banner6

Belirsizlik, 2017'ye damgasını vuracak

banner37

Euromonitor International araştırma şirketi, ekonomi, politika, ticaret, tüketim, nüfus ve riskleri analiz ettiği “2017 Yılında Küresel Ekonomiler ve Tüketiciler” başlıklı raporunda, dünyadaki riskleri masaya yatırdı

Belirsizlik, 2017'ye damgasını vuracak
banner99

Ali CANSU

Araştırma şirketi Euromonitor International, ekonomi, politika, ticaret, tüketim, nüfus ve riskleri analiz ettiği “2017 Yılında Küresel Ekonomiler ve Tüketiciler” başlıklı raporunda, 2017’de öngörülerini paylaştı, riskleri masaya yatırdı.

Euromonitor International, 13 başlıkta, 2017’de, dünyayı nelerin beklediğine ilişkin “2017 Yılında Küresel Ekonomiler ve Tüketiciler” raporu hazırladı.

Raporda, ekonomiden nüfusa, ticaretten iş hayatına kadar nasıl bir 2017 ile karşı karşıya olduğumuz irdelendi.

Raporun giriş bölümünde, 2017’de, özellikle evrimleşen ekonomi ve müşteri yelpazesi ile politik istikrarsızlığa vurgu yapılıyor. Raporda, en önemli küresel iki tehdit olarak ise ABD’nin yeni başkanı Trump ve Brexit gösteriliyor. Trump’ın izleyeceği politikanın küresel ekonomiyi nasıl etkileyeceğinin bilinmediği belirtilen raporda ayrıca, “Trump’ın seçimden önce yaptığı vaatlerin ne kadarının retorik, ne kadarının gerçek olduğu da bilinmiyor” ifadesine yer veriliyor.

Küresel üretim yüzde 5 büyüme kaydedecek. Üretimde Asya-Pasifik bölgesi lokomotif görevi görürken, küresel üretimin yüzde 40’ının bu bölgeden yapılması bekleniyor. Çin, Hindistan ve Filipinler’deki üretim miktarlarında yüzde 10 büyüme yaşanması bekleniyor.

Tüketiciler 2017 yılına belirsizlik altında giriyor

2017’nin bilinmeyenlerinden birinin de Brexit olduğu belirtilen Euromonitor raporunda, “İngiltere’nin Avrupa dışındaki küresel ekonomiye etkisi Trump kadar olmayacaktır. Ancak İngiltere’deki bu siyasi oynaklık, kilit endişelerden biri” değerlendirmesi yapılıyor.

Raporun devamında, şu detaylar yer alıyor:

“2017 yılında kişisel harcamalar yüzde 2.3 oranında artacak. Hane halkı başına ortalama tasarruf miktarı ise 3 bin 609 dolar olacak. Küresel olarak harcanan her 3 dolardan birini elinde bulunduran ABD’de, Trump yönetimi altındaki tüketicilerin nasıl bir tutum takınacağı ise küresel bir sorun. Büyüme hızındaki yavaşlamaya rağmen, Çinlilerin kişisel harcamalarındaki artış devam edecek. Gelişmekte olan ülkelerdeki kişi başına harcama ise gelişmiş ülkelere nazaran iki kat fazla artacak. 2017 tüketici trendinde özgünlük, rahatlık ve deneyim başı çekecek. Yeni tüketim, müşterilerin öncelikleri ve değerleri üzerinden yükselecek.

Dünya nüfusu 7.4 milyara ulaşacak

Nüfus eğilimi, ekonomik kalkınmadan gelir dağılımına ve istihdama kadar çok geniş yelpazede belirleyenin etkisi altındadır. Dahası, sağlık hizmetleri, okullaşma, su, gıda ve barınma gibi temel insani ihtiyaçların sağlanmasına yönelik çabaları da etkilemektedir. 2017’de 7.4 milyara ulaşacak toplam nüfusun yüzde 55.2’si Asya-Pasifik bölgesinde yaşayacak. 2007’de yüzde 50 olan kentli nüfus oranı, 2017 yılında yüzde 55’e yükselecek (2007 ile birlikte ilk defa kentte yaşayan insan sayısı, kırsalda yaşayan insan sayısını geçmişti). 2007’de 3.3 milyar olan kentli insan sayısı, 2017’de 4.1 milyara yükselecek. En büyük kentsel nüfus artışı, Asya-Pasifik, Orta Doğu ve Afrika’da yaşanacak.

Dünyadaki kentsel nüfus, yılda ortalama yüzde 2 oranında büyüyor ancak bazı şehirler, bu ortalamanın üzerinde büyüyor. Nüfusu en hızlı büyüyen şehirler ise Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde yer alıyor.

Ekonomi, finans ve ticaret

Belirsizlik, 2017 yılında da küresel ekonomiyi domine etmeye devam edecek. Dünyadaki siyasi, politik ve ekonomik dalgalanmalar hem özel sektörde hem de kamuda “Bekle gör” eğilimini arttıracak. Bu da küresel ekonomi için bir risk faktörü. Küresel şirketlerin, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerdeki jeopolitik belirsizliklere karşı hazırlıklı olması gerekiyor.

Trump’ın seçimleri kazanmış olması, gelişmiş ülkeler için bir diğer politik şok anlamına geliyor. ABD kongresi Trump’ın politikalarının bir kısmını denetleyecek gibi görünse de, Trump’ın politikalarının tamamının uygulanması durumunda ABD’de durgunluk riski artmakla kalmaz, küresel ekonomide de bir durgunluğa neden olur.

Avrupa’da ekonomik büyüme tehdit altında

Ticari sınırlamalar ve göçmenler konusunda sorun yaşayan tek ülke elbette ABD değil. Avrupa’da yükselişte olan sağcı partiler de siyasi belirsizliği artıran bir etken. Brexit nedeniyle artan endişeler bu ülkeye dönük talebi düşürecek. 2017 yılında Fransa’da yapılacak genel seçimler ve başkanlık seçimleri ise AB’nin geleceği konusunda belirleyici olacak. AB karşıtı ulusalcı lider Marine Le Pen seçim çalışmalarına başladı bile. İtalya’da Anayasa referandumundan yenik çıkan Başbakan Matteo Renzi’nin istifası ise, 2018 seçimlerine hazırlanan AB karşıtı Beş Yıldız Hareketi’nin zeminini güçlendirdi. Daha geniş bir ekonomik durgunluk Avrupa’nın genel görünümüne zarar verebilir. Siyasi popülizmin yükselmesi, ticaret ve göçmen meselelerinde daha fazla kısıtlamayı beraberinde getirebilir. Bu da yapısal reformların uygulanması yavaşlatarak özel sektör güven endeksinin çökmesine, yatırımların ve harcamaların durmasına yol açabilir.

Çin’de ise kullanılan ‘çürük krediler’ endişe kaynağı olurken, önümüzdeki 2-3 yıl içinde bankacılık sektörünün bir krizle karşı karşıya geleceği tahmin ediliyor. “Zombi işletmeler” olarak adlandırılan ağır borçlu şirketler, iflas erteleme ve kredi borçlarının silinmesi çağrısında bulunabilirler.

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2017, 09:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner104