banner6

Alım gücündeki düşüş yüzde 50’yi bulacak

banner37

Alım gücündeki düşüş yüzde 50’yi bulacak
banner150 banner151 banner143

Ali ÇATAL

   Ekonomist ve Akademisyen, Prof. Dr. Okan Veli Şafaklı, KKTC’de halkın alım gücünde, 2022 yılının henüz ilk çeyreğinde dahi ‘dramatik’ bir düşüş yaşandığını söyledi.

   Bir ülkede sakin vatandaşların ve tüketicilerin alım gücünün düşmesinin, tüketicin gelir ve kazancının enflasyona paralel artmamasından kaynaklandığı bilgisini veren Şafaklı, “KKTC’de de 2022 yılı itibarıyla allım gücünde vahim derecede düşüş gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

   Temel tüketim mallarında, özellikle Ocak-Mart 2022 dönemi resmi rakamlarında yüzde 27 olarak kayda geçen fakat gerçek piyasa fiyatları açısından ‘yüzde 300’lere varan’ fiyat artışlarının söz konu olduğunu ifade eden Şafaklı, yoksullaşma karşı yapılan mitingde 10 binlerce insanın sokaklardaki feryat figanının da halkın alım gücündeki ‘ürkütücü’ gerilemeden kaynaklandığını aktardı.

   ‘Gerçek’ rakamları bir tarafa bırakarak, resmi istatistik rakamlarına göre yorum yapılsa bile 2022 yılının ilk üç ayında, iş gücüne dahil kesimin alım gücünün yaklaşık üçte bir azaldığının ortaya çıktığını vurgulayan Şafaklı, bu düşüşün ise Haziran 2022 periyodu sonuna kadar ‘yüzde 40’ı aşmasının’ beklendiğine de dikkat çekti.

   Bu bağlamda, Haziran 2022 dönemi itibarıyla, Kuzey Kıbrıs’taki çalışan kesimin alım gücünün ‘yarı yarıya düşeceğini’ belirten Şafaklı, alım gücündeki bu ciddi düşüşün ise piyasadaki daralmayı ‘kaçınılmaz olarak’ daha da derinleştireceği bilgisini verdi.

   Bahse konu daralmadan, mili gelir, üretim ve istihdam rakamlarının da olumsuz etkileneceğini söyleyen Şafaklı, “Daralmadaki bu kötüleşme, bir taraftan mevcut çalışanları yoksullaştırırken yeni işsizler ortaya çıkaracak; diğer taraftan da maliyenin vergi gelirleri düşeceğinden, mevcut iflas halindeki devlet de tamamen duvara toslayacak” uyarısını yaptı.

   KKTC’de ‘stagflasyon’ diye adlandırabileceğimiz ‘yüksek enflasyon ile reel gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) iki veya daha fazla çeyrek yıllık periyotta arka arkaya negatif büyüme göstermesi durumu resesyonun aynı anda yaşanması’ gerçeğinin de ne KKTC’nin ne de Türkiye’nin ‘aman aman’ müdahale edebileceği maliyet enflasyonundan kaynaklandığına da işaret eden Şafaklı, bu nedenle, ülkedeki toplam talebi koruyacak kamu maliyesi politikasının esas alınması gerektiği gerçeğine parmak bastı.

   ‘İntihar’ sayılabilecek en önemli yaklaşımın ise halkın alım gücünün dibe vurması anlamına gelecek ‘hayat pahalılığı ödemesini dondurmak veya kaldırmak’ olacağını kaydeden Şafaklı, ekonomik aklın da böylesi bir eylem yerine, tüketicinin alım gücünü korumayı ve hatta artırmayı emrettiğini açıkladı.

“Asgari ücrette ‘otomatik eşel mobil’ uygulanabilir”

   Okan Veli Şafaklı, dolayısıyla, çalışanlarının hayat pahalılığı ödeneğini en erken zamana ve mümkün ise bir aya çekilmesi ve özel sektör çalışanlarına da yapılacak yasal değişiklik neticesinde ‘asgari ücrette otomatik eşel mobil’ uygulamasının önerilebileceğini de kaydetti.

   Buna ilave olmak üzere, çalışanların alım gücünü artırmak için belirli vergi oranlarının düşürülmesinin de bir kamu maliyesi öğretisi olduğunu ifade eden Şafaklı, bu yaklaşımın da ötesinde, fakir-fukaraya sahip çıkmak için Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde olduğu gibi Güney Kıbrıs’ta da uygulanan ve aile gelirini belirli bir sınırın altına düşürmemeyi öngören ‘Asgari Garanti Edilmiş Gelir Programı’nın KKTC’de de hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

   Makro acıdan ise külliye, yol ve hastane gibi tüm yatırımlara en kısa dönemde ‘toplam talebi artıracak şekilde’ derhal başlanmasını salık veren Şafaklı, “Kaynağın nereden bulunacağına yönelik sorunun ilk muhatabı elbette Türkiye ile imzalanan protokolleri imza edenler olarak ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

   KKTC ile Türkiye arasında imzalanan protokollerin ‘geçmişin aksine’ işlevsellik kazanmasının elzem olduğunu vurgulayan Şafaklı, ayrıca, KKTC’de irade noksanlığı nedeniyle bir türlü tahsil edilemeyen devlet alacaklarının ve mali yapıya katılamayan kaynakların da derhal hareket geçilmesi gerektiğini söyledi.

   Devletin bu dönemde ‘Robin Hood olma’ özelliğinin ön plana çıkarılmasının şart olduğunu kaydeden Şafaklı, ekonomik örgütlerin de iddia ettiği üzere yüzde 70’lik kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması, adil bir vergi sistemiyle lüks yaşam ve gelirleriyle örtüşmeyen vergilerin peşine düşülmesi, yeşil vergileme, tahsil edilemeyen ‘yarım milyar TL’nin üzerindeki’ devlet alacaklarının tahsili ve 150 milyon Amerikan dolarını aşan batık banka kredilerinin tahsili gibi konuların ‘ivedilikle’ üzerine gidilmesi gerektiğini belirtti.

   KKTC’de, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde dahi servetinin katlandığını kamuya açıklayan zenginler olduğunu hatırlatan Şafaklı, Arjantin’de olduğu gibi bir defalığına ‘servet vergisi’ uygulamasının da kaynak oluşturmak için başvurulabilecek bir alternatif olduğunu aktardı.

   Şafaklı, sözlerini, “Bu alternatiflere başvurabilecek devlet iradesinin konulması halinde, iddia ediyorum ki Türkiye’den destek almamıza bile gerek kalmaz” ifadeleriyle sonlandırdı.

Güncelleme Tarihi: 25 Nisan 2022, 09:51
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110