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Batı Trakya'daki müftülük sorununa dikkati çeken Şerif, "Bölgemizde tayinli ve seçilmiş müftüler var. Tayinli müftüler, Yunanistan devleti tarafından, seçilmiş müftüler ise Batı Trakya'daki Müslüman Türkler tarafından seçilmiş olan müftüler." şeklinde konuştu.

banner134

Şerif, seçilmiş müftüler olarak seçildikleri günden bu yana çeşitli nedenlerle savcılıklar ve polis tarafından soruşturmaya tabi tutulduklarına vurgu yaparak, hakkında açılan davaya ilişkin şunları söyledi:

"Burada bir mahallede fakir kardeşlerimiz yaşamakta. Tek tek erkek çocuklarını sünnet ettiremedikleri için toplu sünnet ettirme girişiminde bulundular. Bizden de yardım istediler. Biz kendilerine elimizden geldiği kadar sünnetçi bulmak gibi konularda yardımcı olduk, çocuklarını sünnet ettirdik. Bu insanlar, toplu sünnetin sonunda bize geldiler, teşekkür ettiler ve dediler ki 'Hocam biz bir de mevlit okutalım'. Biz de buradaki din görevlisi Mevlithan kardeşlerimizin tertip ettikleri sünnet mevlidine katıldık."

Burada mevlithanların mevlit okuduğunu söyleyen Şerif, "Malum bizim geleneğimizde var olan dua ettim. Benim bir toplu sünnette dua etmem, orada bulunmam, makam gaspı kabul edildi ve soruşturmaya tabi tutuldu." ifadesini kullandı.

Şerif, savcının emriyle polis merkezine çağrılarak bu eyleme yetkisi olmadığının söylendiğini dile getirerek 2017'den bu yana söz konusu davaya ilişkin duruşmaların sürekli ertelendiğini aktardı. Dün yapılması planlanan son duruşmanın da iddia makamında olan kişilerin şahitlerinin hastalıkları nedeniyle rapor alarak mahkemeye gelmemeleri nedeniyle tekrar ertelendiğinin altını çizen Şerif, danıştığı Yunan hukuk uzmanlarının da söz konusu eylemin "makam gasbı" çerçevesine girmediğini vurguladığını belirtti.

"HUKUK DENİLİYOR AMA BASKI YAPILIYOR"

Şerif, burada davaya konu olan eylemin dua etmekten ibaret olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:

"Beş yıldır devam eden, Demokles'in kılıcı gibi üzerimizde duran bir yargı var. Bugün git Selanik'e geri dön, mahkeme 2 ay sonra. Ne olacağını yine de bilmiyoruz. 2017'nin başından beri devam eden ve bir türlü de görülmeyen bir mahkeme var. Her seferinde bir celpname geliyor. Her seferinde şu veya bu nedenle ertelendi. Ben, bunun (Yunan makamlarınca) bir baskı unsuru olarak kullanıldığını düşünüyorum, öyle kabul ediyorum. Bir baskı var üzerimizde. Hukuk deniliyor ama baskı yapılıyor."

Şerif, hakkında açılan davalar sonucu aldığı cezaların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendirilerek Yunanistan aleyhine sonuçlandığının altını çizerek bunun sonucunda Yunanistan'ın tazminat cezaları ödemek zorunda kaldığını anlattı. Şerif, 2017'nin yedi ayında hakkında yedi soruşturma açıldığını, bu süreçlerde de benzer durumlarda aldığı hapis cezalarının da istinaf aşamasında olduğunu dile getirdi. Şerif, hakkında açılan diğer bir davada hukukun kendi aleyhine bir baskı aracı olarak kullanıldığını aktararak "Elektronik postada Gümülcine Seçilmiş Müftülüğü diye bir adresimiz var. 'Bu adres niye var? Bu da makam gaspı.' diye, o dava da sırada bekliyor. Bunun arkasında bir sindirme, ürkütme, korkutma, rahatsız etme politikasının yattığına inanıyorum." dedi.

CUMA NAMAZINA İLİŞKİN DÜZENLEME

Yunan makamlarının, Azınlık öğrencilerinin eğitimi konusunda da baskıcı politikalarının dozunu giderek arttırdığına dikkati çeken Şerif, Azınlık okullarındaki öğrencilerin cuma günleri cuma namazına gidebilmesini teminen uygulanan erken dağılma uygulamasını da kaldırdığına vurgu yaptı.

Şerif, Yunanistan'da getirilen yeni bir düzenlemeyle Azınlık okullarındaki öğrencilerin cuma namazına gidebilmeleri için velilerinin okul yönetiminden izin alması şartının getirildiğini ifade ederek "Bir adaletsizlik var. Cuma’ya giden ders kaybediyor. Öbür taraftan da kimin camiye gidip kimin gitmediği fişlemesi... Gitmeyenler derse girecek, dersini görecek, diğerleri bu dersten mahrum kalacak." değerlendirmesini yaptı.

Bir asırdır devam eden uygulamanın aniden değiştirildiğini kaydeden Şerif, "Bu yıl Batı Trakya'da 12 okul kapandı. Lozan Anlaşması'nda 300 okul varken, şu anda sadece 100 okulumuz kaldı." diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104