Akıncı: Bu alarm verici bir şey olmalı

banner37

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın Rekabet Edebilirlik Raporu’nun sonuçlarında, özellikle sağlık ve ilköğretimde göreceli olarak kötüleşme olduğunun belirtildiğini kaydederek, “Bunun alarm verici bir şey olması gerek” dedi.

Akıncı: Bu alarm verici bir şey olmalı
banner90

Son 8 senede ortaya çıkan raporlarda Kuzey Kıbrıs’ın 140 ülke içinde 99’uncu ile 123’üncü sıralar arasında gidip geldiğini ifade eden Akıncı, “Bu yıl 114’üncü sıradayız.  Rekabet edebilirlik endeksimiz 7 üzerinden 3,5 civarında. Bu sonuçlar düşündürücü ve kaygı verici” şeklinde konuştu.

Rekabet edebilirliğin iyileştirilebilmesi için yapılan önerilerin icraata dökülmediğini söyleyen Akıncı, “Tespit edilen sıkıntılar ve zafiyetler ortadan kalkmak yerine, kronikleşerek büyümekte. Ekonomik potansiyelimizi maksimize etmekten giderek daha da uzaklaşmaktayız. İstikrarsız politikalar yönetim zafiyetleri, verimsiz devlet bürokrasisi ve benzeri sorunların olması rekabet edebilirliğin temel gereksinimlerinin bile karşılanmadığı anlamına geliyor” dedi.

Kuzey Kıbrıs’ın göreceli olarak iyi olduğu alanları da olduğunu kaydeden Akıncı, “Güney Kıbrıs ile aramızda çok büyük farkların olmadığının ve bu farkın kapatılabilir olduğunun söylenmesi elbette memnuniyet verici” şeklinde devam etti.

Zaman zaman yapılan konuşmalarda ‘çözüm olursa mahvoluruz, kiminle nasıl rekabet ederiz” gibi ifadeler kullanıldığını belirten Akıncı, “Çözüm olsun ya da olmasın, rekabet edebilir gücümüzün Güneyle kıyaslandığında farkın kapatılabilir noktada olması bize yeni ek motivasyon olmalı. Bu konuda gayretlerimizi artırmamız gerek” dedi.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın hazırladığı 2016- 2017 Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporu bugün düzenlenen toplantıyla açıklandı. Toplantının açılışında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Vekili ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş ve KTTO Başkanı Fikri Toros konuşma yaptı.

Toros: Önemli göstergeler sundu

KTTO Başkanı Fikri Toros, yaptığı açılış konuşmasında, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın en prestijli etkinliklerinden birisi olan Rekabet Edebilirlik Raporu’nun bu yıl dokuzuncusunun sunulduğunu belirterek, bu çalışmaların 2008 yılında yapılmaya başladığını söyledi.

Konu hakkında Dünya Ekonomik Forumu’ndan gerekli desteğin alındığına işaret eden Toros, Dünya Ekonomik Forumu’nun en önemli yayınlarından birisi olan Küresel Rekabet Edebilirlik Raporu’nun, her yıl kıyaslamalı olarak ekonomilerin rekabet edebilirliğini ölçtüğünü belirtti.

Çalışmaların, veriler ve anketler desteğiyle önemli göstergeler sunduğunu belirten Toros, bu çalışmanın en önemli vurgusunun, küresel gelişmelerin Kuzey Kıbrıs'taki yaşamın her noktasında toplumu da etkilediği gerçeği olduğunu kaydetti.

“Küresel riskler arttı”

Ülkede 2016'nın birçok ciddi zorluklar yaşanan bir sene olduğuna dikkat çeken Fikri Toros, yıl boyunca Kıbrıs'ta yaşanan olumsuzluk ve belirsizliğin yanısıra küresel risklerin de arttığını vurguladı.

Dünyada yaşanan olayların da ekonomiyi ciddi bir durgunluğa ittiğini ifade eden Toros, “Tahammülü gittikçe zorlaşan bu olumsuzluklara rağmen, biz adeta bir istisnaymışız gibi davranmaya devam ediyor ve küresel rekabetten uzaklaşıyoruz” dedi.

“Sorunları çözmek için gerekli kaynak ve yol haritası mevcut”

Dış sorunlara karşı müdahale şansı sınırlı olsa da, iç sorunlara çözüm üretmenin kendi kontrolümüzde olduğuna dikkat çeken Toros, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kıbrıs Türk ekonomisinde yaşanan sorunların, büyük nisbette programların kararlılıkla ve bütünlüklü olarak uygulanmamasından kaynaklandığını her fırsatta dile getirmektedir. Oysa bu sorunları çözmek için gerekli olan yol haritamız ve kaynağımız mevcuttur.”

Kamu sektörünün verimliliğini artırmak için üzerinde uzlaşılan programın kararlılıkla uygulanmadığı ve bunun için yaratılmış kaynakların kullanılamadığı görüşünü dile getiren Toros, son günlerde hükümet yetkilileriyle yapılan istişare toplantılarında bu sorunun kapsamlı olarak ortadan kalkmasına yönelik adımların atılmakta olduğunu belirtti.

Türkiye kaynaklı destek akışının normale dönmekte olduğu bilgilerinin taraflarına iletildiğini aktaran Toros, rekabet edebilir ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı tesis etmenin tanımının geçmişten bugüne tüm raporlarda yapıldığına dikkat çekti. Toros, bunları ana başlıklarıyla tekrarladı.

“Adapte olunması gereken yeni bir dünya var”

Artık adapte olunması gereken yeni bir dünya olduğunu ifade eden Toros, “Yakın tarihten miras kalan ekonomik araç, uygulama ve yöntemlerin demode kaldığını ve hayatımızı terk ettiğini her gün yaşayarak görüyoruz. Örneğin bizler hala daha mesai saatleri tartışmalarıyla enerji harcarken, e-devlet uygulamaları sayesinde 7/24 kamu hizmeti veren ülkelerin sayısı artmaktadır. Bu gerçekleri benimsemediğimiz süre boyunca dünyaya ayak uyduramayan toplumlar arasında kalmaya mahkumuz.” dedi.
 
Bugün karşılaşılan en büyük tehlikenin ise inancın yitirilmesi olduğunu vurgulayan Toros şöyle devam etti:

“Bu noktada hükümetimize düşen görev, gerçek bir liderlik ruhu içerisinde taahhüt edilen programları uygulayarak sunulan kaynakları ekonomiye kazandırmalarıdır. Toplumun daha fazla beklemeye tahammülü kalmamıştır. Yapısal sorunumuza bütünlüklü bir çözüm getirmek yerine, kısa vadeli popülist politikalar uygulamak rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonomiye dönüşmemizi asla sağlamayacaktır.”

Başta sağlık ve güvenlik standartları olmak üzere, genelde tüm AB standartlarına uyumun, rekabet edebilirliğin bir ön koşulu olduğunu ifade eden Fikri Toros, bu yılki temanın "Standartlar ve Dış Pazarlara Erişim" olarak seçilmesinin, bu ön koşulla ilgili gereken farkındalığı yaratmak ve ilgililerin dikkatini çekmek için olduğunu söyledi.

“Kalite ve standartlaşma siyaset üstü bir misyon haline getirilmeli”

Fikri Toros, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın gerek mevcut siyasi durumda dış pazarlara erişimde, gerekse çözüm süreci ve AB müktesebatına hazırlık çerçevesinde, Kuzey Kıbrıs'ta standartlaşmanın öncelikli olduğunu değerlendirdiğini belirtit.

Toros, şöyle konuştu:

“Kuzey Kıbrıs ekonomisi dünyadan izole kalmaması için standartlara uyum ve mal - hizmet üretiminde kalitenin artırılması, ekonomik kalkınmanın olmazsa olmazlarıdır. Avrupa Birliği’nde geçerli birçok standardın, AB üyesi olmayan, hatta Avrupa kıtasında bile bulunmayan birçok ülke tarafından benimsendiğini dikkatinize getirmek isterim. Siyasi yelpazemizin hangi kısmında olursak olalım, Kıbrıs çözüm sürecine ve AB’ye ilişkin hangi pencereden bakarsak bakalım, gerek mal ve hizmet üretiminin geleceği, gerekse Kıbrıs Türk toplumunun sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşamını sürdürebilmesi için, kalite ve standartlaşma siyaset üstü bir misyon haline getirilmelidir.”

“Kapsamlı bir siyasi çözüme destek”

Fikri Toros, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın, Kıbrıs’ta tüm tarafların kendilerini güvende hissedeceği ve Kıbrıs Türk toplumunu siyasi eşitliğinin tartışılmayacağı bir statüye kavuşturacak kapsamlı bir siyasi çözüme destek verdiğini kaydetti.

Yarım asrı aşan Kıbrıs sorununa sebep olan davranışların bir daha tekrarlanmayacağından
emin olmak, siyasi eşitliğin sözde değil somut olarak elde edilmesi, siyasi ve ekonomik güvenliğin sarsılmaz ve insan haklarına saygılı bir çözüm olmasının desteğin devamı için şart olduğunu vurgulayan Toros, şöyle devam etti:

 “Çözümün kalıcı olması ve toplumlar arasında barışın tesis edilmesi için siyasi müzakerelerin yanısıra, sosyal diyalog, ekonomik işbirliği, karşılıklı empati ve özveride bulunmak da şarttır. Çözüm süreci iki yanı keskin bir bıçak gibidir. Karşılıklı anlayış çerçevesinde kaydedilen yakınlaşmalar, yeni adımların atılabilmesine cesaret verirken; doğan krizler de sürece olan inanca ve karşılıklı güvene zarar vermektedir.”

banner9
Toros, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası'nın birlikte geliştirdiği güven artırıcı projelerin hayata geçirilmiş olması halinde, toplumlar arası güven ve çözüme olan inancın çok farklı bir seviyede olacağını ve müzakere masasındaki anlaşmazlıkların da aşılabilir olabileceğine inanç belirtti. 
Toros konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs Rum toplumunun bu iyi niyetli adımlara karşılık vermesi, zaruri olan güvene zarar verecek davranışlardan kaçınması ve müzakereler devam ettiği zaman hedef odaklı bir tavır sergilemesi, en büyük beklentimizdir. Bu doğrultuda Kıbrıs Rum siyasi partilerine ve uluslararası topluma da önemli görevler düştüğünü vurgulamak istiyorum.”

 “Hastalık aynı, tedaviler de belli. Ama anlaşılan o yönde biraz geri kalıyoruz”

Mustafa Akıncı, konuşmasına Kıbrıs Türk Ticaret Odası’na teşekkürlerini ileterek başladı.
Odanın bu konuda 9 yıldır çalışma yaptığını, çalışmaların akademi dünyasıyla sürdürüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz yıl benzer bir toplantıya katıldığını anımsattı.

Akıncı süreci, “Hastalık aynı, tedaviler de belli. Ama anlaşılan o yönde biraz geri kalıyoruz” şeklinde değerlendirdi.

Mustafa Akıncı, dünya ekonomisinin yaklaşık 10 yıldır zor dönemden geçtiğini kaydetti.

Akıncı, küresel, finansal rant sonrasında uzun süreli ekonomik yavaşlama hatta durgunluk yaşandığını söyleyerek, daralmadan çıkmak için özellikle Euro bölgesinde istihdamı ve talebi uyaracak maliye politikaları yerine tek politika aracı olarak genişlemeci para politikaları kullanıldığını belirtti.

Mustafa Akıncı, “Ne yazık ki genişlemeci para politikaları kısa dönemli faydalar sağlasa bile uzun dönemli ekonomik büyüme ve verimlilik artışı konusunda etkili olamadı” dedi.

“Bunun böyle olması esasında beklenen bir şeydi” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı şunları belirtti:

“Uzun dönemde büyümeyi ve verimlilik artışını belirleyen faktörler farklıdır. Kürsel düzeyde ekonomik büyümenin yavaşladığı, daha da kötüsü gelecekle ilgili belirsizliğin arttığı bir ortamda verimlilik düşüyor, gelir dağılımı bozuluyor. Bu ise dışa kapalı, korumacı, popülist söylemlerin artmasına ve bunların prim toplamasına neden oluyor. Bu gelişmeler aslında bazı ülkelerde kendini gösterdi. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde yakın bir gelecekte istenilen ekonomik büyümenin yakalanmasının daha da zor olacağını işaret ediyor.”

“Küresel ekonomik gelişmeler bizleri de etkiliyor....”

“Her ne kadar Kıbrıslı Türkler olarak küresel ekonominin doğrudan bir parçası olamasak da ekonomimizin lokomotifi durumunda olan turizm ve yükseköğrenim sektörleri üzerinden küresel ekonomik gelişmeler bizleri de etkilemektedir” diyen Akıncı, “Dolayısıyla bu yeni duruma adapte olabilmek, adada muhtemel bir çözüme hazırlanabilmek ve toplumsal refahımızı artırabilmek adına kendimize çeki düzen vermemiz gerektiği aşikardır” ifadesine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Dünya Ekonomik Formu’nun rekabet edebilirliği bir ülkedeki verimliliği belirleyen kurumlar, politikalar ve faktörler kümesi olarak tanımladığını anımsatarak, verimliliğin ülkedeki refahı belirlediğine, rekabet edebilirliğin 12 temel unsur üzerinden ölçülebildiğine işaret etti.

Akıncı, bu 12 temeli, kurumlardan altyapıya, finans piyasasının gelişmişliğinden, teknolojik hazırlığa kadar sürdüğünü ifade ederek, “Burada teknik meselenin yanında siyasi bir mesele de var. Dünya Ekonomik Formu 140 kadar ülke için yaptığı bu hesaplamaları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içinde politik konjonktür nedeniyle yapamıyor. Bu boşluğu KTTO odası dolduruyor” şeklinde konuştu.

“Rekabet edebilirlik endeksimizin 7 üzerinden 3.5 civarında olması düşündürücü, kaygı verici”

Akıncı şu değerlendirmede de bulundu:

“Son 8 senede ortaya çıkan raporlardan gördük ki 140 ülke içinde 99’uncu ile 123’üncü sıralar arasında gittik geldik. Bu yıl 114’üncü sıradayız. 

Rekabet edebilirlik endeksimizin 7 üzerinden 3.5 civarında olması son derece düşündürücü ve kaygı vericidir. Daha da önemlisi rekabet edebilirliğimizin iyileştirilebilmesi için yapılan önerilerin icraata dökülmemesidir. Tespit edilen sıkıntılar ve zafiyetler ortadan kalkmak yerine kronikleşip büyümekte. Ekonomik potansiyelimizi maksimize etmekten giderek daha da uzaklaşmaktayız. İstikrarsız politikalar yönetim zafiyetleri, verimsiz devlet bürokrasisi ve benzeri sorunların olması rekabet edebilirliğin temel gereksinimlerinin bile karşılanmadığı anlamına gelmektedir.”

“Göreceli olarak iyi olduğumuz alanlar da vardır elbette...”

“Göreceli olarak iyi olduğumuz alanlar da vardır elbette” diyen Akıncı, şunları ekledi:

“Birçok alanda yapmamız gereken çok iş olduğu gerçektir. Hükümetlerin bu konularda yapması gerekenler var. Bir an önce bunları yaşama geçirmeleri kaçınılmazdır. Özel sektördeki işletmelerimiz de kurumsal iletişim yapılarını iyileştirerek, örneğin hem bireysel, hem de sektörel düzeyde ağlar ve öbekler kurarak işletme gelişmişlik düzeyimizi yükseltmelidir. Aksi takdirde gelir düzeyimizin bırakın artmasını sürdürülebilir olması bile mümkün olmayabilir. Bu da toplum içinde ciddi kutuplaşmaya yol açabilir. Ekonomik ve sosyal uyumu ciddi şekilde tehdit edebilir.”

“Temennim benzeri endekslerin de hesaplanıp düzenli şekilde yayınlanması”

“Temennim rekabet edebilirlik endeksine ek olarak ülkemizin durumunu değerlendirmede kullanacağımız benzeri endekslerin de hesaplanıp düzenli şekilde yayınlanmasıdır” ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Daha da önemlisi verimliliğimizin artırılması için gerekenlerin yapılmasında kamu-özel sektör, sivil toplum ve sivil toplumla üniversitelerin koordineli şekilde çalışmalıdır” dedi.

“Özellikle sağlık ve ilköğretimde göreceli olarak kötüleşme olduğu söylendi. Bu alarm verici”

Konuşmasında rapora işaret eden Mustafa Akıncı, “Özellikle sağlık ve ilköğretimde göreceli olarak kötüleşme olduğu söylendi. Bunun alarm verici bir şey olması gerek diye düşünüyorum. İki tane çok önemli alan. Bu konularda ciddi işler yapmamız gerektiğini bize söylüyor” şeklinde konuştu.

“Güneyle kıyaslandığında farkın kapatılabilir bir noktada olması bize yeni ek bir motivasyon olmalı”

“Güney Kıbrıs ile aramızda çok büyük farkların olmadığının ve bu farkın kapatılabilir olduğunun söylenmesi elbette memnuniyet vericidir” diyen Mustafa Akıncı şöyle devam etti:

“Zaman zaman bu konularda konuşuyoruz. ‘Eyvah bir çözüm olursa biz bittik, mahvolduk. Kiminle nasıl rekabet edeceğiz’ diye. Çözüm olsun ya da olmasın, rekabet edebilir gücümüzün Güneyle kıyaslandığında farkın kapatılabilir bir noktada olması bize yeni ek bir motivasyon olmalıdır. Bu konuda gayretlerimizi artırmamız gerek diye düşünüyorum.”

Veriler ve istatistikler konusunda da değinen ve “Galiba bu, en büyük zafiyetimizin olduğu konudur” diyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şunları aktardı:

“Sağlıklı veri, istatistik olmazsa doğru teşhis konulamaz, doğru teşhis konulmadan doğru tedavi yapılamaz. Bu iş bu kadar basittir. Bu konuda ne kadar emek verirsek, bu alana ne kadar yatırım yaparsak o kadar gerekli ve yararlı bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum. Çok kereler karşımıza bu konu çıkıyor. Belediye başkanlığım, başbakan yardımcılığım dönemlerinde de şimdi de toplumumuzun en büyük eksikliklerinden birinin veri tabanı olduğu konusu hep karşıma çıktı. Bunu aşmamız lazım. Sağlıklı gelişmemizin en önemli alt yapısını bu oluşturacak.”

Akıncı, çalışmaların topluma hayırlı olmasını da diledi.

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2017, 15:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108