Eğitim bir kurum olarak toplumsal yapının kalbidir…

Gündem gün geçtikçe yoğunlaşıyor; ülke Cumhurbaşkanlığı arefesine doğru gidiyor…
   TC ile ekonomik protokolün imzalanmamış olması sıkıntı. Ekonomik göstergelerin de çok iyi olduğunu söylemek mümkün değil…
   Siyasi partilerin hedef, vizyon ve vaatlerinin ön planda olduğu aylar geçireceğiz…
   Partilerin Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği bazı kişiler toplum tarafından kabul görürken, bazı adayların ise eğitim durumları, yaklaşımları, söylemleri ve geçmiş dönemlerde ortaya bir şey koymadıkları için halk tarafından kabul görmekte sıkıntı yaşayacak…
   Bazı partilerde ise lider sıkıntısı yaşanıyor, partiyi yönetmek ve ileriye taşımakta sıkıntı çekiyor…
   Tabii siyasi adaydan çok partilerin politik hedef, vizyon ve söylemlerine daha fazla odaklanmak lazım…
   Kişilerin değil; partilerin, bakanlıkların kurumsal yapı içerisinde toplum yarına üretecekleri projelere odaklanmak lazım…
   İlerleyen yıllarda parti disiplinin ön planda olduğu, Nepotizm yaklaşımının tam anlamıyla terk edildiği yaklaşımlara ihtiyaç duyacağız…
   Tabii bu noktaya gelebilmek için eğitimle ilintili olarak eğitimin hedefinin doğru bir şekilde ortaya konması gerekmektedir…
   Çok basit bir yaklaşımla eğitimin en temel hedefi düzgün insan yetiştirmek olmalıdır…
   Diğer kurumları bir arada tutarak, toplumsal bütünleşmeyi sağladığı kabul etmek lazım…
   Eğitim kurumu, aile, siyasi, sosyo-ekonomik koşullara uygun bireyler yetiştirerek, toplumun temelini oluşturur aslında…
   Eğitim-aile kurum ilişkisi; etkili anne babaların yetiştirilmesi akla geliyor. Ancak, çocuk yetiştirme açısından baktığımızda sıkıntılarımızın olduğu apaçık ortada…
   Kuşkusuz, böyle bir durum anne ve babaların aldığı eğitimle de ilişkili…

 

Birçok öğretmen sınıftaki öğrenci profilinden şikayetçi…
 

Haksız da değiller, öğrencilerin demografik yapısında ve aile eğitiminde ciddi problemler var…
   Yine, aile ve eğitim bağlamında düşünüldüğünde yeterince eğitilmeyen bireyleşmeme sorunu yaşayan öğrenciler var…
   Bu da eğitim ve anlatılan dersin kalitesini olumsuz etkiliyor; bozuk olan aile düzeyinin bir getirisi sonucunda öğrenci, sınıf ortamında yapmaması gereken davranış ve hareketler yapıyor…
   Böylesi yaklaşımlar öğretmenin motivesini olumsuz etkilediği gibi öğrenmek isteyen diğer öğrencilerin öğrenme hakkını elinden alıyor…
   Toplumda vizyonsuzluğun getirdiği Nepotizm yaklaşımları çok yüksek…
   Eğitim-siyaset ilişkisi; düşünüldüğünde daha karmaşık bir durum alıyor…
   Siyaset denilince etkili seçme ve seçilme yaşantıları akla geliyor...
   Günümüzde dahioy verme hakkını başkalarının inisiyatifine bırakan seçmenler var…
   Acı ama kanıksanmış bir durum…
   Seçilenler açısından bakıldığında, durum daha da kötü bir hal alıyor…
   Seçilen bazı vekiller nepotizme (kayırmacılık) başvurabilmektedir…
   Nepotizm akraba kayırma veya adam kayırma, öznel ve adil olmayan şekilde yapılan ayrımcılıktır…
   Kuşkusuz, bu durum vekillerin vizyon eksikliği ile açıklanabilir...
   Yine, bazı vekiller ülke kaynaklarını koruması gerekirken, bu kaynakları çıkarı uğruna kullanabiliyor…
   Bu tarz hareketler topluma zarar verirken; yurttaşların da umudunun yok olmasına neden oluyor…
   Temel olan adalet ilkesi zedeleniyor; daha ileriye gidersem Nepotizm demokrasi ve kurumsallaşmanın önündeki en büyük engel oluyor…
   Bu nedenden dolayı da yeterli düzeyde proje üretemiyor, ülke olarak da atmamız gereken adımları atmakta hep geç kalıyoruz…

 

YORUM EKLE