Düşmanlıklarla bu Ada’da bir yere varılamaz!

Birkaç gün sonra KKTC’nin kuruluş yıldönümünü kutlayacağız. Her millet, kendi devletinin kuruluş yıldönümünü kutlar, dış dünyaya mesajlar verir. Kuruluştan itibaren neler yapıldığı, neler yapılmadığı kamuoyunun gözleri önüne serilir. Geçtiğimiz 29 Ekim’de de Türkiye’nin 96’ıncı kuruluş yıldönümü kutlanmıştı… Hem Türkiye’de, hem de KKTC’de!

Kıbrıs Türk halkı da 15 Kasım tarihinde KKTC’nin 36’ıncı kuruluş yıldönümünü kutlayacak. Bir devlet sahibi olunduğunun gururu ve onuru bir kez daha yaşanacak.

Kıbrıs Türk halkı, kendi devletinin çatısı altında yaşar, ambargolara rağmen, anavatan Türkiye’nin desteğiyle burada, kendi öz vatanında tutunurken, Allah aşkına komşuya ne oluyor? Niye dolu dolu kınama etkinlikleri hazırlıyor ve Rum halkını da bu etkinliklere katılmaya çağırıyorlar?

Edinilen bilgilere göre, Rum Eğitim Bakanlığı, Enformasyon Dairesi ve Limasol Belediyesi, KKTC’nin kuruluşunun 36’ıncı yıldönümünde “Biliyorum, Unutmuyorum, Mücadele Ediyorum” hedefi çerçevesinde bir takım etkinlikler düzenliyor. Rum Eğitim Bakanı Kostas, “Bu etkinlik, ilk kez yerinden edilmiş belediyelerin ve bütün yerinden edilmiş köylerin ilk kez hep birlikte katılacağı müstesna bir etkinliktir” dedi.

Öyle anlaşılıyor ki, yine o günlerde Türk düşmanlığı tavan yapacak, Kıbrıs konusunda esas suçlular kendileri olduğu halde, yine Türkiye’yi suçlayacaklar, dünya kamuoyuna bir takım mesajlar vermeye çalışacaklar. Halbuki Kıbrıs sorununun ENOSİS sevdası uğruna başlatıldığı ve Kıbrıslı Türklerin buna karşı çıkması üzerine, Rum çetecilerinin silaha sarıldığı bilinmektedir.

Bu etkinliği düzenlemekteki amaçları da ‘Biliyorum, Unutmuyorum, Mücadele Ediyorum’ sloganıyla Rum isteklerini ileri götürmek, Kuzey’deki toprakların da kendilerine ait olduğu safsatasına yeni nesli inandırmaktır. Bir başka deyişle beyinlere Türk düşmanlığını enjekte etmek, Ada’nın tümünün kendilerine ait olduğu yalanını sürgit etmektir.

Bir yandan çözümden söz eden, diğer yandan da Rum çocuklarına, gençliğine Türk düşmanlığını aşılayan, kendilerinin geçmişte yaptıkları yanlışları örtbas etme çabasıyla, olayları saptıran Rum tarafının bu tavrının ‘domuzun kuyruğu’ misali hiç değişmemesi ilginç değil midir?

KKTC’nin kuruluş yıldönümünde bu sefer çok daha renkli programlar hazırlamaları bile Kıbrıslı Türkleri ve onların kurduğu devleti hazmedememenin göstergesi olduğu gibi, giderek kök salmakta olduğunun da nişanesidir. Rum liderliğinin tek amacı, bu devleti terk ederek, kendi egemenliklerindeki idare altına girmemiz ve KKTC’yi lağvetmemizdir. Beklentileri boşunadır. Zamanında ortak devletten Kıbrıslı Türkleri silah zoruyla atanlar, nasıl ki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne tek başına sahip olmuşlardır, ortak devletten dışlanan Kıbrıs Türk halkı da sonunda kendi devletini ilan etmek zorunda kalmıştır.

***

Dağyolu’nun Abraş’ı, Lefke’nin Coşkun’u,

Balıkesir’in Keleş’i ve Alaniçi’nin Çavuş’u

Son günlerde kaybettiklerimiz arasında bazı değerli simalar da dikkat çekiyor. Onlardan biri de, Dağyolu (Fota) sakini ve bölgenin sevilen isimlerinden biri olan İsmail Abraş. Köy camiinde kılınan öğle namazından sonra, dün aynı köyde gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine ailesinin yanı sıra, köy halkı ve sevenleri katıldı.

Biricik eşi İsmet Hanım ile kızı İrem Fatma Abraş, oğlu Mehmet Abraş, annesi Fatma Abraş, kardeşleri Ali, Mustafa, Raşit, Hüseyin ve Gülnaz Abraş, iyi insan İsmail Abraş’ın vefatından dolayı acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, üzüntülerini tüm akraba, dost ve sevenleriyle paylaştılar, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Öte yandan aslen Beyköy’lü olup, Balıkesir’de ikamet eden, köyün saygın isimlerinden Nermin Keleş de dün Balıkesir’de dualarla defnedildi. Merhum Ahmet Cemal Keleş’in eşi olan Nermin hanımın evlatları Mustafa-Şerife Keleş, Zekiye-Halil Tuzlalı, Havva-İsmail Akgün, Derviş-Nuriye Keleş, Cemaliye-Mehmet Ali İnce ve Ali Sultan Keleş, ayrıca torunları ve torun çocukları acılarını dile getirerek, mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

Bu arada aslen Alaniçi’li, köyün ve bölgenin sevilen insanlarından Hüseyin Çavuş da dün öğle namazından sonra Alaniçi Kabristanlığı’ndaki ebedi istirahatgahına defnedildi. Bu vesile ile kıymetli eşi Nefise Hanım ile oğlu ve gelini Dr. Mahmut Çavuş, Müge Çavuş, kızı ve damadı Fatoş Kirişçi, Recep Kirişçi, torunları Simay Çavuş, Berkin Hüseyin Kirişçi, üzüntülerini ifade ederek, ışıklar içinde yatmasını dilediler.

Diğer yandan aslen Kahramanmaraş’lı olup, Gönyeli’da ikamet eden ve bölgeye kendisini sevdiren Alatdin Öztekin dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Canından çok sevdiği eşi Suzan Hanım ile evlatları Nursel Öztekin, Ediz Özer, Göksel ve Pembe Öztekin, ayrıca torunları Kudret Yerli, Cansu ve Sibel Öztekin, Sezgin İsmail, ‘Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Lefke’nin çınarlarından, saygın isimlerinden Coşkun Çetinler de dün çok sevdiği Lefke’de toprağa verildi. Derin üzüntü içinde olan aile fertleri, acılarını tüm dost, akraba ve sevenleriyle paylaştılar. Kıymetli eşi Merin Hanım, evlatları Murat Çetinler ve Hatice Ebedi, damadı Kemal Ebedi, torunları Mehmet ve Merin Ebedi, onu her zaman rahmetle anacaklarını ve hiç unutmayacaklarını ifade ettiler.

Öte yandan Güzelyurt Kurtuluş Lisesi Müdür, Müdür Muavinleri, öğretmenleri, çalışanları ve öğrencileri adına yayınlanan taziye mesajında, okul öğrencilerinden Çise Yılmaz’ın kıymetli annesi ve babası Seda Yılmaz ile Devrim Yılmaz’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabırlar dilendi.

YORUM EKLE

banner107

banner96