Ekinokok da çıka geldi…

Sivrisinek mücadelemizdeki yetersizlik nedeniyle karşılaştığımız “Batı Nil Virüsü” denen o ölümcül darbe yetmedi…  Yıllar sonra yeniden Ekinokok hastalığıyla da yüzleştiğimiz gerçeği geçen hafta gazetemiz “Kıbrıs”ın manşetine oturdu… Ekinokoklu bazı hastalar tedavi altına alındı… Ekinokok,  ya da “köpek hastalığı” cerrahi müdahaleyi gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur… “Tanrı beterinden korusun” diyeceğim… Ama bu denetimsizlikler ve vurdumduymazlıklar ülkesinde bakalım daha bizi sarsıcı ne sürprizler beklemektedir…
   Ekinokok kasaplık hayvan etlerinden bulaşan, geçmişte ocaklar söndürmüş en tehlikeli hastalıklardan biridir… Kökünün kurutulabilmesi adına adamızda büyük mücadele verildi… Ve tedbirler elden bırakılınca yıllar sonra maalesef bu hastalık ülkemizde işte yeniden görüldü… 
   Kesilen kasaplık hayvanlarda ekinokok enfeksiyonu varsa karaciğer ve akciğerlerin kistlerle dolu olduğu açıkça görülür. Köpekler atılan bu hasta organları yerse kistleri de sindirim sistemlerine almış olurlar... Köpeğin bağırsaklarında açığa çıkan ekinokok gelişerek erişkin biçimini alır... Erişkin evredeki ekinokok son halkasındaki yumurtalar, köpeğin dışkılaması esnasında dış ortama yayılır… Toprakta, suda, sebze ve bitkiler üstünde haftalarca canlılığını yitirmeyen ekinokok yumurtaları koyun, sığır ve insan gibi ara konakçılara ağız yoluyla bulaşır. Ara konakçının midesindeki asit salgısı yumurtanın kabuğunu eritir ve larva açığa çıkar. Mide ve bağırsak duvarını delen larvalar kısa bir yolculuktan sonra en çok sevdiği organ olan karaciğerle akciğere ulaşarak “kist hidatik” diye adlandırılan su keselerini oluştururlar…
   İç açıcı şeyler değil tabii ki tüm bu yazdıklarım… Ama amacım hortlayan tehlikenin dehşetini anlatabilmek…  Belediye denetimi dışındaki başıboş ve aşısız – hapsız köpekler toplumsal sağlık açısından gittikçe büyüyen risk oluşturuyor…
                                                               ***
   Güncele gelecek olursak, Kurban Bayramı dolayısıyla yüzlerce mekânda spontane hayvan kesimi yapıldı yine… Kesimleri yapanların kimileri kasap bile değildi… Veteriner kontrolsüz kesimlerdi bunlar…  Zaten dinsel ritüel gereği bunca hayvan kesimi yapılırsa hangi birini denetlesin ki veterinerler?.. Öylesine geniş veteriner kadromuz mu var bizim?..
   Ama gelenekselleşen gerçek şu ki, Kurban Bayramlarının dinsel farzı olan hayvan kesimleri genellikle veteriner kontrolsüz yapılır…  Veteriner kontrolü olmadığı için de bunlar toplumsal sağlık açısından göz göre göre yapılan “kaçak” kesimlerdir… Bolca dağıtılıp yenilen kurban etlerinde hastalık var mı, yok mu?.. Bunun hiç kimse farkında değil ve zaten kimsenin de umurunda değil…
   Veteriner kontrolsüz kesimlere sadece Kurban Bayramı ortamında tanık olunmuyor tabii ki… Belediye salhanelerinin dışında yapılmakta olan kesimlerin et ürünleri de sofralarımıza çokça gelmektedir… Aslında hiçbir hayvan kesiminin belediye salhaneleri dışında yapılmaması gerekir… Ama çok kullandığım o deyimi burada bir kez daha yinelemek durumundayım: “Kim kime,  dumduma!..”
                                                                                              ***
   Bu çağ dışı gidişatı durduracak ve hastalıklı etleri sofralarımızdan uzak tutacak tek çare var… O da tam donanımlı ve geniş kapasiteli belediye salhaneleridir…  Herkes farkındadır ki, böylesi bir salhane, hem de AB standartlarında, Cemal Bulutoğluları’nın Belediye Başkanlığı döneminde Lefkoşa’da inşa edildi… Ne var ki Bulutoğluları’ndan sonra üç dönemdir seçilen diğer başkanlar bu salhaneyi devreye koyamadılar…
   Nedendir bu aşırı ihmal?..İki dönemdir başkanlık görevini üstlenmekte olan Mehmet Harmancı bunun inandırıcı nedenlerini kamuoyuna açıklayabilmiş değildir… Bu salhanenin işletmesine Hayvan Üreticileri Birliği ısrarla taliptir…  Gelgelelim orada çürümeye terk edilen salhane onların işletmesine de verilmiyor…
   Öylesi bir salhanenin devrede olması sadece piyasaya sürülecek denetimli sağlıklı et açısından değil, daha ucuz et açısından da gerekli ve önemlidir… Ekonomiktir… Çünkü çağdaş donanımlı salhane eğer çalıştırılabilirse hayvanların en ekonomik dönemlerinde kesilip etlerinin soğutulmuş bölümlerde bekletilmeleri de mümkün olacaktır… Bu depolama şansı nedeniyle hayvan üretiminin maliyeti düşecek ve et darlığı da aşılmış olacaktır...    Et kaçakçılığıyla mücadelenin en önemli etkenlerinden biridir bu…

 

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108